Sanman taleb-i devlet u câh etmeye geldik…
Tarih: 9.5.2018 18:41:07 / 157okunma / 0yorum
Mahmut Erol Kılıç

Modern dünyanın en rahatsız edici sonuçlarından bir tanesi de insandaki idealizmin, bir dava için yaşamanın terkedilerek yerine alt seviyedeki çıkarları için telaş eden insan tipinin ikame edilmesi olmuştur.
Ülkemizde bir seçim tarihi daha yaklaşıyor. Niyazımız odur ki sonuç milletimize huzur, barış ve daha iyi bir hayat, devletimize ise kudret ve devamlılık getirsin.
Daha adaylar açıklanmadı. Henüz açıklanmamış olmaları burada yapacağım yorumlarda beni cesaretlendirdi. Açıklandıkları zaman burada yazdıklarımdan ötürü yanılmış olmayı çok isterim doğrusu. Bana katılır mısınız bilmem ama son yıllara doğru, halkın seçerek parlamentoya gönderdiği milletvekilleri kalitesinde artan oranda bir düşüş gözlemlemekteyim. Bu tesbitim geneldir ve bütün partiler için geçerlidir. Hatta daha da genelleştirip son 10 yıl yürüttüğüm İslam Ülkeleri Parlamentolar Birliği Genel Sekreterliği görevimde de müşâhade ettiğim üzere hemen hemen bütün İslam ülkeleri parlamentolarını da buna dahil edebilirim.
İlk seçildiğimde akademisyen, büyükelçi, sanatçı, mimar, edebiyatçı kökenli ve sahalarında yüksek bilgi ve tecrübe sahibi pek çok milletvekili ile karşılaşırdım. Yabancı dil bilen, dünya görmüş ve de uzmanlaşmış bu insanlarla hem ülkelerinin sorunlarını ve hem de dünyanın sorunlarını konuşmak bana çok keyif verir ve bilmediğim pek çok şey öğrenirdim. Orta Asya devletlerinde “Ak Sakallı” diye bir tabir var. Sakallı olsun olmasın bu etiketle bir sahada uzun yıllara dayalı tecrübe sahibi kimseler kasdedilir. Daha çok ilim ve siyaset sahasında kullanılan hiyerarşik bir kavramdır. Kolay elde edilen bir lakap değildir. Toplumun bunu size vermesi için uzun tecrübelerden geçmeniz gerekmektedir. Görüşleri alınan kimselerdir.
Daha sonraları yavaş yavaş bu düzeydeki insanların parlamentolarda azaldığını ve yerlerini yukarıda saydığım özelliklere sahip olmayan insanlara bırakmaya başladıklarını gördüm. Çapsız, bilgisiz, tecrübesiz bu insanlarla insanlığın ve ülkenin yüksek sorunlarını konuşmak mümkün olmadığı gibi bazısından azar bile işitebilirdiniz.
Öyle ya artık o, rüyasında bile göremeyeceği bir yere hasbelkader gelmiş ve trafik polisine söylediği cümleyi yani “Ben kimim biliyor musun?” cümlesini sizin yıllara dayalı bilginize karşı da hemen söyleyiveren bir insandır. Yapabileceği başka bir işi olmayan, bir uzmanlığı olmayan, bir bilgisi olmayan insanların meclise taşınması veballi bir durumdur. Hz. Peygamber bir sözünde; “Ayak baş, baş da ayak olduğunda korkun” der. Yani korkumun nebevi dayanağı var. Milletvekilliğinin büyük özveri ile sanki bir hayır kuruluşunda çalışan gönüllüler gibi yapıldığı Batı toplumlarının aksine bizde bir ömür sürecek büyük imtiyazlara sahip bir prestij ve ekmek kapısı olarak görülmesi bu ulvi konuyu metalaştıran bir hale getirmiştir. Her metalaşan gibi onun da piyasası oluşmuştur. Bir kere oldunuz mu artık başka bir işe gerek yoktur. Sırf bu yüzden yine Batı toplumlarının aksine milletvekilliğinden sonra kendi mesleğine dönen yok gibidir. Oysa esas olan meslektir, bilgidir, uzmanlıktır (tabii ki varsa). Milletvekilliği ise geçici bir süreliğine yapılan bir hayır hizmetidir
Bahsetmeye çalıştığım bu kalitesizliğin sebepleri üzerinde düşünmeye başladığınızda alacağınız en klasik cevap, “adam kalmadı” şeklinde olanıdır. Bir miktar hakikat payı taşımakla beraber ben bütünüyle öyle olduğunu düşünmüyorum. Bazen de “Siyaset felsefe yapma yeri değildir. Bizim filozofa değil iş yapacak kimseye ihtiyacımız var” dediklerini duyarsınız. Eflatun, İbn Sina, Farabi, Taşköprüzade gibi büyük siyaset felsefecilerinin kemikleri sızlar ama olsun. Günlük diline “Bana felsefe yapma!” diye bir azarlama cümlesi kazandırılan bir toplumda artık bu yadırganmaz.
Liderlerin geniş katılımlı bir meşveretten uzaklaşmaları, ülkelerini veyahut partilerini sadece dar mahiyette birkaç kişiyle yönetmeyi tercih etmeleri ister istemez diğer yönetici kadroların önemini azaltmıştır. Onlardan kaliteli veyahut kalitesiz olmakdan ziyade söyleneni hiç yorum yapmadan yerine getirmeleri beklenilir. Böyle bir beklenti de ister istemez kaliteli insanı siyasetten soğutur. Buna mukabil bilgili, vakarlı, tecrübeli insanlar saha dışında kalmayı tercih ederler. Oysa bilinse ki gerçek kadro bilenlerle oluşturulur.
Büyük devletlerin kadrolarının da büyük olduğunu görürsünüz. Menfaat için gelenler daha cazip bir başka menfaatte sizi hemen satarlar. Bilgi gerçek iktidardır. İlim sultanlıktır. 5 yılda bir elde edilen arizi bir kimlik değildir. Süre bitince o sizden çıkmaz. Size yapışık olandır.
Bir benzetmeyi sosyalist siyaset pratiğinden vererek yapmak istiyorum. Lenin ve Stalin´in yani pratik siyasetçilerin heykelleri bir bir yıkılırken o hareketin filozofu, fikir babası Karl Marks´ın doğumunun 200. yılı münasebetiyle dün Almanya´da bir heykeli daha dikildi.
İsviçre ülkesinin devlet başkanını, başbakanını, idarecilerini bilen var mı? Adlarını sayabilir misiniz?. Sayamazsınız. Çünkü tek bir isim yoktur. 7 kişilik bir ekip ülkeyi yönetmektedir. Ama aynı ülkeden pek çok sanatçı ve bilim adamını tanıyabilirsiniz.
Geleneğin büyük şairi Yenişehirli Avni Bey bir şiirinde bakın nasıl “felsefe” yapıyor:
“Sanman taleb-i devlet u câh etmeye geldik
Biz âleme bir yâr için âh etmeye geldik”.
Yani makam, mevki talebi için değil biz bu dünyaya bir dava için geldik. Biz dava adamıyız ihale adamı değiliz diyor Avni Bey. Bu idealizm kaybolduğunda halka hizmet ibadeti olan siyaset kendine hizmet demek halini alır. O Yâr´in bir tebessümüne dünya ve içindekileri değişmeyenler O´nun kullarına hizmetle O´nu hoşnut ederler. Yine O´nun dertli kullarına “Ben hasta idim beni ziyaret etmedin” sözünden korkarak hizmete koşarlar.
İmparatorluk kültüründen gelen bu ülkenin insanı yüksek değerlere sahip, idealist ve bilgili insanlara layıktır. Yükselişimiz ancak böylesi kimseler eliyle olacaktır. Diğerleri ise deneye deneye doğruyu bulmaya çalışırlar ki bu devletlerin tarihinde büyük bir boşluk ve zaman kaybıdır.
Adaylar açıklandığında o büyük kadroları görmek ümidiyle, bekliyoruz..

