RÜŞTÜ EMMİNİN VERDİĞİ DERS
Tarih: 12.3.2018 14:31:17 / 1466okunma / 0yorum
Muzaffer Gücer

Şimdi bilmem hiç var mı yoksa onlarda terziler, kunduracılar, yemeniciler, tıhtıhçılar, bakırcılar ve kalaycılar gibi teknolojiye veya ithalat´a yenik mi düştüler. Bir zamanlar Sivas´ta sıcak demirciler vardı. Hatta oda modaya uyup adı değişmedi ise Demircilerardı mahallesi vardı. Bu esnafın dükkanında bir usta, bir kalfa, bir de çırak olmak üzere en az 3 kişi çalışırdı. Bazı dükkanlarda ise 2 kalfa olur usta her zaman çalışmazdı.

Çırak çoğu zaman körüğün arkasında bulunurdu. Çünkü bunların ocaklarında kömür yanar, iş olmadığı zamanlarda bile çırak ara sıra körüğü çeker ocağı söndürmezdi. Ocağın önünde örs bulunur, sağında solunda varyozlar, çekiçler ve kıskaç bulunur, yapılacak işe göre demir ocağa sokulur, tava gelince ocaktan çıkarılır, usta çekiçle, kalfa varyozla veya büyük çekiçle, kızgın her vuruşta etrafa kıvılcımlar sıçratan demiri döver, son şeklini verdikten sonra suya batırarak, sertleşmesi için demire su verirlerdi. Unutmadan hatırlatayım kıvılcımlar elbiselerini yakmasın diye ustanın ve kalfanın önlerinde göğüs hizasından başlayıp, diz kapak altında sona eren meşin önlükler vardı. Bunlar kazma, kürek, belküreği, saban demiri, kağnı tekerleğinin çevre demiri gibi imalatın yenisini ve eskiyenlerin de tamirini yaparlardı. Saban demiri uçları aşınıp topaklaştığı zaman, bunu ucunun sivrileştirilmesine köyler de yülütme denilirdi. Ahşap inşaatlarda kullanılan bir karış boyunda dört köşe kara çivi yaparlardı. Ben bu demirci esnafından ikisini tanıdım birisi Rüştü Emmi (Kırankaya) diğeri ise Sağır İrecep (Recep). Rüştü Kırankaya tahminen 180 cm. boyunda aşağı yukarı 80 kilo civarında pehlivan yapılı, Sağır Recep daha ufak tefek idi.

İlkokul 5.sınıfta sene sonu sergisi için bulduğum tahta parçalarından evde mutfak bıçağı ve kağnı yapmaya başlamıştım. Bizim eve dedemi ziyarete gelen ememin (hala) gocası, eniştem ne yaptığımı sordu, anlatınca da “bırak elini kestirirsin, ben yaptırırım “ dedi. Meğer demirci Rüştü Kırankaya ahbabı imiş, birkaç gün sonra bizim kağnı geldi. Sevinçten eniştemin boynuna boğazına sarılıp elini yüzünü kaç sefer öptüm bilmiyorum. Eniştem gittikten sonra kağnının okuna bir ip bağlayıp sokağa fırladım. Arkadaşlarım hayran hayran seyrettiler. Biraz sonra topladığımız çöpleri üstüne odun gibi yükleyip sıra ile sokakta dolaştırdık. Kağnıyı çok sevdiğim için okuldaki sergiye koymadık. Okul tatil olunca köye giderken onu kucağımda götürdüm. Orada da harmandan eve benim minyatür kağnı ile başak taşıdım. Daha sonra bir gün avludan kayboldu, o gün çok ağladım gece aş ekmek yemeden yattım.

Yıllar geçti Erkek Sanat Enstitüsünü, daha sonra Tekniker Okulunu bitirdik amma arkadaşlarımızın çoğu gibi memleketimizde iş bulamadığımız için biz de göç kervanına katıldık. Kocaeli´nde çalışırken bir gün Demiryolu caddesinde çocukluk zamanımızdan yukarda bahsettiğim Demirci Rüştü Kırankaya ile karşılaştım. Ben onu tanıdım ama o beni tanımıyor. “Rüştü emmi hayrola” deyip ellerine sarıldım, o da “gusura galma yeğenim sen kimsin” dedi. Ben Sivas´dan Gambalın oğlu Ettar Kazımın oğluyum diyince “hayırdır yeğenim” deyip oda bana sarıldı. Hal hatır sormadan önce hayrola burda ne iş yapıyorsun? diye sordu. DSİ´ de inşaat teknikeri olarak çalışıyorum dedim. Ben de “Rüştü emmi sizi buraya hangi rüzgar attı” deyince;  “bizim de uşaklar  (çocuklar) büyüdü, Sivas´ta bize yetmedi buraya göçtük, sanayide ufak bir iş yerimiz var, dutunmaya çalışıyoruk, gel uşaklarınan tanış” dedi.

