ŞEHRİMİZİN KIYMETİNİ BİLEMEDİK
Tarih: 2.2.2018 17:29:41 / 767okunma / 0yorum
Talha Gurbetçi

Sivas, yiğidin  bol olduğu şehirdir… Yiğit; kendine her alanda güvenilen, mert, açık sözlü, ayak oyunları bilmeyen; eline, beline, diline sahip olandır. Her zaman, Dürüst, bileğine, yüreğine sağlam insan demektir. Bu özellikleri taşıyan insanlara; bu ad verilir. Bu özellikleri taşıyan insanların çoğunlukta olduğu, yere; yiğidin  bol olduğu yer, denir. Şehrim, bunu fazlasıyla hak ediyor.

Yıllar geçse de, geçen her zaman dilimi, şehrimize olan sevgiyi daha da artırıyor... O topraklarda; çocukluğumuz, gençliğimiz, geçmişimiz vardır. Yıllar sonra, şehrine ziyarete gelen bir gurbetçi de; o hayallerle, şehrin cadde ve sokaklarında; hep eskideki sıcaklığı, dostluğu arar, durur.  Telaşlı bir şekilde, tanıdık bir yüz arar. Yaşı çok ilerlemiş olanlar; kendilerine geçmişini hatırlatacak arkadaşları, mekanları, dostları bulamayınca; hüzünlenerek, etrafındakilere: ´´Ya hu kimseyle karşılaşamadım, tanıdık kalmamış, şehir değişmiş,, Diyerek mırıldanır... O, mırıldanış da; içerisinde hangi fırtınaların, ne şiddetinde koptuğunu o anı yaşayanlar, anlar. Aslında, geçen zaman ilerleyen yaşı ile birlikte, kendisine bir, çok şeyi de kaybettirmiştir. Şehrin sokaklarında onu bulamayınca; TERK EDİLMİŞLİĞİN, YALNIZLIĞIN, HATIRLANMAMANIN, EN ACI DUYGULARINI, Karlı bir kış günündeki ayaz kadar, iliklerine kadar hisseder... Yalnızlığına, döner...

Bu şehrin sokaklarında; her insanın, acı, tatlı, kimi zaman sevinçli, kim zaman hüzünlü; hatırladıkça heyecanlandıran, anıları vardır. Derin izler bırakan, kimi zaman hiç silinmeyen, hatıralar…

Çocukluk ve gençlik yıllarımızın, her dakikasını, kimi zaman hatırlar gibiyim. NE KADAR ŞENDİK, NE KADAR NEŞELİ... Evet, öyleydik... Küçük şeylerde büyük mutluluklar buluyorduk. Liseli yıllarımızın bitim tarihine kadar; takım elbisemiz, gayet gıcır deri ayakkabılarımız olmasa da; sımsıcak dostluklarımız, herkesi kucaklayan sevgimiz vardı.  Biz, birbirimiz için vardık, birbirimizi büyüttük. Kimi zaman bir topun peşinden koşarken aldığımız zevki, arkadaşlarımızla muhabbetin doyumuna ererek kutlardık. Hele maç sonrası, açılan bir ılıca gazozunun, serinliğini ve tadını anlatmak ne mümkün? Dudaklarda mırıldanılan türkülerin anlamı, her zaman faklıydı. Kimi aşk, kimi sevda, en çok da; ayrılık ve gurbet türküleri;

BİR  BULUT   KAYNIYOR   

SİVAS   ELİNDEN...

Yaşantımızın her karesinde; bir dostluk havası vardı. Paylaşmak en güzel şeydi. Okuldan kaçmalar, arkadaş için, yapılan fedakarlıklar vardı.  Zamanın en büyük sosyal hayatı olan; Sinema kapılarında, paraları denkleştirmek için; imece usulü çalışırdık. Kimi zaman biraz cimri olan arkadaşların, ellerinden paralarını nasıl da; borç olarak aldığımızı hatırlıyorum. Sinema salonunda arkadaşlara ikramda bulunmak; en büyük zenginlik ifadesiydi. SİNEMA ÇIKIŞINDA, FİLMLERİN ANALİZİ YAPILIRDI. Esas oğlanla, figüran ayrı değerlendirilirdi.