Anahtar Kelimeler: Sanman, taleb, devlet, etmeye, geldik
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sabır ve oruç (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Anadolu erenlerini bir bir kaybederken… (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Geleneksel tıp üzerinden ideolojik okumalar (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
Tasavvufun içini boşaltan şeyhler (27 Mart 2018 - Salı)
İslâm´ın içini boşaltan Müslümanlar (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Gençleri doğru yöneltmek (25 Şubat 2018 - Pazar)
Şîrâz… (06 Şubat 2018 - Salı)
Sofra sırları (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
Bana göre İran´da ne oluyor? 2 (23 Ocak 2018 - Salı)
Bana göre İran´da ne oluyor? 1 (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Bir ilmin nefsi müdâfaâsı (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Müslüman Biblicalistler (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
Mevlânâ endeksi (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mevlânâ endeksi (21 Aralık 2017 - Perşembe)
Dış politikada büyük oynamak (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Arap dünyası nereye gidecek (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
Çevre ve biz (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Mimari eserler de bir ruha bağlıdır (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
Hüseyin misiniz, Yezid mi? (26 Eylül 2017 - Salı)
Elmalı´da Vehhâbîler (?) (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
Hacc´ın ardından bazı tespitlerim (12 Eylül 2017 - Salı)
Aydınlanmış Medine´den selam (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
Aydınlanmış Medine´den selam (29 Ağustos 2017 - Salı)
Din adamı vardır (22 Ağustos 2017 - Salı)
Benim İslâm üniversitem (14 Ağustos 2017 - Pazartesi)
İslam siyaset felsefesi tek midir? (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Kudüs ortak hedefimiz olmalı (01 Ağustos 2017 - Salı)
15 Temmuz analizlerine devam (17 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Yaz üzerine metafizik değinmeler (08 Temmuz 2017 - Cumartesi)
Aylar var ki… (06 Haziran 2017 - Salı)
Çocuklar kadar saf olmadıkça (13 Nisan 2017 - Perşembe)
Köy gençliği üzerine (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Bu dünya çalışma yeridir. Ücret alınacak yer, ahirettir.

İMAM-I RABBANİ (R.A)