Seküler çağın sonu
Tarih: 15.2.2017 09:07:31 / 258okunma / 0yorum
AKİF EMRE

“Hollandalı aşırı ırkçı Özgürlükler Partisi (PVV) Başkanı Geert Wilders, 15 Mart´ta Hollanda´da yapılacak genel seçimlerden partisinin başarı ile çıkması halinde Kur´ân-ı Kerimi yasaklayacağını ve camileri kapatacağını belirterek, bunu seçim bildirgesine de yazdıklarını söyledi” (Yeni Şafak).

Bu haberi okuyunca muhtemelen pek çok kimse şaşkınlığa düşmeyecektir. Nasıl böyle bir siyasi vaadle seçim kampanyası yapılabileceği, insanların hangi saikle oy vereceği dahası, yetkililerin bu derecede açık nefret ve ırkçılık içeren kampanyaya izin vermiş oldukları hususunda infial derecesinde tepki göstermeyecektir. Elbette farklı kesimlerden gayet soğuk kınamalar, resmi tepkiler gelecektir. Ancak tepki gösterenler de sessiz kalanlar da ´´böyle bir şey asla olamaz´ şeklinde düşünmeyecektir.

Yaşamakta olduğumuz gelişmelerden artık bu tür siyasal projelerin konuşulur olmasını, hatta kısmen de olsa yürürlüğe girmesini yadırgamayacak hale geldik. Mesela başörtüsü yasağının, helal kesimin yasaklandığı bir Avrupa´dan söz edilebilir olduğuna ne zamandır alıştık? Yıkılan Batı/Avrupa miti mi yoksa var olduğu düşünülen değerler üzerinden yaşanan hayal kırıklığı mı?

Belki pek kimsenin dikkatini çekmeyen husus ise bu eğilimin gittikçe artan ivmeyle yoğunlaşan bir stratejiye dönüşmüş olması, kalıcı hale gelmesidir. Şöyle ki, aşırı sağcı, ırkçı partilerin en uç noktaya kadar dillendirdikleri İslamofobik söylemler merkez siyasetçiler tarafından biraz daha yumuşatılarak daha doğrusu alıştırarak yasalaştırılıyor. Marjinal grupların ´nefret söylemi´ yaklaşımıyla ele alınan İslamofobik, ırkçı politikalar zamanla merkez siyasetin gündemine geliyor, ortalama Avrupalının da kanaatini şekillendiriyor.

Bu söylem yani İslamaofobik ayrımcılık sadece ırkçıların nefretlerinin dışavurumu bir tutum mudur? Özellikle Batıda son dönem yükselen İslamofobi kültürel bir sorundan ibaret olsaydı bunun hukuki, siyasi anlamda normalleşmesi mümkün olmazdı. Asıl dikkat çekilmesi gereken mesele, İslamofobinin bizzat siyasal araç olarak üretiliyor olmasıdır.

Merkez siyasetçilerin dillendiremediklerini, toplumun bilinçaltında var olan nefreti kışkırtarak yeniden formüle edip olağan hale getiren bir strateji söz konusu. Ve bu strateji aşırıların söylemiyle sınırlı kalmayıp akademiyi, entelijansiyayı ve medyayı içine alan toplumsal bir konsensüse dönüşüyor.

Kaldı ki Avrupalıların bugün aşırılıkçı buldukları ırkçı, İslamofobik uygulamaların geçmişte yasal zemini de var. Mesela bu konularda hiç söz edilemeyen Çarlık Rusyası´nda son dönemlere kadar Kur´an-ı Kerim´in belli surelerinin basılıp yayınlanması yasaklanmıştı.

Bu açıdan Fransız ve İngiliz sömürgecilik uygulamaları başlı başına inceleme konusu. Sömürgeler bir tarafa kendi ülkelerindeki uygulamaları da bugünle kıyaslandığında hiç de masum görünmüyor.

Batılıların İslamofobik uygulamaları, yasakları yasalaştırabilmesinin önünde en büyük engel olarak gösterilen laiklik anlayışı yeni dönemde bizzat bu yasakçılığı meşrulaştırıcı bir işlev görmeye başladı. Artık Avrupa´da yaşayan Müslümanlar için dinini yaşamak isteyen azınlıkların meşru talepleri değil Batılı değerleri tehdit eden ayrımcılık, potansiyel terör suçlusu olarak algılanıyor. Din ve vicdan özgürlüğünün garantisi olarak bizde propagandası yapılan laiklik ilkesinin bizzat Avrupa´da ırkçılığın manivelası haline gelmesi ilginçtir.