Bayramlarımız vardı. Bayram değil, sanki bir düğün alayı gibi, oluşan zincirler; herkesin gönlünü almak adına; çalmadık kapı bırakmazdı. Yaşlı, kimsesiz, gariban, hasta olanlar önceliğimizdi…

ŞİMDİKİ GENÇLER GİBİ; TEKNOLOJİK İMKANLARIMIZ YOKTU. Amma, kocaman bir yüreğimiz, herkese yetecek sevgimiz, oynadığımızda zevk aldığımız; çemberimiz, cıncığımız, topacımız, taş oyunlarımız,  kendi ellerimizle yaptığımız oyuncaklarımız vardı. Hele, kış günlerinde; balıksırtı, çıngıraklı kızaklar, son model araba demekti...

Uzun ve zahmetli okul yolculukları; kimi zaman, taze ve diriliğini koruyan hatıralarla doluydu. Servis neymiş? Otobüs neye yaramış! henüz bilinmezdi. Bazen, bir, kaç kilometrelik yolculuklar; arkadaş sıcaklığıyla, hemen bitiverirdi. Yanan sobanın sıcaklığı; size ulaşmasa da; manen içinizi ısıtırdı.

Mahalle köşelerinde; kaçamaklı tüttürülen sigaralarda, hep geleceğe ait hayaller ve düşler vardı. Sigara dumanı alır, bizleri sanki bir yerlere götürürdü. Ne kadar da hayalimiz vardı, çoğu hayallerde kaldı... Ders çalışacak odalarımız, olmadı. DERSHANE NEDİR, BİLMEDİK... Kimi zaman, okulların sıcak ortamlarında ders çalışmak, bizim için bir nimetti. Kalorifer, lüks sayılan bir hizmetti. MAHALLE ABİLERİMİZ; BİZİ ÇEKER, ÇEVİRİRDİ...

Kız arkadaş, ne demekti? Mahalle evleri ve komşuları bile; evimiz gibi; sahipleneceğimiz, yerlerdi. Namus ve ahlak anlayışı, ilişkiler arasında; bir sınır gibiydi. Uzaktan gülümsemek, yakın olmak, konuşmak, en büyük mutluluk nedeniydi. Bugünkü gençliğin; her şeyi apaçık ortada yaptığı hareketler; o zaman bir  edepsizlik olarak, kabul edilirdi. Kimse, aleni olarak; edepsizlikler, yapamazdı. Yabancı hemen tanınırdı. Komşu evlerimiz, evimiz, gibiydi. Oralarda yanlış şeyler olmazdı.

SEVGİLERİMİZ HEP GİZLİ, SEVDALARIMIZ HEP YÜREKLİYDİ, GİZEMLİYDİ... Ondan dolayı, kolay, kolay anlatılamazdı. Sadece kimi zaman, karşımızdakine; buğulu gözlerle çok şeyi ifade ederdik.  Mektuplar, gelir, giderdi. Kağıtların, mektupların bile bir anlamı vardı. BİR SIR VARDI EVET, önemli olan; O, sırdı...  ‘´UCU TELLİ MEKTUP BELİRDİ´´

Mahalle bakkalı  amcanın defterinden veresiyeleri silinen çocuklar yaşadı bu sokaklarda. Kim sildi? kimin hanesini sildi? bilinmezdi bir zamanlar... Şimdilerde; törenli, gösterişli yapılan, yardımlara inat; gizlilik vardı. İnsanın değerini korumak vardı. Şahsiyetini, ezmemek vardı… Kısacası; insanlık vardı ve hep var oldu.

Görünen o ki; gelişen vahşi kapitalizm tüm unsurları ile her şeyi vurmuş. Ancak, insanımızın aklının, fikrinin bir yerlerinde ona karşı bir mücadelesi var ve tüm gücü ile, o mücadeleyi devam ettiriyor. Kabullenememe mücadelesi... O mücadele azmini alkışlıyorum...

Biz, Bugün bize dayatılmaya çalışan; hayat şartlarının, hayat tarzlarının, yaşama biçimlerinin, adamı değiliz. Olmadık, olmayacağız... Gücümüz yettiğince; mücadeleye devam edeceğiz.

