Seçim sonucuna farklı bakışlar
Tarih: 29.6.2018 14:21:50 / 211okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Seçim sonuçlarının siyasi analizini yapmak ehlinin işidir. Kendi kanaatimi şu kadarıyla ifade edeyim ki, halkımız -her seçimde olduğu gibi- yine rasyonel davranmış, kısaca tecrübeye ve öngörülebilirliğe oy vermiştir. Tartışılmaz diğer bir gerçek, bunu toplumumuza anlatmayı başaran Sayın Cumhurbaşkanımızın sağladığı büyük başarıdır. “Milletimizin mesajını” da zaten en başta kendisi gördü ve kabul etti. En önemlisi de ülkemizin son derece huzurlu bir seçim sürecini başarıyla tamamlamış olmasıdır.
Eski âlimlerimiz “el-hayru fîmâ vakaa” derlerdi. Halkımız bunu “Olanda hayır vardır” diye dilimize yerleştirmiş. Olanlara iyimser bakmayı öğütleyen güzel bir sözdür. Elbette seksen bir milyonun ilk dileği, hatta ilk görevi, çıkan sonuçları böyle bir iyimser yaklaşımla değerlendirmek, sonucun ülkemiz ve halkımız için her bakımdan iyi ve faydalı bir geleceğe başlangıç oluşturmasını dilemektir.
Bunu sırf bir temenni olsun diye söylemiyorum. Çünkü ülkemizde siyasal ve ideolojik ayrışma öylesine derinleşti ki, önceki seçimlerden böyle sonuçlar çıktığı için karalar bağlayanlar oldu, şimdi de olacaktır.
Sebebi ne olursa olsun bu, gelişmiş demokrasilerde görülebilecek normal bir durum, sağlıklı bir toplumsal ruh hali değildir. Fakat böyle bir olgunun varlığını da kabul etmek ve bu tür insanlara “İşte bunlar böyle” deyip kızmak yerine, onları böyle ruh hallerine zorlayan sebeplerin en azından bizimle ilgili taraflarını görmek ve bunlar üzerine düşünmek gerekiyor. Aklın da, adaletin de, İslâm´ın da gereği budur. Çok tekrar ettiğimiz seksen bir milyonun sağlığı, huzuru ve mutluluğu için öncelikle kazananıyla kaybedeniyle bütün siyasilerimizin, hatta topluma ulaşma imkânı olan herkesin bunu anlaması, anlatması gerekiyor.
***
Gayet doğaldır ki, çıkan sonuçlardan farklı derecelerde memnun olanlar da üzülenler de bulunacaktır. Ama duygularımızla değil de aklımızla düşünecek olursak, nihayetinde demokrasinin bir rutinini yaşadık; hem de olgun, ağırbaşlı ve doğal bir tutum içinde vatandaşlık hakkımızı ve sorumluluğumuzu kullandık. Üstelik yüzde 90´a yakın bir oranda katılımla.
Bütün demokratik yönetimlerde de katılımın yüksek olması istenir ve insanlar buna teşvik edilir. Buna rağmen -okuduklarımdan, duyduklarımdan edindiğim kanaate göre- genellikle demokrasisini ve ekonomisini rayına oturtmuş, toplumsal sorunlarını büyük ölçüde çözmüş, siyasal ve ideolojik farklılıklarını azaltmış, yani anlayacağınız, unu tuzu kuru toplumlarda seçimlere katılma oranı düşük olmaktadır.
Dolayısıyla bunu, o toplumlarda seçmenlerin sosyal sorumluluk duygularının zayıflığı, siyasete güvensizliği gibi olumsuz nedenlere bağlamak yerine, “Kim kazanırsa kazansın, sistem ve kurallar işleyecek, kaygılanacağım kötü şeyler olmayacaktır” şeklindeki iyimser bir maşeri düşünceye bağlamak daha doğru ve gerçekçi olur. Elbette bizdeki yüksek oranlı katılım için memnun olmak gerekir ve bunun demokrasiye bağlılık, yüksek siyasal sorumluluk gibi olumlu sebepleri vardır. Ama taraflarda seçimlerin ortaya çıkaracağı sonuçtan travma derecesinde kaygı ve korkuya kapılanların da bulunduğu, katılımın yüksek olmasının bir sebebinin de bu olduğu gözlenmektedir. Seçim öncesinde siyasilerimizin halkı oy kullanmaya çağırırken kullandıkları dilin yanında, kısmen önceki uygulamaların da etkisiyle maşeri vicdan gelecekle ilgili böyle kaygılar hissediyor. Bu söylediklerimi, siyasi taassupla değil de, rasyonel bir soğukkanlılıkla değerlendiren herkesin kabul edeceğini sanıyorum.
***
Önümüzdeki dönemde din işlerine, adalet mekanizmasına, objektif bilgi araçlarına ve para yönetimine fazla müdahalenin olmadığı bir siyaset tarzının izlenmesini diliyorum. Sayın Cumhurbaşkanının bahsettiği “milletimizin mesajı” da böyle şeyler olmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Seçim, sonucuna, farklı, bakışlar
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kur´an ahlâkını anlamak için (13 Eylül 2018 - Perşembe)
Derin bir kaygı ya da çığlık (07 Eylül 2018 - Cuma)
Din-dünya ilişkisini doğru anlamak (31 Ağustos 2018 - Cuma)
Dinamik dindarlık (17 Ağustos 2018 - Cuma)
‘İran ve turan´ (27 Temmuz 2018 - Cuma)
15 Temmuz ihanetinin hatırlattıkları (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Güleryüzlü olmayan bir kişi, dükkan açmamalıdır.

Konfüçyus