 Akşam paydosu zor ettim ver elini sanayi çarşısı. Çünkü gurbet elde zayıflık yalnızlık zor geliyor. İşyerini buldum, maşallah ufak biryer dediği kocaman bir atelye, kamyonların arkasına takılan treyler römorku yapıyorlar. Atelyede 15-20 kişi çalışıyor. Kardeşlerin üçü erkek sanat enstitüsünü bitirmiş. Birisi yöneticilik yapıyor, diğer ikisi elemanları yönetiyor. Gerekli yerlerde fiilen çalışıyor. İki kardeşleri Ankara Erkek Teknik Öğretmen Okulunda, en küçükleri orta okulda,  altı erkek bir kız olmak üzere yedi kardeşler. İkisi evli imiş, sık sık atelyeye uğradım, ailecek görüşmeye başladık. Bir gün ilk karşılaştığımız yere doğru gelirken Rüştü emmi adeta kafayı çevirdi ve benim yüzüme bakmadı. Hayrola rüştü emmi niye yüzünü çevirdin, ne oldu, bi gabahat mı işledim affet dedim. “Daha neydecen ulan, baban hastalanmış, almış getirmişsin;  eyi has etmişsin amma, bana niye haber vermedin, sık sık gelir ziyaret ederdik, bizi niye o sevaptan mahrum ettin, ayrıca onunda canı sıkılmaz sevinirdi, görüşür vakit geçirirdik. Daha beteri ise ölünce bile haber vermedin bundan büyük gusur gabahat mı olur oğlum, yavrum biz buralara garip düştük. Birbirimizin hastasından cenazesinden haberimiz olmalı. Anladın  mı, cenazenin salına girmenin sevabı çok büyüktür. Düğüne davul yahut çalgı sesini duyanlar gelir. Amma cenazeye öleni veya yakınlarını tanıyan bilen gelir, onlarda edilen dualara iştirak ederler bu işlerin büyük sevabı vardır. Belli ki bu işlerde cahalsın (cahilsin)” dedi.

Evet bu bana büyük bir ders oldu. O gün bu gündür haberim olunca hasta ziyaretleri ile cenaze işlerine katılmayı kendime bir borç bilirim.

Aramızdan ayrılanların cümlesine Allah rahmet eylesin amin.

Anahtar Kelimeler: RÜŞTÜ, EMMİNİN, VERDİĞİ, DERS
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BUNA DA ŞÜKÜR (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
KELEKLİK ETME ULAN! (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
ŞEHİRDE İMECE (28 Ocak 2018 - Pazar)
GARA GARA GUŞLARI (19 Aralık 2017 - Salı)
AL AT (24 Ekim 2017 - Salı)
Vah anam, vah! Günlerde nasıl gısalmış… (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
EVVEL ZAMAN İÇİNDE ÇOCUKLUĞUM (21 Nisan 2017 - Cuma)
ODUN PAZARI (01 Mart 2017 - Çarşamba)
SİVASIN ÜÇ GÜZELİ (29 Ocak 2017 - Pazar)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (08 Ocak 2017 - Pazar)
SİVAS´TA GIZ İSTEME (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BİLMEM HALA SÖYLENİR Mİ? (09 Kasım 2016 - Çarşamba)
GARİPLER MEZARI (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
SÜREKÇİLER (21 Eylül 2016 - Çarşamba)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (24 Haziran 2016 - Cuma)
Zavallı Mundar (pis) Irmak‏ (26 Mayıs 2016 - Perşembe)
KÜRÜN ( HAMAM KURNASI ) GAPMA‏ (08 Mart 2016 - Salı)
Sivas´ın Parkları ve Paşa Fabrikası (02 Şubat 2016 - Salı)
DATLI SU (12 Ocak 2016 - Salı)
YANDAN ÇARKLI‏ (28 Aralık 2015 - Pazartesi)
CİCİ ANNENİN TALİBİ‏ (30 Kasım 2015 - Pazartesi)
SİVASIN DEĞİRMENLERİ (12 Kasım 2015 - Perşembe)
BACA PİLAVI (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
Yün Çıbığı ( çubuğu) (10 Eylül 2015 - Perşembe)
FESHANE GÜNLERİ (22 Temmuz 2015 - Çarşamba)
MİSAFİRİN KISMETİ (04 Temmuz 2015 - Cumartesi)
SİVAS´IN CAMBAZLARI (29 Haziran 2015 - Pazartesi)
Paşam Uyanık Diye (27 Mayıs 2015 - Çarşamba)
EĞRİLCE (SİVAS DEYİŞİYLE ARİLCE) (05 Mayıs 2015 - Salı)
ERMENİ KOMŞULARIMIZ (21 Nisan 2015 - Salı)
GARLI DAĞLAR (17 Şubat 2015 - Salı)
Attarlar (Sivaslı deyişiyle Ettarlar) (26 Ocak 2015 - Pazartesi)
Bizim Gapgaçcılar (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Tel Helvası (18 Kasım 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Düşmanlarınızın en kuvvetlisi içinizdedir.

Hz. Muhammed