Günün tüm olumsuz şartları her şeyimizi elimizden alıp götürmek üzere, üzerimize çullansa da; Biz alttan, alttan bu çullanmanın, ağırlığından kurtulmanın çabasını harcayacağız.

Biz, eskideki dostlukları, hesapsız paylaşmaları, iyi ve kötü günde;  yanında olma duygularını, özlüyoruz. ŞEHRİN HER KARESİNDE TOPRAĞA GÖMÜLMEYE ÇALIŞILAN; BU GÜZEL DAVRANIŞLARI, yaşama biçimini tekrardan hayata geçirmenin azmi ve gayreti içerisinde olmalıyız. Teknolojinin getirdiği imkanların yanında; neler götürdüğünün farkında olmalıyız.

Komşuluklar, birliktelikler, koyu muhabbetler, hep özlemimiz de olmasın. Onlar hala var  ve diriler. Önemli olan onları tekrar hayata geçirmektir. Kendimize bakalım. Kontrol edelim, biz de o iyi özelliklerden kaç tanesi var... Yoksa; arayalım, bulalım...

İşte o zaman; şehrin sokaklarının, caddelerinin, bizim için, bir anlamı olur. KAYBETTİĞİMİZİ SANDIĞIMIZ BİR, ÇOK ŞEYİ TEKRAR oralarda bulma imkanımız olur. Kısacası; insanlığımızı bulalım, insanlığımızı hatırlayalım, yeter... Mazideki; o, sımsıcak dostlukları, karşılıksız sevgileri... Eskiden olduğu gibi; kanaatin, bereketin, şükretmenin, paylaşmanın, bölüşmenin, anlamı ortaya çıksın.

İnsanlar arasındaki saçma, sapan ilişkiler son bulsun. Gençler arasında hiç bir değer yargısının tanınmadığı, arkadaşlık ilişkileri düzene girsin. Bir mahremiyet sınırı ortaya konsun. Büyüğün kıymeti bilinsin. Küçüğe sevgi ve saygı gösterilsin... DİKKAT EDİN İNSANA HİÇ DE; AĞIR VE ZOR GELMEYECEK İŞLERDEN BAHSEDİYORUZ...

Hadi şehrimin insanı, şehrimizi sevdiğimiz kadar, birbirimize sevgi ve saygı duyalım. Kaybettiğimiz tüm iyi özellikleri, davranışları bulalım. BAKIN O ZAMAN BU ŞEHRİ DAHA ÇOK SEVECEKSİNİZ. Bugün, ilerlemiş yaşına rağmen; şehrini gelip ziyaret eden insanların; aslında bu güzel ilişkileri, güzellikleri, dostlukları, samimiyeti aradığını bilelim. Şehri o zaman, daha çok severiz. Bizim için anlamı daha da artar...

Yerel yönetimler, şehrin belirli köşelerinde; hep o günkü; canlılığı ve diriliği yaşatacak mekanları oluştursalardı. Koruna altına alınacak sokak ve caddeleri, koruma altına alsalardı. O zaman, bu şehrin değişik zamanlarında yaşayan insanları için; o özenle korunmuş olan cadde ve sokaklarında gezerken; daha heyecanlı ve daha sevinçli olduklarına şahit olacaktık. Eskiler eskiyi hatırlarken; yeniler, eski hakkında bilgi edineceklerdi. Yazık oldu, ahhh ki; ne ahhh düşündükçe üzülüyorum…

Yaşlısına hürmeten de, olsa; bazı mekanlar korunabilirdi... Her şey, para demek, değildi... Para ve rant hissi; bizlerden neleri götürdü, neleri... bir  bilseniz...

Bir atölye  borusunun  özlemi; O, boru sesini duymaya alışkın, her kulakta; vardır...

Varsın birileri bu şehrin kıymetini bilmesin... BİLENLERE SELAM OLSUN...

