Muhsin Kaya


ŞEHRİMİZİN GELECEĞİ ÜZERİNE BAZI NOTLAR


 

 

Ahmet Hamdi Tanpınar, bir başkentin daima başkent olarak kalacağını söylemiştir. Selçuklu döneminde bayındırlık faaliyetlerinde Konya´dan sonra ikinci sırada olan bir şehirdir, Sivas? Osmanlı döneminde Vilayet-i Anadolu ismiyle anılmış, Cumhuriyet Döneminde ise vatanın kurtuluşunun en önemli duraklarından olmuştur. Sivas Kongresi, yakın tarihin dönüm noktasıdır.

Tarihi ve coğrafi konumu itibariyle ve sahip olduğu güvenilir insan dokusuyla yerliliğin ve milliliğin kalesi olan bir şehrin, bugün içinde bulunduğu konum; layık olduğu bir yerde değildir. Türkiye´nin on dördüncü olan üniversitesi kan kaybetmiş, araştırma hastanesi tam anlamıyla gözden çıkarılmıştır. Tıp Fakültesi Hastanesi´nin büyüyüp Sağlık Bilimleri Üniversitesi olması beklenirken; doktor sayısı azalmış; en önemli alanlarda had safhada uzman tabip sıkıntısı başlamıştır. Üniversite Hastanesi, Millet Hastanesi´nden doktor yardımı alır hale düşmüştür. Yönetim ise hiçbir tedbir almamakta, baskısı her fakülte ve bölümden hissedilen bir sıkıyönetim uygulaması yaşanmaya başlamıştır. OHAL bittiğinde, yönetici zümrenin uygulamaları, tüm kuruma zarar verecek, gelecek vaat etmeyen bir teşekkül olarak tüm şehri olumsuz etkileyecektir.

Organize Sanayi Bölgesi, sayı olarak artırılırken; üretim ve istihdama katkısı o nispette artmamış; mevcut durumu koruyamaz hale gelmiştir. Tarıma ve özellikle hayvancılığa uygun topraklara sahip olan Sivas, bu alanda da atılımlara muhtaçtır. Akılcı yatırımlarla, şehrin geleceğinin aydınlanması işten değildir. Bütüne bakıldığında: İktidarın yardımları ve teveccühüyle ulaşım ve diğer alt yapı hizmetleri yerine getirilmiş olmasına rağmen; bu alt yapı sadece kentin görünüşünü değiştirmiş, üretim ve yatırıma dönüşememiştir. Milletvekili kadrosu hem birbirinden, hem şehirden uzaktır ve içlerinde Sivas´ı tarihi, insanı ve imkânlarıyla değerlendirme kuvvetine sahip ve şehre ağabeylik, önderlik edecek tek bir kişi yoktur. Benim bu konuda ilk aklıma gelen isim, eski tarım bakanımız Sayın Musa Demirci´dir. Bürokratik Oligarşi´nin merkez tarafından korunduğu ve şehirde baskın bir kuvvet haline geldiği örnek bir şehir olarak Sivas gösterilebilir. Halkın, yöneticilerine ulaşmasının bütün yolları kesilmiştir. Giderilebilecek haksızlıklar, çözülebilecek problemler üst üste birikmekte ve tam anlamıyla oligarşiye dönüşen şehir yönetimi, hiçbir konuyla ilgilenmemektedir.

Halkın ve mağduriyete uğrayanların tek umudu Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Onun yalnızlığı, bizim yalnızlıklarımızın toplamıdır. Kendisine Bizim Sivas Gazetesi olarak bizzat gönderdiğimiz ve tahkikini istediğimiz konular; makama ulaştırılmamıştır. Şikâyetleri tek güvendiğimiz makama bildiren biz olduğumuz halde, hiçbir işlem yapılmamış; gönderdiğimiz dosya ve bilgilerin tahkikatı yapılmamıştır. Tersine, takibata, baskı ve mobbinge uğrayan Bizim Sivas Gazetesi sahibi olarak bendeniz ve başyazarımız olmuştur.

Fikir ve eleştiri özgürlüğünün sıfırlandığı, oligarşinin sadece baskısının hissedildiği bir şehirde, geleceğin iktidar partisi açısından parlak olacağı söylenemez. Sayın Cumhurbaşkanımıza güven tam iken ve en ufak bir sarsılma yokken; bürokratik oligarşi, Ak Parti´nin altını oymuştur, oymaya devam etmektedir. Şehrin, mevcut yönetim zihniyetinden kurtulması en acil derdimizdir. Bu kişilerle şehrin bir geleceği olamaz. Hayatı şehir kültürüne hizmetle geçendeğerli başyazarımızın konuya eskiden beri derinden kafa yorarak ürettiği, üretime yönelik üniversite tekliflerinin ise kabulü en büyük dileğimizdir. Özellikle Tarım İhtisas Üniversitesi ve Askeri Teknoloji Üniversitesi, ülkemizde bir ilk olacağı gibi, şehrimizin çehresini değiştirecek bir hamle olacaktır.

Tek umudumuz: Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Şehrimizin biriken dertlerinden kurtulmasının ve geleceğe daha emin adımlarla yönelmesinin tek yolu budur. Yıldırım Bayezid Han´ın ?Çal çoban çal! Ertuğrul gibi oğlun mu öldü, Sivas gibi kal´an mı düştü?? serzenişinin ise bugün de anlamlı olduğunu düşünüyoruz.