Yusuf Kaplan


Sayın Borrell! Türkiye’yi, Müslümanları ve dünyayı Osmanlı’yla korkutmaya kalkışma! Cesaretin varsa aynaya bak, emperyalist kimmiş göstersin ayna sana!

Sayın Borrell! Türkiye’yi, Müslümanları ve dünyayı Osmanlı’yla korkutmaya kalkışma! Cesaretin varsa aynaya bak, emperyalist kimmiş göstersin ayna sana!


 

Koronavirüs, dünyanın dengelerini alt üst edecek. Güç dengeleri değişecek. Güç merkezleri de. Dünya eksen değiştirecek...

Koronavirüsün bütün dünyada özellikle de Batı dünyasında yol açacağı ekonomik kriz, Batı hegemonyasının büyük sarsıntı geçirmesine, belki de çatırdama sürecine girmesine yol açacak.

Batı hegemonyasının sonunun başlangıcı olabilir postkorona süreci.

O yüzden Batılıları korku sarmaya başladı daha şimdiden. AB’nin Dışişleri ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Fontelles’in açıklamaları bunun çarpıcı bir göstergesi. O yüzden üzerinde kafa patlatılmayı hak ediyor.

Borrell’in uyarısının, en az yarım asırdır bir belirsizlik, bir kaos sürecinin eşiğine sürüklenen modernitenin yaşadığı krizin getirdiği noktada Batı hegemonyasının çöküşü olarak görüldüğünü, bunun Batılıları nasıl korkuttuğunu göstermeye çalışmıştım önceki yazıda.

Bu yazıda Osmanlı heyûlası oluşturularak, Batılıların hem kendilerine bu heyûla üzerinden bir kimlik inşa etmeyi amaçladıklarını hem de daha önemlisi de dünyayı, Müslümanları ve Osmanlı’nın çocukları Türkiye’yi, icat ettikleri ve adına neo-Osmanlıcılık denen o sahte “yayılmacı emperyalist Osmanlı” imajıyla nasıl korkutmaya çalıştıklarını göstermeye çalışacağım.

KLASİK SÖMÜRGECİLİK, FİÎLÎ İŞGALE DAYANIYORDU, YENİ-SÖMÜRGECİLİK ZİHNÎ İŞGALE DAYANIYOR!

Klasik sömürgecilik, fiilî işgale dayanıyordu. Yeni-sömürgecilik ise zihnî işgale dayanıyor.

Emperyalist Batılılar, dün, klasik sömürgecilik döneminde, belli bir maddî güce ulaştıktan sonra istedikleri yerleri doğrudan işgal ediyorlardı. Çağımızda, özellikle de poskolonyal çağ’da toprakları değil zihinleri işgal ediyorlar öncelikle; ve bu işgali doğrudan değil dolaylı olarak gerçekleştiriyorlar!

Emperyalistler dünyaya, toprakları, ülkeleri işgal ederek hükmetmiyorlar artık. Önce zihinleri işgal ederek hükmediyorlar; gerekirse, gerek duyarlarsa fiilen toprakları da işgal ediyorlar, sonunda.

Epistemik kölelik bu; çağımızın sömürgecilik ve tahakküm kurma biçimi bu. Klasik sömürgecilikten çok önemli bir farkı var epistemik köleliğin: Sömürgeciler, muhataplarını kendilerine âşık ederek diz çöktürüyorlar artık.

Akıl yoluyla, ikna ederek hegemonya kurmuyorlar artık. Algı yoluyla ayartarak, celladına âşık ederek zihinlerimizin efendileri ve yönlendiricileri konumuna yerleşerek hegemonya kuruyorlar.

Algı, aklı çarmıha gerdi artık.

İmajlar, gerçeğin yerine yerleşti, gerçek gerçek’ten daha gerçek hâle geldi. Gerçek, görüntüye indirgendi. Görüntü, gerçek artık.

Algı imparatorluğu çağında, önce sizi bir yere yerleştiriyorlar; sonra da sizinle ilgisi alakası olmayan bir tanımın içine hapsediyorlar!