 

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM (26 Ağustos 2018 - Pazar)
GEZELİM GÖRELİM (03 Ağustos 2018 - Cuma)
SELAM OLSUN SELAM OLSUN YİĞİTLERE (18 Temmuz 2018 - Çarşamba)
YENİ BAKANLAR KURULU AÇIKLANDI (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
SEÇİM SONRASI BEKLENTİLERİMİZ (03 Temmuz 2018 - Salı)
SEÇİM SONUÇLARINI NASIL OKUMALI (25 Haziran 2018 - Pazartesi)
UNUTMAYALIM HEP HAFIZAMIZDA KALSIN (19 Haziran 2018 - Salı)
ESKİMEYEN BAYRAMLAR (12 Haziran 2018 - Salı)
RAMAZAN AYI RAHMET AYIDIR (01 Haziran 2018 - Cuma)
EKONOMİK SAVAŞ HIZLANDI (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
KATİL İSRAİL BOŞ DURMUYOR (15 Mayıs 2018 - Salı)
YENİ BİR SEÇİM YENİ BİR HEYECAN (28 Nisan 2018 - Cumartesi)
SEÇİM ÖNCESİ VE SONRASI KRİZ SENARYOLARI (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
O AĞACIN ALTINDA BULUŞUYORUZ (02 Nisan 2018 - Pazartesi)
MEMLEKET SEVGİSİ BİR BAŞKADIR (23 Mart 2018 - Cuma)
MEMLEKET HİZMET İSTER (05 Mart 2018 - Pazartesi)
KANAYAN YARA KİMSESİZ SOKAK ÇOCUKLARI (27 Şubat 2018 - Salı)
CEMRE KİTABEVİMİZ VE KİTAP KULÜBÜMÜZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
SEN SİVASI TANIRMISIN (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
6 K NIN DİĞER SINIFLARIN ŞANSLARI (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
GÜNDEM ÇOK YOĞUN (30 Aralık 2017 - Cumartesi)
KALABALIKLARIN YALNIZLAŞTIRDIĞI İNSAN (19 Aralık 2017 - Salı)
ELLERİMİZ BİRLEŞMELİDİR (12 Aralık 2017 - Salı)
İDARECİLİK YÖNETİCİLİK BİR MEZİYETTİR (06 Aralık 2017 - Çarşamba)
ŞEHRİMİZE HİZMET İCRAATLA OLUR (03 Aralık 2017 - Pazar)
SUÇLULARI TOPLUMA KAZANDIRMAK GEREKİR (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİNİN MESELELERİ (23 Kasım 2017 - Perşembe)
DEĞERLENDİRMELER ÖĞRETMEN, (19 Kasım 2017 - Pazar)
SÜT TOZU ÇOCUKLARI (17 Kasım 2017 - Cuma)
TERÖR OLAYLARI NEYİ HEDEFLİYOR (12 Kasım 2017 - Pazar)
MİLLİ MESELELERİMİZ (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
SON OKÇULAR TEPESİ AİLEDİR (31 Ekim 2017 - Salı)
Zaferlerin Arka Planı; Ordu ve Strateji (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Bize karşı silah taşıyan, bizden değildir

Hz. Muhammed
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Yeni bir konferans modeline ihtiyaç var
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Sevgi güneşi Mevlana
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Değerler aşınması ve ahlâkın ikamesi!
Coşkun GÖKKUŞ
Coşkun GÖKKUŞ
ROBİNHO FARKI...
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Yiğidodan Dört Dörtlük Müsabaka
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Sıradışı bir imam-hatipli: Mehmet Çebi
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
Aile çöküyor, toplum çatırdıyor... Nizamülmülk´ün “gece orduları” gerek bize...
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
Şerefsiz namussuz alçak rezil vs...
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Kendini büyük görmek
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Bankalar ne yapsın
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Poşetleri bırakın giydiklerimize bakın!
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
KÖY TÜKENDİ TOPRAĞIMIZI KURTARIN!
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Din eğitimimiz: Bin yıl önce, bin yıl sonra
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
Ümit kesmeyin;
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Bilenlerle bilmeyenler
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Biraz daha teori çalışalım
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
EV ÖDEVİ Mİ!...
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Aday belirlemek artık kolay değil
Salih Tuna
Salih Tuna
Kadir Mısırlıoğlu´nun fesi, PKK´nın kalpağı
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SİVAS´A SELAM YOLA DEVAM
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