Gülşah Akkaş Yaman


SAMAUR KÜRKE RAGBET HER DEVİRDE AYNI


Akşehir´in beyleri Hoca´yı yemeğe davet etmişler. Hoca nereden bilsin; davete, günlük kıyafetiyle katılmış. Katılmış ama ne ?hoş geldin?, ne ?sefa getirdin? diyen var. Herkes, allı pullu kıyafetlilere el pençe duruyormuş. Hoca, bir koşu evine giderek, sandıktaki samur kürkünü giyip yemeğe geri dönmüş. Az evvel ?hoş geldin? bile demeyenler, önünde yerlere kadar eğilmişler. Hoca´yı, yere göğe sığdıramayıp başköşeye oturtmuşlar. Kuzunun en hasını önüne koymuşlar. Herkes Hoca´nın yemeğe başlamasını bekliyormuş. Hoca, bir taraftan kürkünün kolunu sofrada sallamaya, bir taraftan da ?Ye kürküm ye, ye kürküm ye!? demeye başlamış.

İlahi Hoca, demişler, kürkün yemek yediğini kim görmüş?

Hoca taşı gediğine koymakta gecikmemiş:

Kürksüz adamdan sayılmadık? İtibarı o gördü, yemeği de o yesin.

 

Eeee hele ki şu acımasız dünya da samur kürkü olmayan yandı! Zamanlar mekanlar değişir ama ?insan hep aynı? dediğimiz çok mesele var. Ah Nasrettin hoca! Bir de şimdi gelip görsen. Kibirler göklere yükselmiş. Öyle bir ziyan içindeyiz ki, her defasında bir ´´nutfeden´´ yaratıldığımızı unutuyoruz. Halbuki Lokman süresinde buyruluyor:

?Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.´´

´´Sırtımdaki un çuvalını gördün de değirmenci mi sandın?´´ demişler, artık nasıl canları yandıysa kılık kıyafetleri ile yargılanmaktan. En güzel elbiseyi, ayakkabıyı giysen ne olur? İçi boş olduktan sonra. Ah! Sosyal hayat bazen ne acımasız merhametsiz olursun. Allah´ın size verdiği nimetlerden temiz ve en güzel şekliyle toplum içine çıkmak bir nevi vazife, lakin buradaki kastettiğimiz şey bu değil elbette.

Eskimeye yok olmaya mahkûm olan bir maddeyi bu kadar mana sığdırmak neyin nesi? Ölüm elbisesi neyse ki tek renk, desensiz kimse kimseye fark atamayacak. Yaşam bahçesine girip, erguvanlar arasında huzuru yakalayamadıysan, elbisen ile çaksa atmaya devam edeceksin. Dünya sadece zahirden mi ibaret? Batının sırrına ermek güç olsa da lezzetli ve hikmetli olacak hiç şüphesiz.

En güzel elbiseyi giyme yarışı ve en güzel elbiseyi giyene rağbet gösterme meselesi oldukça alçaltıcı dünyanın alametlerinden bir tanesi sonu ahiretle biten hikayemiz bizden neler neler istiyor bakmak lazım. Bizim bu yaptığımız hesaplar küçük, halbuki büyük bir hesaba doğru hızlı adımlarla ilerliyoruz. Gücümüz nispetinde nimetlerden yararlanacağız, şükür ve hamd ile elbette ama en büyük kriter haline getirirsek maddeyi manaya da yazık ederiz sonra, yolda yorulur yolcuda. Kim bize ´´ne demiş´´ den kurtulursak, özde değil sözde bir hürlük olur o zaman. Tüm samur kürklülere tavsiye, samur kürkü olmayanlara tepeden bakma, dedik ya ölüm elbisesi aynı renk aynı desen demek ki eşitsizlik bu dünyada var. Ahirete geçerken standartlar aynı.

 



YAZARLAR