Şehir, kültür ve sanat (1)
Tarih: 11.1.2018 10:46:58 / 103okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

Önce bir araştırma: “Z Kuşağı” öğesine yapılmış. Şu anda sıfır-on sekiz yaş arasındaki çocuklara bu ad verilmiş. Araştırma neticelerini televizyondan öğrendim.
Bu çocuklar (artık hepimiz biliyoruz) cep telefonu (ki ilk mektep talebesi de kullanıyor) tablet, internet, bilgisayar, yani teknoloji tutkunu. Elindeki kitaba, okulda öğretmeninin anlattıklarına konsantre olamıyorlar. Yukarıdaki aletleri bilgi edinmek için değil, oyun oynamak için kullanıyorlar. Oyunların muhtevası ayrı bir yazı konusu. Bu tutkuyu ben bizzat büyükler ölçeğinde de izledim. Bir medya merkezinin büyük salonu. Yirmi masa yirmi bilgisayar. Kedi adımlarıyla tüm masaları çaktırmadan kolaçan ettim. İki kişi yazı okuyan (uzaktı ne okuduklarını anlayamadım) ötekiler oyun oynuyor.
Şimdi soruyorum: Z Kuşağı´na okutmak üzere mekteplere “100 Temel Eser” tavsiye etsek işe yarar mı? (Tuhaftır ve komiktir ki işin esası, şu kitap bu kitap seçilmiş diye münakaşa ediyorlar)
Kafayı taktığım nokta şurası: İnsanlar mı teknolojiyi kullanıyor, teknoloji mi insanları esir alıyor? (Kumanda senin elinde istediğin kanalı açarsın, gibi kolaya kaçmayın. Kanallardan biri sizi ansızın yakalar hiç haberiniz olmaz. Zaten cep telefonu cebinizde, geçmiş olsun.)
Kafaya takın bakalım “Z Kuşağı” hangi kültüre hangi sanata meyledecektir.
Esasen oyun ve eğlence olsun diye kaleme alınan, çok satan postmodern romanlar uygun mudur?
Sanat ve kültür bir inanç sistemi, bir dünya görüşü, bir hayat tarzı, bir üretim biçimi, bir atmosfer, bir iklim nihayetinde bir ritim üzerinde oluşur.
Tarım toplumu bir örnektir. İslam uygulamasına bakalım. Ritim toprak ve tabiatın doğal seyri içinde vücut bulur. Zamanı “Müslüman saati” tayin eder (Ahmet Haşim´in aynı başlıklı yazısına mutlaka bakılmalı).
Kendi coğrafyamız ve tarih içindeki tablo ile şehir ve musıkiyi ele alalım. (İşte kültür ve sanat)
Tarım toplumunun belirleyici unsuru insanın toprakla ilişkisine bağlı. Burada köy-şehir ayrımı fazla bir mana taşımıyor. Çünkü o dönemin şehirleri de “tarım toplumu şehirleri”dir.
Anadolu´da bu düne kadar böyleydi.
Her şehrin civarında bir “Bağlar” semti vardı. Bu “Bağlar” semti, çoğu şehrin nüfus artışı, hayat tarzının değişmesi, dağın taşın beton apartmanlar ile kaplanması sonucu imara açıldı, ağacını, toprağını kaybetti. “Yeni Şehir”e katılarak yok oldu. (Bugüne kalmış ve bozulmamış örnek Kayseri-Talas´tır)
Şehir ahalisi (tüccar, memur, zanaat erbabı, esnaf vb.) yaz geldiğinde “Bağlar”a taşınırdı. Erkek, kadın, çocuk toprakla uğraşır, bir köylü gibi çalışır, bağa bostana bakar, ihtiyacını kendi üretir, pekmez kaynatır, turşu kurar, kış için sebze kurutur, erişte keser vesaire. Refik Halit “Şeftali Bahçeleri” adlı hikâyesinde ahalinin şehirle-Bağlar arasındaki faytonlar, beygirler, merkepler ile her sabah ve akşam tozu dumana katarak gidip gelişlerini çok güzel anlatır.
Hayat tarzı böyle olunca şehirdeki musıki ile kırsaldaki musıki arasında dünya görüşü, hayat kavrayışı aynı olduğundan bir yabancılık sezilmez. Mesela Harput-Diyarbakır-Kerkük-Urfa sınırları arasında oluşan musıki (Türküler) makam ile okunur.
Divan edebiyatı ile Halk edebiyatı yahut Aşık edebiyatı arasında sınıfsal bir fark yoktur, hepsi aynı dünya görüşüne bağlıdır.
Ancak “Saray” belirleyici bir özelliğe sahiptir. Ülkenin her köşesinden, her kavminden kopup gelen kabiliyetler orada bir potaya girer, dağarcığında olanı verir, verilerini alır, bilgisi görgüsü artar, örnek eserler üretir. Bu “Saray” terbiyesidir, yani yüksek seviyede eğitim. Açıkçası çevre merkezi, merkez çevreyi beslemekte idi.
Bu eğitim standartlarının oluşmasını sağlar. Ev mimarisi (Türk evi deniyor ya, aslını İslâm akidesi çizer) böylece hem biçimine hem muhtevasına kavuşur. Memleketin her köşesinde; coğrafya-iklim-topoğrafya ve malzemeye göre tatbik edilir. Bu sebeple biz Kemah´ta, Safranbolu´da, Ermenek´te, Saraybosna´da, Arnavutluk-Berat´ta benzer evleri görebiliriz. Günümüz şehirlerini, yaşadığımız atmosferi, hayat tarzı tartışmalarını, üretim-tüketim ilişkilerinin hâsılı bu tablo içinde nasıl bir sanat ve kültür hamlesi yapılıp yapılmayacağını tartışan bir yazı yazmalıyım.
Uzatmayalım.
Tarım toplumu bitti. Biz o günden kalan türküleri hüzünle tekrar ediyoruz. Yeni üretim istisnadır. Mesela Özhan Eren´in “Kara Tiren” türküsü. O bile geride kaldı, artık “Hızlı Tiren” .
Klasik Türk Musikisi de “Ahşa İstanbul” ile birlikte mazide kaldı. Son bestekâr nesli Avni Anıllar, Yusuf Nalkesenler´dir ki o da artık birer hatıradır.
Biz tarımı terk ettik ama “Sanayi Toplumu” da olamadık. İki arada bir derede kaldık. Batılılaşma tutmadı. Toplum Alaturka ile Alafranga ile ikiye ayrıldı.
Şimdi bunun da bir manası kalmamıştır. Tüm dünya küresel sermayenin hegemonyası altındadır. Kültür ve sanat dahi bu gücün elindedir. Güç kendini teknoloji ile kabul ettiriyor.
Peki, teslim mi olacağız?
Hayır, ama mevzu derin bu hususta düşünmem lazım, siz de düşünün.

Anahtar Kelimeler: Şehir, kültür, sanat
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sarışın (09 Şubat 2018 - Cuma)
Mus­ta­fa KUT­LU (02 Şubat 2018 - Cuma)
Ahlâk ağacı (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (2) (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Dağlar nice yüksek ise,yol onun üstünden geçer.

Yunus Emre