Üstelik laiklik meselesinde kafaları hayli karışık olan muhafazakar kesimin de Anglo Sakson laikliği ile Fransız jakobenliği arasında ayrım yapma denemeleri de felsefi olarak çökmüş durumda. Tüm bu uygulamalardan ayrı olarak Anglo Sakson laiklik modelini yani seküler formu kendilerine yakın bulan muhafazakarların uygulamanın düşünsel, tarihi temellerine dair kafa yormadıkları anlaşılıyor.

Bir yanda kilise ile devletin kurumsal ilişkisi ile din olarak religion ayrımının tarihsel ve felsefi temelleri göz önüne alınmadan ne tür modelin tercih edileceği üzerinde tartışmaya dahil olmak kafa karışıklığından başka bir şey üretmez. Kaldı ki pek rağbet gören Anglo Sakson modeli Jakoben olmamakla beraber sekülerizmin içerdiği anlam itibariyle hayatın tümünü dinden arındıran, dünyevileştiren bir anlayışın üst başlığıdır.

Aşırı sağcı ve ırkçı bir partinin seçime yönelik popülist söylemleri olarak geçiştirilen, hafife alınan İslamıfobik tutumlar başta laiklik ilkesi olmak üzere batılı temel değerlerin yeniden yorumlandığı, ayrımcı/ırkçı nefret söylemlerini meşrulaştıracak hukuki temeller arandığı bir sürece evrilmekte Avrupa.

Artık sekülerizm ya da laiklik ilkesi laikçilerden bağımsız olarak Müslüman azınlıkların dinlerinin gereklerini yaşamalarına set çeken, Müslüman ülkelerdeki despotik yönetimlerin de elini rahatlatan bir uygulamaya dönüşmektedir. Bu noktaya gelinmesinin nedeni sadece Ortadoğu´daki terör eylemeleri ile açıklanamaz, geçiştirilemez.

İslamofobi, ´din´i ´religion´ ile kısıtlayan/indirgeyen seküler çağın gelip tıkandığı noktadır.

