Yusuf Ziya Cömert


Şarkıcı Cemile hacca gidiyor

Şarkıcı Cemile hacca gidiyor


İslam’ın ilk dönemlerindeki müziğe dair son haftalardaki okumalarımdan şunu anladım.

Peygamberimiz’in asrında düğünlerde, bayramlarda veya hususi meclislerde def çalınıp şarkı söylenmiş. Bilhassa cariyeler ve tek tük erkek muğanniler böyle ortamlarda şiirleri şarkı formunda söylüyormuş. Sahabeden bazıları hoşlanmış bazıları hoşlanmamış olsa da hayatın merkezinde değil ama kenarlarında bir yerlerde müzik diye bir şey varmış.

Hz. Osman’ın halifeliği döneminde nispeten yaygınlaşmış.

Ama hala bir ‘müzik dünyası’ndan söz edebileceğimiz derecede değil.

Emeviler döneminde ‘piyasa’ genişliyor.

Mustafa Kılıç, makalesinin bir yerinde, (İslam Kültür Tarihinde Musiki) tek bir paragrafta 45 kadar meşhur muğanni ve muğanniyenin ismini sayıyor. Tuveys, bunların en başta geleni. Cemile adlı kadın şarkıcı da son derece şöhretli. İsterseniz zamanın ‘diva’sı deyin. Çağdaşı birçok şarkıcının muallimesi.

Bazılarının ismi dikkat çekici. Nevmu’d Duha mesela. Kuşluk Uykusu anlamına geliyor. Sabaha kadar şarkı söyleyip kuşlukta uyuduğu için yakıştırılmış olabilir. Berdul Fuad, kalp serinliği. Kalbi serinlettiği için mi yakıştırdılar soğuk nevale olduğu için mi bilemedim.

Şu cümle Mustafa Kılıç’a ait:

“Saraya ilk defa çalgı aletlerini ve müzisyenleri sokan ve musikiye teşvik eden ilk halife Muaviye’nin oğlu Yezid ve kızı Atike’dir. Atike beste yapacak kadar musikiyi öğrenmiştir.”

Malum, Ömer İbn Abdülaziz, Sünni gelenekte Hulefa-i Raşidin’e ilave edilir.

Bazı itikat kitaplarında Hulefa-i Raşidin ile Ömer İbn Abdülaziz’den başka bir halifeye ‘adil’ demenin ‘elfaz-ı küfür’den olduğu yani insanı dinden çıkaracağı yazılıdır.

Ömer İbn Abdülaziz bestekar olan ilk halifeymiş. Güzel, ahlaki güfteleri bestelermiş.

Iraklı biri Medine Kadısını ziyaret ediyor. Cariyesinin methini işitmiş, güzel Kur’an okurmuş, güzel şarkı söylermiş.

Kadı cariyesinin bu meziyetlerinden habersizmiş. Misafiriyle birlikte dinlemeye başlamış. Dinlerken öyle heyecanlanmış ki terliklerini kulaklarına geçirip “Beni kabe’ye götürün, ben kurbanlığım” diye dizlerinin üstünde yürümeye başlamış.

Irak’tan gelen misafir bu durumu Ömer İbn Abdülaziz’e bildirmiş. Ömer İbn Abdülaziz kadıyı görevinden azletmiş.

Kadı, azledildikten sonra, “Eğer” demiş “Ömer bu cariyeyi dinleyip ‘ben bir yük hayvanıyım’ diye bağırmazsa karıları boş olsun.”

Halife bu sözden haberdar oluyor. Kadı’yı ve cariyesini çağırıyor. Cariye şarkı söylemeye başlıyor. Ömer İbn Abdülaziz şarkıyı çok beğeniyor. Dinlerken gözlerinden yaşlar süzülüyor. Kadıyı görevine iade ediyor.

O yıllarda ‘müzik dünyası’nın merkezi Hicaz, yani Mekke ve Medine. Yine Mustafa Kılıç’ın makalesinden:

“Emeviler devrinde Mekke’de kıyı mahallelerde bazı evler, konaklar ve lokaller vardı. İbn Süreyc ve Gariz gibi meşhur şarkıcılar her Cuma oraya gidip halka karşı yüksek bir yerde konser verirlerdi. Bazı eşraf erkek ve kadınlarının evleri otel gibi idi.”

“Sanatta mahir bazı kişiler evlerini zengin sanatseverlerin boş vakitlerini harcadıkları konservatuara çevirdiler. Bu sanatseverler kızlarını yetiştirmeleri için oralara gönderirlerdi. Çünkü her evde şarkı söyleyen bir kız vardı. Hicaz’da ilk konservatuar da Emeviler döneminde kurulmuştur.”

Mekke’de konser, Medine’de konservatuar. İlginç değil mi?

Mekke ve Medine’nin Emeviler döneminde müziğin merkezi haline geldiğini Prof. Dr. İrfan Aycan da teslim ediyor.

Yukarıda, şarkıcı Cemile’nin adı geçmişti.

İrfan Aycan’ın makalesinden şu bölümü aktarırsam şöhretini daha iyi anlatmış olurum.

“Cemile’yi Medine’de ziyarete gelen müzisyenler İmriu’l Kays’ın, Hatemü’t Tai’nin şiirlerini besteliyorlar ve onları fert fert ya da koro halinde söylüyorlardı. Bu oturumların içkili mi içkisiz mi olacağı konusunda tartışmalar da oluyordu.”

“Cemile yılların birinde hacca gitti. Ama bu gidiş normal bir gidiş değildi. Onunla beraber Medine’nin bütün meşhur şarkıcıları kendisine refakat ediyorlardı. Cemile sanki jübile yapıyordu. Kendisine hac yolculuğunda refakat edenler Hiyt, Tuveys, Dellal, Berdu’l Fuad, Nevmetu’d Duha, (İrfan Hoca böyle 20-30 isim sıralıyor.) yaklaşık 50 kişilik bir grup idi.”

Düşünsenize, Medine’nin şarkıcılarından, sanatseverlerinden ve eşraftan 50 kişi maiyetleriyle birlikte şarkıcı Cemile’nin peşine takılmış Mekke’ye hacca gidiyorlar. Büyük hadise. Bugün bile böyle bir şey olsa senelerce konuşulur.

Bunun devamı var. Haftaya inşallah.

 Karar Gazetesi 28 Kasım 2021 tarihli yazısının iktibasıdır.



YAZARLAR