Doğan Kaya


Selman Bey ile Turnatel Hanım hikâyesi

Selman Bey ile Turnatel Hanım hikâyesi


(35) Aldı Salman Bey: (Makamı: Guba Kerem) Nevcivan yârimi aldın elimden Sıdk ile hatrıma değdin ey felek Bâr-butak açarken dal kametini Hicran taftağiyle döydün ey felek Beden ağlar Burç düştü beden ağlar Kırılan kafle menimdi Özgeler neden ağlar
Sevdasına düştüm oduna yandım Yüz min mihnetinen gülşene kondum Ne o menden ne men ondan osandım Niye kasteyledin kıydın ey felek. Dağlar gezdim Bahçeler bağlar gezdim Bir gün şâd-kâm olmadım Bahtıma ağlar gezdim
Salman´am artırdın intizarımı Yıktın yeksan ettin tarumarımı Muradı gözünde civan yârimi Hasret intizarlı koydun ey felek. Kara bahtım Ağ bahtım kara bahtım Ya senin kür talihin Ya menim kara bahtım Efendim cemaat toplandı. Cenazeyi alıp yürüdüler kabristana. Musalla taşına koyup namazını kıldıktan sonra tabutu kabre götürdüler, tabutu açıp cesedi indirdiler kabre. Üzerini örtecekleri sırada Salman Bey rica etti, dedi ki: -Hele o salı geri alın. Men bu latif
cismi, şu toprağa emanet vereyim, ondan sonra üstünü örtün. Salman Bey, orada bu şekil beş kıta ibareyi okudu. Aldı Salman Bey: (Makamı: Zarıncı) Ey kabristan senden şikâyetim var Kestin umudumun ışık yolunu Allah emaneti verirem sana Yaralı gönlümün gonca gülünü Öz günüme Çabamı çöz günüme Düşesen elime felek Seni asaram öz günüme
Seni tafşıraram Hakk´a bin sefer Teselli cevaptan mana ver haber Amber muylarına değmesin gubar Hâke belend etme siyah telini Güle damlar Oturur gül adamlar Koca bülbül kan ağlar Gözyaşı güle damlar
Ricam budur sanden beyan be beyan Koyma dokunmasın akreb ü çayan O lâtif cismine vermeynen ziyan Bozuf berbad etme hatt-ı halını
Ay da gitti Günüm ah vayda gitti Sadaktan ok boşaldı Kolumunan yay da gitti Nübüvvet meylini sen dönder hoşa Makamı lâyıktır bağ-ı bihiş(t)e Yarı menzil yolu yetmedi başa Felek kara kesti ters yığvalını Düşen yeri Atlanıp düşen yeri Gözyaşım od doludur Yandırır düşen yeri
Bî-neva Salman´ın gamgin sonası Solmuyuf elinin elvan kınası Alemde kalmadı bir nişanesi Dünyadan bî-murat çekti elini Al yorganı Üstü hal hal yorganı Azrail canım alır Üstümden al yorganı Söz tamama yetişti. Mezarın üzerini kapattılar. Orada her bir dini tören yapıldıktan sonra cemaat döndü geldi. Kapıda bir başsağlığı verdikten sonra herkes evine gitti. Salman Bey, Gevher Hanım gittikten sonra daha sarayda duramadı. Yaylaya gitti, çadırlara. Çadırlara kırkelli metre kadar yanaştı. Orada durdu. Baktı ki çadırlar, sökülmekte, eşyalar yüklenmekte. Öz çadırına el sürmeyip kanlı yatağı öylece bırakmışlar. Gözleri eşini aradı. Gevher Hanım artık hiç yoktu. O zaman canına cismine bir ateş düşüp Kır Atın boynuna sarılıp şunları söyledi: DEVAMI YARIN
D



YAZARLAR