Anahtar Kelimeler: Seküler, çağın, sonu
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İran toplumunun gelecek tahayyülatı (23 Mayıs 2017 - Salı)
PAPA ve Avrupa´nın yön duygusu (19 Mayıs 2017 - Cuma)
Özgürleştirici efendi modeli (14 Mayıs 2017 - Pazar)
Hindistan´ın dökülen makyajı: Keşmir (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
Erguvanlar da yanar (02 Mayıs 2017 - Salı)
Kapitalizmin iğvasına kapılmak (29 Nisan 2017 - Cumartesi)
Ne söylediği önemli (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Bir ‘dil´in açtığı hasar (19 Nisan 2017 - Çarşamba)
Kimyası bozulan insanlık (07 Nisan 2017 - Cuma)
Reklamın sahte gerçekleri (05 Nisan 2017 - Çarşamba)
Batı ile hesaplaşma zamanı mı? (30 Mart 2017 - Perşembe)
Piramitlerin gölgesi (25 Mart 2017 - Cumartesi)
Bir fotoğraf karesinden taşanlar (24 Şubat 2017 - Cuma)
Değişen nedir? (21 Şubat 2017 - Salı)
Sonlu teorilerin sonu (06 Şubat 2017 - Pazartesi)
Şehirlerin ahlakı (03 Şubat 2017 - Cuma)
Ayartıcı aydın hazzı (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
Bir radikal portresi (29 Ocak 2017 - Pazar)
Boğaz´dan çıkan Arap Baharı (20 Ocak 2017 - Cuma)
Sistem, avansı geri istiyor (13 Ocak 2017 - Cuma)
Komplo ve umut (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
Amerika neden veto etmedi? (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Parantezi kim, nasıl kapatacak? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
Halep öfke hattı (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
En son ne zaman? (04 Aralık 2016 - Pazar)
Yerlilerin işgali (29 Kasım 2016 - Salı)
Amerika´nın dünyaya çevrilen objektifi (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Sistemin sinir uçları (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Geleneksel sanat mümkün mü? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
Mahallenin gençlik sınavı (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
Lozan´ın sesi Bağdat´tan gelir (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Filistinlilere -‘apartheid rejimi´ (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
‘Alman vekiller´ kimi temsil ediyor (11 Haziran 2016 - Cumartesi)
Şam ve Ankara´yı yaklaştıran korku (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
Mermerde iz bırakan adam (31 Mayıs 2016 - Salı)
İslamcılık yerel mi, yerli mi? (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
Muhafazakar Makyevelizm (24 Mayıs 2016 - Salı)
Dağa çarpan hakikat gönüllüsü (17 Mayıs 2016 - Salı)
Nil´de zikir çağıltısı (25 Ağustos 2015 - Salı)
“Kudüs sevilmeden insanlığa girilemez” (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Tarih, geçmiş, Ermeni meselesi (21 Nisan 2015 - Salı)
Bir siyasal metafor olarak Lozan (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Yerli olmadan çözüm hayal (27 Mart 2015 - Cuma)
Amerika’nın Netanyahu ile imtihanı (24 Mart 2015 - Salı)
HDP’nin sol ve etnik bagajı (08 Mart 2015 - Pazar)
Bir Özbek masalı (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
Tarihçinin anıları nasıl okunmalı? (10 Şubat 2015 - Salı)
Bir kral öldü diyeler (06 Şubat 2015 - Cuma)
Hak etmek pay kapmak değildir (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Kanın ideolojik debisi (03 Şubat 2015 - Salı)
İhvan şiddet sarmalına girerse... (02 Şubat 2015 - Pazartesi)
İstiklal Mahkemeleri efsanesi (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Avrupa’da Müslümanlar ve sol (29 Ocak 2015 - Perşembe)
Gırnata’da ilk ezan (23 Ocak 2015 - Cuma)
Din ve seküler merhamet (20 Ocak 2015 - Salı)
Öfke derin, fikir vasat (16 Ocak 2015 - Cuma)
‘Fransız kalma’nın dayanılmaz korkusu (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Süreç ve şiddet sarmalı (01 Ocak 2015 - Perşembe)
İki farklı muhalif olma hali (30 Aralık 2014 - Salı)
Ortadoğu`ya “dahil olan” Avrupa (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Noel’in adını koymak (24 Aralık 2014 - Çarşamba)
Rus ‘gazı’na gelmeyelim (20 Aralık 2014 - Cumartesi)
Bölgeye müdahil olmadan dahil edilmek (16 Aralık 2014 - Salı)
Osmanlıca yahut hafıza söküm (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
Alevilik kimin sorunu? (05 Aralık 2014 - Cuma)
Eklemlenmek çürütür (01 Aralık 2014 - Pazartesi)
Havra ve siyasal şizofreni (28 Kasım 2014 - Cuma)
Devlet STK’sı (24 Kasım 2014 - Pazartesi)
Amerika’yı keşfetmenin bedeli (18 Kasım 2014 - Salı)
Müslüman tarihi mi, İslam tarihi mi? (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Türkiye`yi Tunus` parantezine almak (11 Kasım 2014 - Salı)
Kazanan değil kaybeden önemli (10 Kasım 2014 - Pazartesi)
ABD`nin yeni Pearl Harbor`u? (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Değerlerin ikonlaşması (04 Kasım 2014 - Salı)
Ümmet fikri öldü mü? (31 Ekim 2014 - Cuma)
Kobani`den Stalingrad çıkarmak (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (25 Ekim 2014 - Cumartesi)
Bana doğru soruyu sor (24 Ekim 2014 - Cuma)
Ertelenmiş eleştiri öldürür ! (17 Ekim 2014 - Cuma)
Süreç ve iki farklı kırılma alanı (16 Ekim 2014 - Perşembe)
`Ben demiştim` demeden (12 Ekim 2014 - Pazar)
Varoluş hükmünü savunuyorum (09 Ekim 2014 - Perşembe)
`Biden sistemi`nin gücü ve zaafı? (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Kredi kartı kadar itibar (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Baas gerçekleştiremedi ama... (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Neo-oryantalizme IŞİD takviyesi (16 Eylül 2014 - Salı)
Bush`un ve Obama`nın 11 Eylül`ü (12 Eylül 2014 - Cuma)
İŞİD’in sosyolojisi (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Euro İslam (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
NATO`nun temel çelişkisi (09 Eylül 2014 - Salı)
Modern kutsallık (05 Eylül 2014 - Cuma)
Almanlar Balkanlara el atıyor! (02 Eylül 2014 - Salı)
Eskiden de böyle miydi? (01 Eylül 2014 - Pazartesi)
Söylemin sosyal maliyeti (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Devletin Müslümanlıkla imtihanı (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Şehir üstüne güzellemeler (26 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Resulullah (sav) rüşvet alana da verene de lanet etti.Rüşvet alan da veren de cehennemdedir.

Hz. Muhammed