Şehir, şiir ve İstanbul
Tarih: 11.3.2019 00:00:01 / 234okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Ömer Erdem´in İstanbul´a ilan-ı aşk ettiği yeni şiir kitabı aşağı yukarı bir aydır çalışma masamda; bunaldıkça açıp bir İstanbul şiiri okuyorum, içim açılıyor. Dünden bugüne İstanbul´a sevdalı bütün şairlerin ses verdikleri bu güzel şiirleri okurken şairiyle birlikte İstanbul´u köşe bucak geziyor ve neşideler terennüm ediyoruz. Kitap boyunca “bir buhurdan gibi tüten” İstanbul sevgisi, bu şehrin bizi zaman zaman kaçıp başka yerlere sığınmaya zorlayan çirkinliklerini, hoyratlıklarını bile görünmez kılıyor.
Ömer Erdem´in İstanbul´la ilişkisi, modern şairlerin bir çoğununkinden farklı. Sevgisini Attila İlhan gibi “sana taptık ulan!” diye ifade etmiyor, “canım canım can çiçeğim” diyor. Halbuki modern şehir, şairleri kendine çeken büyüsünü kaotik yapısından alır. Paris, modern şiirin babası Baudelaire için hem cennet, hem cehennemdi; ona hem sıkıntı verirdi, hem zevk... Şer Çiçekleri şairi, 1869 yılında yazdığı “Spleen” adlı şiirinin son mısraında Paris´le ilgili bu karmaşık duygularını “Seviyorum seni rezil başkent!” mısraıyla özetlemişti.
Şer Çiçekleri´nin ilk bölümü olan “Paris Tabloları”, modern şairin ve şiirin şehirle ilişkisinin alfabesidir. “Manzara” şiirinde oturduğu çatı katından güzel Paris´i seyrederken hissettiği derin yaşama sevincini anlatan Baudelaire, “Akşamın Alacakanlığında” şiirinde de şehrin öteki yüzünden, her türlü günahın işlendiği, alkolün, uyuşturucunun ve fuhşun karanlık Paris´inden söz ediyordu. Sefih ve derbeder Baudelaire için Paris her iki çehresiyle de büyülüydü.
Sadece eserlerini 1860´tan sonra veren Fransız şairlerini değil, bütün dünya şiirini derinden etkileyen Baudelaire´in yarattığı rüzgâr, geçen asrın başlarında hâlâ esiyordu. 1903 yılında genç bir şair olarak Paris´e kaçan Yahya Kemal, Fransızcayı öğrenip bir süre romantik şairleri okuduktan sonra kendi tabiriyle “koyu Baudelaire-perest” olmuş ve Şer Çiçekleri´nin sun´i cennetinde onun gibi yaşamaya çalışmıştı. Nitekim “Eski Paris” şiirinde, Birinci Dünya Harbi öncesinin Paris´indeki edebiyat ortamını ve bu ortamda yazılan şiiri Verlaine absentinin Baudelaire afyonuna karıştığı “bir sihirli haz” olarak tarif etmiştir.
Daha sonra, başka şairleri tanıyıp başka vadilere kaysa da, kalbinde “o şi´rin çiçekleri”nin hiç solmadığını söyleyen Yahya Kemal, İstanbul´a, Paris´te edindiği alışkanlıklarının yanı sıra, Baudelaire ve Verlaine´den öğrendiği şehri yürüyerek tanıma zevkini getirmişti. Fakat İstanbul, Paris değildi; dolayısıyla Baudelaire´in Paris´in karanlık yüzüne bakarken hissettikleri hissedilemezdi.
***
Şer Çiçekleri´nin sun´î cennetini İstanbul´da keyfince yaşayamayan Yahya Kemal, bir süre sonra, bu şehrin güzelliklerini ve derunî hayatını keşfeder gibi oldu. Artık İstanbul´u yürüyerek geziyor ve Baudelaire´in çatı katından Paris´i seyretmesi gibi, o da surlardan ve tepelerden İstanbul´a bakıyordu. Baudelaire´in Paris´i “rezil”, Yahya Kemal´in İstanbul´u “aziz”di. Üstelik “Sis” şiirinde bütün kinini, öfkesini, hayal kırıklıklarını İstanbul´un yüzüne adeta tüküren Tevfik Fikret´e ciddi itirazları vardı. Fikret, “Rücu” şiirinde aslında İstanbul´a yağdırdığı lanetlerden hiç de rücu etmiş sayılmaz. İstanbul´u seviyor olsa bile, bu sevgisinin zerresini bile şiirlerine sızdırmamıştır.
Fikret, hayatı boyunca İstanbul´dan dışarı adım atmamış bir şair olarak derya içinde deryayı bilmeyen balığa benziyordu. Modern şehirleri görüp bedbaht olmaktan korktuğu için Avrupa´ya gitmek istememişti; Pierre Loti´yi muhtemelen asıl İstanbul´u sevdiği için sevmiyordu. Taşralı Yahya Kemal ise, tam aksine, İstanbul´u Avrupa´dan döndükten sonra sevdi, hem de çok sevdi. Dünyaya ikinci defa gelmek mümkün olsa ve bir yıldız kendisine malikane olarak verilse, bu iltifata bigane kalacağını ve İstanbul´a döneceğini söylüyordu. Ömer Erdem de “insan dünyaya istanbul´u sevmek için gelir” diyor ve aynı şiirde Yahya Kemal´i şöyle anıyor:
yahya kemal rüyasında
sünbül efendiye diz çöktü
bir kubbe gibi büyüdü başı
şiir en çok onu severdi
***
Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal´in İstanbul´a “bir ferdiyetin adesesinden, bir dâüssılaya benzeyen sevgiden ve bir tefekkürün arasından” baktığını belirttikten sonra, bir şehrin şiire bu tarzda mal oluşunun Baudelaire´le başladığını söyler. Fikret´in şiirlerinde Baudelaire´i okuduğuna dair en küçük bir emare yoktur.
İstanbul´u Baudelarie´ci bir hassasiyetle, tam bir metropolis olarak algılayan ve bunu şiirlerine taşıyan şair Necip Fâzıl´dır. Paris´te Yahya Kemal gibi Baudelaire şiirinin tesirinde kalan Necip Fâzıl´ın ilk dönem şiirlerinde, İstanbul, artık içinde kötülükleri de besleyen bir rezil metropolistir. Fakat İstanbul´a asıl mânâsında Baudelaire´ci bir bakış için Attila İlhan´ı ve onun “İstanbul Ağrısı” şiirini beklemek gerekecektir. “Sana taptık ulan - unuttun mu- sana taptık” mısraları, “Seviyorum seni rezil başkent” mısraının tercümesi gibidir.
Modern şiir, modern şehrin şiiridir. Şehir-şair ilişkisinin modern dünyada bir aşk-nefret ilişkisi olduğu da söylenebilir. Şair şehirle çekişe çekişe sevişir; şehirden nefret ettiğini, tabiatı ve kır hayatını özlediğini söylerken bile aslında şehre ilân-ı aşk etmektedir. Hayır, Ömer Erdem İstanbul´la çekişmiyor, ona zarar verenlerle çekişiyor ve kitabının birinci bölümünün son şiirinde İstanbul´a şöyle yakarıyor:
istanbul gel beni eteğinden atma
istanbul gel beni sensiz bırakma
……
istanbul bu son dileğim
bana bir mezar ver

