Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası
Tarih: 13.6.2018 14:53:39 / 256okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Geçen ayın sonunda kaybettiğimiz Prof. Dr. Semavi Eyice, büyük bir sanat tarihçisi ve İstanbul´un canlı hafızasıydı. Ona sorup da cevabını alamadığım hiçbir sual olmadı. Görme hassasını hatalı bir lazer tedavisi sonunda büyük ölçüde kaybetmiş olmasına rağmen yeni yayınları izler ve okutarak hafızasına mal ederdi. Derin Tarih dergisinde de yazmaya devam ediyordu. Geçenlerde Mustafa Armağan´a hocanın yazılarını nasıl yazdığını sordum. Meğerse o anlatıyor, kayda alınan konuşmaları çözülüp metin haline getiriliyor, kendisine okunup tashih edildikten sonra yayımlanı
Semavi Bey´e son yıllarında İSAM bir yuva olmuştu; bir odası ve çok çalışkan bir yardımcısı vardı. Sema Doğan Hanım, onun eli ayağı, gözü kulağı olmuştu ve hocanın bütün kitap ve makalelerini titizlikle topluyordu. Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanmış olanlar aynı kurum tarafından büyük boy ve yaklaşık 1050 sayfalık sayfalık bir cilt halinde yayımlandı: Semavi Eyice Külliyatı I (2015) Türk tarihi, kültürü ve İstanbul´la ilgilenen herkesin elinin altında bulunması gereken bu derlemenin devam da gelecek sanıyorum. Semavi Eyice Kaynakçası (2009) ve Semavi Eyice ile İstanbul´a Dair (2013) isimli çalışmalar da Sema Doğan imzasını taşıyor.
Zaman zaman hocanın İSAM´daki odasına uğrar, soracaklarımı sorardım. İBB Kültür A.Ş. tarafından yayımlanan, editörlüğünü Coşkun Yılmaz´ın yaptığı on ciltlik Büyük Osmanlı Tarihi´nin onuncu cildindeki uzun röportajı orada yaptım. Doğrusu Semavi Bey´le röportaj yapmak çok zor bir işti; çünkü pırıl pırıl bir hafızası vardı, çocukluğundan itibaren yaşadığı ve öğrendiği hiçbir şeyi unutmamıştı. Olaylar, kişiler, mekânlar, tarihler... Anlatmaya başladığı zaman bütün hafızası devreye giriyor, galiba aynı zamanda konuşup bildiklerini birilerine aktarma ihtiyacı hissettiği için anlatıyor, anlatıyordu. Sözünü kesemez, araya giremezdiniz.
Semavi Bey´in renkli hayatı, eserleri ve mücadelesi üzerine vefatı vesilesiyle çok şey yazıldı. Ben sadece aziz hocamızın tahrip edilen kültür mirasımız ve yok edilen hafızamızdan söz ederken içinin nasıl yandığını, son zamanlarda özellikle bu mesele üzerinde konuşup yazdığını hatırlatmak istiyorum. İzin verirseniz, sözünü ettiğim röportajımda Ayasofya´daki Sultan Abdülmecid tuğrasının başına gelenlere dair anlattıklarını -aralardaki soruları atarak- iktibas etmek istiyorum:
***
“Ben böyle bir tuğranın varlığını Fossati´nin İsviçre´deki arşivini incelerken öğrenmiştim. Çünkü Sultan Abdülmecid çok merak ediyor bu Ayasofya´daki restorasyonu, devamlı gidiyor, geliyor. Mozaikleri görüyor, kim bunlar diyor. ‘İşte İstanbul´u yapan Konstantin, Ayasofya´yı yapan Jüstinyanus...´ filan deyince ‘Ah keşke diyor Ayasofya´yı bu kadar esaslı restore ettiren benim de bir resmim konsa buraya!´ diyor. Fakat o devirde bu mümkün değil tabii. ‘Madem padişahın böyle bir arzusu var´ diyor Fossati, dökülmüş olan mozaik tanelerini toplatıyor, İtalya´dan da bir mozaik ustası getirmiş, Lanzoni adında bir adam, ona bir tane yuvarlak, mermer bir tuğra işletiyor.
