Sert konuşma!
Tarih: 7.3.2018 17:03:27 / 167okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Pek televizyon izlemiyorum; sadece bir iki ciddi programı takip ediyorum; memlekette ve dünyada ne olmuş ne bitmiş diye ekran altında akan haber şeridine şöyle bir bakıyorum; bir de internetten bazı köşe yazılarını okuyor, öne çıkan haberlerin sadece başlıklarına göz atıyorum; fazlasıyla yetiyor. Akıl sağlığını düşünen ve “zamanım değerli” diyen herkese tavsiye ederim; çok iyi geliyor.
Ama son zamanlarda -ben bile fark ediyorum- haberlerde, manşetlerde bir ‘sert konuşma´dır gidiyor. “Filan parti yetkilisi falan partinin falan yetkilisine sert konuştu. O da ona çok sert cevap verdi. Sonra diğeri veya onun tarafından biri o çok sert cevap verene daha da sert cevap verdi.”
Eskiden mikrofonlar sıklıkla generallere uzatılırdı. Mesela Cumhurbaşkanı yahut Başbakan resepsiyon verir ama haberciler generalin başına toplanırlardı. Bu bile adamın yürüyüşünü değiştirmeye yeterdi. Tabii sürmanşetleri de generalin –en başta ‘irticacılar´a ve hazzetmedikleri başka kesimlere karşı- sert konuşması oluştururdu. Hatta konu –diyelim ki- ‘irticacı´ Başbakan veya başka bir siyasi şahsiyet ise konuşmanın çok sert olması, konuşana da diğer ilgililerine ayrı bir keyif verirdi.
Hatırlar mısınız? 28 Şubat günlerinde askerlerin bu çok sert konuşmalarını bazı profesörlerimiz, bazı hâkimlerimiz vs. nasıl ayakta alkışlarlardı!
***
Şimdi çok şükür o günler geride kaldı. Fakat sert, çok sert, daha da sert konuşmalar yine manşet oluyor ve alkışlar yine devam ediyor. Kıyafet değişti, içerik değişti ama tavır, dil ve alkış değişmedi. Demek ki toplum veya toplumun çoğunluğu sert konuşmayı seviyor.
Ne kadar bilgili, kültürlü, birikimli de olsanız; on parmağınızda on marifet de olsa, eğer –İslam ahlak literatüründe en üst erdemin adı olarak kabul edilen tabirle- halîm iseniz, yani sâkin, kibar, saygılı ve ağır başlı iseniz; gerektiği yer ve zamanda, gerektiği kadar ve gereken incelikle konuşuyorsanız başka kapıya gidin. Şimdilerde bizi açmıyor.
Büyük çoğunluğumuz bu sert konuşmalar üzerinden, eski haksızlıkların içimizde biriktirdiği öfkelerimizi, hınçlarımızı boşaltıyoruz galiba. Bu halimizle de sanki İslam´ın “af ve müsamaha” ahlakı yerine, Câhiliye kültürünün “se´r/intikam” ahlakını temsil ediyor gibiyiz.
***
Bu üslûp elbette hiçbir insana yakışmaz. Ama bu üslûbu İslâmî duyarlılıkla bağdaştırmak asla mümkün değildir. Bizim ahlak kültürümüzde âlimler, din önderleri, siyasetçiler gibi rol model konumundaki insanların hem davranışlarının hem de konuşmalarının yumuşak ve yapıcı olmasına dikkat etmeleri gerektiğine ilişkin –Kur´ân-ı Kerîm´den ve Hz. Peygamber´in sünnetinden başlamak üzere- zengin bir birikim var. Faydalı olacağını umarak birkaç örnek paylaşmak isterim:
Yüce Rabbimiz buyurur ki: “Güzellikle çirkinlik bir değildir. Sen en güzeliyle karşılık ver. O zaman göreceksin ki, aranızda düşmanlık bulunan insan sıcak bir dost gibi olacaktır. Ama bu sonuca ancak sabırlı olanlar ulaşır ve buna ancak (erdemlerden) büyük ölçüde nasiplenmiş olanlar ulaşır” (41/34-35).
Adamın birinin, “Ya Resûlallah! Bana nasıl bir Müslüman olmam gerektiği konusunda öyle bir şey söyleyiniz ki, bir daha bu konuda başka hiç kimseye soru sorma ihtiyacım kalmasın” ricası üzerine Peygamber efendimiz, “Allah´a inandım´ de, sonra dosdoğru ol” buyurdu. “En çok neye dikkat edeyim?´ deyince de eliyle dilini gösterdi.
Şu güzel sözler de Peygamberimizden: “Ne mutlu o kimseye ki, malının fazlasını harcar, dilinin fazlasını kısar”; “Allah´a ve ahiret gününe inanan ya hayırlı konuşsun ya da sussun.”
Şu vecize de Hz. Ömer´in bilgisiyle tanınan oğlu Abdullah´a ait: “İnsanın en fazla temiz tutması gereken organı dilidir.”

Anahtar Kelimeler: Sert, konuşma
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Ne mutludur o kişi ki yoldaşı, haset değildir?

Mevlana