Yusuf Ziya Cömert


Şarkılar, şarkıcılar, hikmet-i hükümet

Şarkılar, şarkıcılar, hikmet-i hükümet


Kocamusta’paşa’da otururduk. Davut Paşa Camii’nin yanıbaşında. Hala giderim oraya. İlk misket oynadığımız, ilk karpit patlattığımız, ilk şarkılarımızı dinlediğimiz, bakkalın önünde beş kuruşa ilk Teksas Tommiks okuduğumuz mahalleye… Ayı oynatıcıların peşine takılıp evin yolunu ilk kaybettiğimiz…

Babam gündüzleri okula gidiyordu. Bakkal çakkal işlerine ben bakıyordum.

Sokakta bir plakçı vardı. Okul dönüşü yolun sağ tarafında.

Muhterem Nur’un resmini ilk o plakçının camında gördüm.

Erol Büyükburç’un da resmi vardı. Berkant? Emin değilim.

‘Türkçe sözlü hafif müzik’ mi deniyordu? Erol Büyükburç’un söylediklerine?

Berkant’ın Samanyolu şarkısı sonradan çıktı. Hepimiz biliyor, mırıldanıyorduk.

Bir ara Barış Manço ve Cem Karaca rekabeti vardı.

Galiba onlar rekabet etmiyordu, vatandaş onlar üzerinden rekabet ediyordu.

Güya Barış Manço sağcı, Cem Karaca solcuymuş. Öyle derlerdi.

İkisi de uzun saçlı. Bari sağcı olanın saçı kısa olsaydı!

İkisi de hoşuma gidiyordu.

Cem Karaca’dan “Birgün belki hayattan, geçmişteki günlerden, bir teselli ararsın, bak o zaman resmime…”

Unutmamışım.

Sonrakileri de unutmadım. “Düştüm mapus damlarına” ve “Bindik bir alamete” dahil.

Barış Manço’dan “Dağlar dağlar.”

Ve sonrakiler. “Ya nasip” hatta “Arkadaşım eş-şek.”

Tanju Okan, kuvvetli bir sesti.

Nilüfer de öyle.

Tanju Okan’dan ‘Kadınım’ı, Nilüfer’den Başıma Gelenler’i bugün bile rastlasam dinlerim.

Ajda Pekkan da ‘süper-star’dı.

Okuduğu şarkıların çoğunun ‘aranjman’ olduğunu, Fecri Ebcioğlu’nun bazen orijinalinden de güzel şarkı sözleriyle aranje edildiğini sonradan öğrendik.

Biz bir taraftan hayli dindar bir dünyanın içindeyiz. ‘Bir taraftan da’ değil, ‘aslında’ öyleyiz.

Zaman geçtikçe de alabildiğine ideolojik.

Ama bir memlekette yaşıyorsun. O memleketin şarkısına, türküsüne değmeden geçemezsin.

Ayrıca, değmemek için özel bir gayret sarf etmiyoruz. Hoşumuza gideni dinliyoruz.

Böylece, hayatımızda bir yerleri oluyor.

Dikkat ederseniz ‘popüler müzik’ tabir edilen türün etrafında dolaşıyorum.

Sanat müziğiyle, türkülerle alışverişim daha fazla ama bu yazıda onlar bağlam dışı.

Sezen Aksu bu sanatçılardan biraz sonra çıktı.

Hafızamdaki ilk ‘hit’i Firuze’dir.

Bir de ‘Ada vapuru yandan çarklı.’

Sonraları ne yazdıysa ne okuduysa ‘hit’ oldu.

“Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler” dinlemeyeniniz var mı?

Kayahanlar, Tarkanlar, başka isimler… Hepsini bir bir sayamam şimdi.

Bu sanatçılar nasıl yaşarlar, ne yerler, ne içerler, baktığımız yok.

Belli ki bizimle müşterekleri az.

Elbet ‘magazin’ bizim de kulağımıza geliyor. Bir yanlışlarını duyduğumuzda canımız sıkılıyor ama dinlemeye devam. Dedim ya biz çok ideolojik duruyoruz.

Müziği bozan, romantizmin içine eden şarkılar da çıkıyor ve piyasa buluyor bu arada.

Hatta gide gide böyle şarkılar rahatsızlık verici bir yekun oluşturuyor.

Özdemir Erdoğan’ın ‘bandır bandır ye beni’yi deşifre ettiğini memnuniyetle hatırlıyorum.

Bu saydığım ve saymadığım müzisyenlerin arasında en ziyade zirvede kalan, en çok iz bırakan kimdir diye sorarsanız…

Bilhassa son 40-50 yıl için.

Renklerle zevkler tartışılmaz. Herkesin ‘bir numara’sı ayrı olabilir.

Benim cevabım Sezen Aksu’dur.

Şiirleri memleketimizin şiir ortalamasının üstündedir.

Şiir kitabına “Eksik Şiir” adını vermesini şu günlerin rüzgarına kapılarak bir küçümseme olarak görmek münasebetsizlik olur.

Yaptığı müzikle herkesin hayatına az çok dokunmuştur, şu anda ona saldıranlar dahil.

Doğru yaptığı da olmuştur, yanlış yaptığı da.

Devlet, 40-50 sene sonra tevile müsait bir şarkı sözüne odaklanarak Sezen Aksu’ya kafayı taktı.

Şarkı da yeni değil 4-5 sene önce çıkmış piyasaya.

Bir hafta önce böyle bir derdimiz yoktu, bir anda dert sahibi olduk.

Demek şimdi münasip görüldü.

Devlet, cemiyetin şarkılar, türküler üzerinden kutuplaşmasında fayda mı mülahaza ediyor?

Ne kadar kutuplaşırsak o kadar iyi midir?

Ali menfaatlerimiz, hikmet-i hükümet, bunu mu gerektiriyor?

Öyleyse maksat hasıl olmuştur. Güle güle kullanın.

Ben, bunda hikmet görecek bir zihin yapısına sahip olmak istemiyorum.

KARAR GAZETESİ 24 OCAK 2022 TARİHLİ YAZISININ İKTİBSIDIR.



YAZARLAR