Zemini altın, fakat Bizans mozaikleri bunlar. Altından toplanan taneler yani. Ortasında da Sultan Abdülmecid´in tuğrası... Nereye koydu bunu, bilmiyoruz. Hazırlattığını söylüyor. Kendi notlarında var bu. Arşivinde ben buldum bunu. ‘Böyle böyle bir tuğra yaptırdım´ diyor adam. Fakat tuğra yok ortada. Kimse görmüş de değil. Ayasofya´nın müdürleri devamlı hareket hâlinde. Değişiyor, geliyor filan. Benim çocukluktan beri arkadaşım olan Sabahattin adında biri vardı, Sabahattin Batur (...) Ecevit zamanında Ayasofya´ya müdür oldu. Çocukluğumuz falan beraber geçti Amasra´da. Birgün Ayasofya´ya gittim. Makamında oturduktan sonra, ‘Gel, seninle depoya inelim, aşağıya!´ dedi. Depo olarak kullanılan büyük mekânlar var. Birine girdik, ooo, neler yok. Yığın hâlinde. Kullanmamış, değerlendirmemişler; kırılmış, dökülmüş.
Envanteri yok doğru dürüst. Fakat yerde yuvarlak bir mermer dikkatimi çekti. Masa gibi. Baktım üzerinde siyah mürekkeple yazılmış Lanzoni filan diye bir imza. Aklıma geldi tabii. Arşivden biliyorum onu ben, vaktiyle İsviçre´de tetkik ettiğim arşivden. Hademelere, çevirin şunu tersine dedik. Bir baktım, tuğra... ‘Yahu´ dedim, ‘bunu buraya ne diye atıyorsunuz? Koyun yerine, orada dursun!´ Hangi müdüre söylediysem ‘O problem işte efendim, koyamayız!´ filan diyorlar. Her müdüre söylüyorum. Hiçbiri yapamadı. Sonra benim öğrencilerden biri müdür olduydu. Ona da söyledim. ‘Hocam, ben yaparım o işi!´ dedi. Üç günde o levha oradan alındı, Ayasofya´ya getirildi. Güzel, âlâ... ‘Hocam, nereye koyalım bunu?´ dedi, “Kapının yanına koyun. Altına da ‘Fossati tarafından Abdülmecid´in emriyle Ayasofya restore edildiğinde İtalyan sanatkâr Lanzoni tarafından yapılmış olan mozaik tuğrası´ yazın.” Bunu da Türkçe-İngilizce olarak yazdık. Altına konuldu.
Birkaç sene Ayasofya´ya uğramadım ben. Bir kadın oraya müdür oldu, Jale adında. Çağırdı beni, işte size danışacağım şeyler var filan. Gittim, bir baktım, tuğra yok. Kalkmış tuğra. ‘Tuğra nerde Jale Hanım?´ dedim, Burada bir tuğra olması lazım. Duvarda, çakılmış vaziyetteydi. ‘Valla benim haberim yok!´ dedi. Kaldırılmış, yok! Aradık, bir depoda bulundu fakat Jale Hanım cesaret edemedi yerine çaktırmaya, oraya bir camekân yaptırdı, onun içine yatırdı onu. Sonra Jale gitti, tuğra gene kayboldu ortalıktan. En son baktım, Haluk Dursun oraya müdür oldu (...) Eski yerini söyledim. Aynı yere çaktırmış, altına yazıyı da koymuş. Ben bir Yıllık çıkarıyorum dedi. Ama Haluk oradan ayrıldı. O gizli kuvvet, sancakları kaldırtan, kılıcı kaldırtan...”
Tam burada hocaya “Yine mi kaldırttılar yoksa hocam?” diye sormuştum, “Hayır, ama kaldırtabilirler,” demişti, “Çünkü Kariye Camii´nin minberini de kaldırttı o kuvvet.”
Sultan Abdülmecid´in tuğrası şimdi yerli yerinde!
Bu vesileyle aziz hocamıza Allah´tan rahmet, yakınlarına, dostlarına ve bütün milletimize başsağlığı diliyorum.

Anahtar Kelimeler: Semavi, Eyice, Sultan, Abdülmecid, tuğrası
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yunan mitolojisi ve biz (13 Ekim 2018 - Cumartesi)
Yunan mitolojisi ve biz (10 Ekim 2018 - Çarşamba)
Tatlı aşurenin acı hatırası (05 Ekim 2018 - Cuma)
‘Aylar bize hep Muharrem oldu´ (24 Eylül 2018 - Pazartesi)
‘Muhteşem ve feyizli bir başlangıç´ (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk (14 Ağustos 2018 - Salı)
Mütebahhir bir dost: Metin Kayahan Özgül (07 Ağustos 2018 - Salı)
Şerefiye Sarnıcı ve sanat (29 Temmuz 2018 - Pazar)
Futbol, milliyetçilik ve ırkçılık (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar..

Mevlana