Yusuf Ziya Cömert


Rus keneşi

Nereden başlamalı? Sovyet blokunun dağılıp Sovyetler’in birer parçası olan Türki cumhuriyetlerin bağımsızlıklarını ilan ettiği günlerden mi?


İlk günlerde o cumhuriyetlerin ‘ağabey’i olduğumuzu düşünenler çoktu.

Sovyet yönetim elitinin birer unsuru olan yeni liderler (Elçibey hariç) ‘ağabeylik’ konusunda bizimle hemfikir değildiler.

Bulundukları ülkelerde kendi çapında diktatörlükler kurdular.

Her biri kendi işine baktı.

Zamanla biz de anladık, ağabeylik-kardeşlik işlerini zamanın akışına bıraktık.

Heyetlerimiz bir araya geldiğinde soydaşlık, kardeşlik, tarihi bağlarımız diplomatik söylemin içine serpiştiriliyordu.

Azerbaycan’la ilişkilerimiz muhtemelen coğrafyanın zorlamasıyla (Ermenistan iki ülkenin arasında yer aldığı için) daha yakındı.

Sovyet blokunun dağıldığı yıllarda, 1992’de Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi olarak toplanıyorduk.

2009’da ‘Türk Keneşi’ adıyla nispeten gevşek bir Türk Devletleri Teşkilatı kuruldu.

‘Keneş’ Nişanyan Sözlük’te müşavere, şura, meclis kelimeleriyle karşılanıyor.

Özbekistan 2019’da Türk Keneşi’ne katılıyor. (Türkiye’yle ilişkilerin düzeldiği Mirziyoyev’in Devlet Başkanlığı döneminde.)

Aynı yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın teklifiyle Kazakistan’ın eski devlet başkanı Nazarbayev Türk Keneşi’nin ömür boyu onursal başkanı oldu.

En son 12 Kasım 2021’de İstanbul’daki zirvede adı Türk Devletleri Teşkilatı olarak tespit edildi.

Akrabalığın geliştirilmesi bakımından faydalı çalışmalar. Bugün ciddi sonuçlar üretmese bile sonraki nesillerin istifade etmesi umulur.

Bölgede başka akrabalık ilişkileri de var. Sovyet döneminden kalma akrabalık ilişkileri.

Rusya’nın başı çektiği Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) önemli bir yapı mesela.

Bir nevi ‘Rus keneşi.’

Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) de bu yapılardan biri.

NATO’ya benzer bir savunma ittifakı.

İran’a da “Girmek istersen görüşürüz” demişler. Yani yakında duranı eğer isterse alabilirler.

Bence ‘selamet der kenarest.’

Örgütte dönüşümlü başkanlık sistemi geçerli. Şu anda dönem başkanı Ermenistan Başbakanı Paşinyan.

Kazakistan’da sıvı gaza yapılan zammın ardından başlayan gösteriler tırmanışa geçince devlet başkanı Tokayev KGAÖ’yü ülkesine çağırdı.

KGAÖ 2500 asker gönderdi.

Bunlar ağırlıklı olarak Rus askerleri. İçlerinde 70 Ermeni, 200 Tacik askeri var. Belarus da Kazakistan’a asker gönderdiğini açıkladı.

Peki ne oldu şimdi Kazakistan’da?

Yoksullar LPG zammı yüzünden isyan ettiler ve ülke karıştı mı?

O kadar basit değildir.

Hatırlarsınız, Nursultan Nazarbayev 2019’da görevinden istifa etmiş yerine Kasım Cömert Tokayev’i getirmişti.

Fakat Nazarbayev’in ülkeyi yönetme ve yönlendirme kapasitesi devam etti.

İktidardaki Nur Otan Partisi’nin liderliğini bırakmadı. Milli Güvenlik Konseyi’nin başındaki pozisyonu değişmedi.

Bazı bakanların atanmasında Nazarbayev’in imzası gerekiyordu.

Yabancı heyetler bile resmi temaslarının dışında Nazarbayev’i ziyaret ediyordu.

LPG zammı protestoları evvela batıdaki illerde başladı.

Sonra Almatı’ya, Astana’ya sıçradı.

Aslında sıçramadan daha fazlası oldu. Bilhassa Almatı’yı alt üst ettiler.

(Bu arada bağlam dışı olabilir, Reuter’de gördüm. Kazakistan Bitcoin madenciliğinde ABD’nin ardından dünya ikincisiymiş. Ülkede internet kesilince madencilik durmuş. Bu talebin azalması anlamına geliyor. Böylece Bitcoin ucuzlamış.)

Göstericiler “İhtiyar, git!” diye bağırıyordu. (Shal get!)

İhtiyar dedikleri Nazarbayev’se genç olan Tokayev’dir.

Şöyle düşünmek mümkün:

Nazarbayev öyle kendisiyle kaim bir sistem kurmuş, ülkeye öyle kök salmış ki Tokayev kendisini yeterince yetkili hissetmiyor.

O sistemle kendi kabiliyetleriyle baş etmesi çok zor.

Asayişi –Amerikalıların tahmin ettiği gibi– yerel kuvvetlerle sağlayabilirdi belki. Ama sonrası ne olacak?

Bir yere yaslanma ihtiyacı hissetmiştir.

En yakın yer de Rusya.

Başka senaryolar da yazılıp çiziliyor. Yabana atmıyorum, çoğu mümkün senaryolar.

İnşallah kısa zamanda sahil-i selamete çıkarlar.

ABD uzaktan bir şeyler söylüyor ama… Kazakistan’daki kargaşa bölgenin patronunun Rusya olduğunu teyit etti.

 Karar Gazetesi 10 Ocak 2022 tarihli yazısının iktibasıdır.



YAZARLAR