Kaldı ki, Batılılar, başından itibaren diğer medeniyetlerle ilişkilerinde önce bir algı inşa edip sonra onu gerçek diye sunuyorlar. Batı hegemonyası, kurmaca, sahte algılar üzerine kuruldu. Bunu, özellikle de ötekine, öteki algısına borçlu. Öteki algısı, icat edilmiş ama kötü bir öteki. Kendisini, kendi kimliğini öncelikle icat edilen bu ötekine, bu kötü’ye nispetle tanımlıyor ve haksız hegemonyasını, yaptığı bütün haksızlıkları da vahşî, kan emici bir öteki icat ederek meşrulaştırmaya çalışıyor.

ARAPLARI TÜRKİYE’YE, TÜRKLERİ OSMANLI’YA DÜŞMAN YAPMAK!

Borrell, “imparatorluklar geri dönüyor” açıklamasında, Türkiye, Rusya ve Çin’in gelişlerinden şikâyet ediyor ama asıl korktukları şey, Türkiye’nin “asırlık uyku”sundan uyanarak toparlanması, etrafını toparlaması ve bir Türkiye ekseni inşa ederek önümüzdeki dönemde tarihin yapılmasında yeniden kilit aktörlerden biri katına yükselmesi!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün yaptığı “asırlık uyanış” açıklamasında Türkiye’nin bir medeniyet iddiasına sahip olduğundan sözetmesi sevindirici. Yıllardır dillendirdiğimiz fikirlerin gerçek olması anlamına geliyor bu çünkü.

Cumhurbaşkanımızın bu konuda dirayetli, kararlı hareket etmesi gerektiğini hatırlatmak istiyorum.

Borrell, Türkiye’nin medeniyet iddialarıyla kuşanarak asırlık uykusundan uyanma yoluna girmek üzere olduğunu görüyor ve bu yüzden hem dünyayı hem Müslümanları hem de Osmanlı’nın çocukları bizleri Osmanlı ile korkutmaya kalkışıyor!

Neo-Osmanlıcılık denen, yayılmacı, emperyalist ve aslında tarihte olmayan, sadece Batılıların icat ettikleri bir Osmanlı heyûlasıyla dünyayı, Arap dünyasını ve Türkiye’yi korkutmaya çalışıyor.

Borrell’in “alıcısı” var mı?

Olmaz olur mu!

Batıdaki entelijansiya ve İslâm dünyasındaki fiilen ve zihnen Batılıların uydusu Batıcı köle ruhlu aydınlar, Borrell’in Osmanlı’yla korkutan algı operasyonunda kolayca zokayı yutabilecek kişiler!

Osmanlı aslâ emperyalist olmadı. Osmanlı emperyal bir vizyona sahip oldu ama üç kıtada aslâ Batılılar gibi zaptettiği toprakları sömürme, kültürleri tarumar etme, insanların derilerini yüzme gibi bir emperyalist, sömürücü, kan emici bir güç olmadı Batılı emperyalistler gibi!

Aynı zaman dilimleri içinde Batılılar da, Osmanlı da üç kıtaya hükmetti. Ama bir farkla: Batılılar silahla, güç kullanarak hâkim oldular; Osmanlılar adaletle ve fikirlerinin gücüyle.

Emperyalist Batılıların çocuğu Borrell, imaj yapmaya, “Osmanlı emperyalisttir” imajı oluşturmaya, dünyayı, İslâm dünyasını, Arap dünyasını ve Türkiye’nin laik tiplerini, sahte, icat edilmiş “emperyalist Osmanlı” imajıyla korkutmaya kalkışmasın!

Aynaya baksın önce, aynaya!

Kanlı, ürpertici, kan emici, insanlığın derisini yüzen, kaynaklarını yağmalayan emperyalistlerin sadece Avrupalılar, yani kendileri olduklarını gösterecek o ayna ona!

Yeni Şafak Gazetesi 21 Eylül 2020 tarihli yazısının iktibasıdır.