Anahtar Kelimeler: Şehir, şiir, İstanbul
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İbrahim Müteferrika casus muydu? (04 Mart 2019 - Pazartesi)
‘Çölde Av´ ve Said Halim Paşa (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
Sıradışı bir imam-hatipli: Mehmet Çebi (30 Ocak 2019 - Çarşamba)
Mozart ve Beethoven dinlemek (17 Ocak 2019 - Perşembe)
‘Namık Kemal´in Hürriyet Gazetesi´ (02 Ocak 2019 - Çarşamba)
Mehmed Âkif ve Yozgatlı İhsan Efendi (25 Aralık 2018 - Salı)
Müslüm Baba (10 Aralık 2018 - Pazartesi)
Haydi dostlar, Merih´e… (05 Aralık 2018 - Çarşamba)
Doktor Bey´in işleri (19 Kasım 2018 - Pazartesi)
‘Sevda bölüğünde kıdemli bir asker´ (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
Millet bahçeleri ve Gülhane Parkı (16 Ekim 2018 - Salı)
Yunan mitolojisi ve biz (13 Ekim 2018 - Cumartesi)
Yunan mitolojisi ve biz (10 Ekim 2018 - Çarşamba)
Tatlı aşurenin acı hatırası (05 Ekim 2018 - Cuma)
‘Aylar bize hep Muharrem oldu´ (24 Eylül 2018 - Pazartesi)
‘Muhteşem ve feyizli bir başlangıç´ (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk (14 Ağustos 2018 - Salı)
Mütebahhir bir dost: Metin Kayahan Özgül (07 Ağustos 2018 - Salı)
Şerefiye Sarnıcı ve sanat (29 Temmuz 2018 - Pazar)
Futbol, milliyetçilik ve ırkçılık (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.4345
EURO
6.1114
SAYFA EDİTÖRÜ

 

booked.net
Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki !

Mevlana
Gülümseme rekoru günde 400 gülümsemeyle çocuklara ait

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59