Rus ‘gazı’na gelmeyelim
Rus ‘gazı’na gelmeyelim
Tarih: 20.12.2014 17:05:00 / 1014okunma / 0yorum
AKİF EMRE

Türk-Rus ilişkileri herhangi iki devlet ilişkisine benzemez. Avrasya’nın iki önemli devletinin ilişkisini  belirleyen  devlet reflekslerini, jeopolitiğini  Osmanlı`dan beri günümüze tarihsel süreç içinde ele almadan değerlendirmek eksik, yanıltıcı olur. Bu durum Sovyetler dönemi için de geçerlidir, Sovyetler  tüm iddiasının  aksine Rus imparatorluğunun ideolojik  manto giydirilmiş modern versiyonu idi.

 Putin’in Türkiye ziyaretinde gündeme gelen ve  Avrupa Birliği’ne karşı bir koza dönüşen yeni boru hattı meselesi Türkiye açısından stratejik bir hamle görüntüsü veriyor. Hatta özellikle stratejik avantaj olarak görmek isteyenler hayli fazla. Rus medyasında iptal edilen Güney Akım Projesi yerine “Türk Akımı” kodlaması kullanıma girmiş bile.

 Yakın tarihe bakıldığında  zaman zaman Rus kartını Batı’ya karşı bir koz, alternatif bir ittifak seçeneğinin siyasilerce retorik düzeyinde de olsa dile getirildiği vaki... Sonuçları pahalı olsa da kriz dönemlerinde gündeme gelmiştir. Menderes’in Moskova’ya yakınlaşma sinyalleri vermesi ile 1960 İhtilâli arasında hiçbir nedensellik bağının olmadığı düşünülebilir mi? Hele Türkiye’nin NATO’ya  her şeyiyle bağlandığı, Amerika ile müttefikten çok bağımlılık ilişkisinin geçerli olduğu Soğuk Savaş döneminde affedilir bir cürüm sayılamazdı.

 İhtilâlin arkasındaki “Milli Şef” Kıbrıs krizinde  her ne kadar “duvar yıkılır yeni bir dünya kurulur” dese de bu adımı atamayacak kadar kurt siyasetçi olduğunu bilmeyen yoktu. Yalnız Ecevit’in sol esintiye kapılarak benzer bir söz söylemesi siyasi hayatı açısından iyi olmayacaktı. Popülerliğinin zirvede olduğu bir dönemde “duvarın öbür tarafına geçeriz...” sözünü ciddiye alan oldu mu bilemeyiz ama en azından Amerikalıların hiç hoşlanmadıkları bilinen bir gerçek.

 Merkez siyasetçilerin NATO ve Batı’ya karşı Sovyetleri, yani Rusya’yı tercih edebileceklerine dair blöfleri ara sıra nükseden bir takıntı gibi görünse de jeopolitik gerçeklik Türkiye’nin yanı başında Rusya gibi bir alternatifin olduğunu da hatırlatıyor. Osmanlı -Rus ilişkilerini rakip iki imparatorluk olarak, birkaç istisna dışında hep savaş ilişkisi şekillendirilmemiş olsa da Atlas ötesi ile aynı coğrafyayı,  jeopolitik havzayı paylaşan iddialı iki yapı söz konusu.

 Yakın siyasi tarih Türkiye’nin sıkışınca Rus kartını Batı’ya karşı kullanma niyetini ima etmekten ibarettir. Batı’nın buna tepkisi blöf bile olsa  izin vermek istemeyeceği şeklinde oldu. Çünkü Avrupa’nın kaderini doğusundaki iki ülkeyle olan ilişkisi belirlemiştir tarih boyunca. Bunlar Osmanlı ve Rusya. Osmanlı Avrupa’nın ötekisi idi ve Avrupa kimliğini biraz da Osmanlıya borçludur. Ruslar ise Batı Hıristiyanlığına karşı Doğu yani Ortodoks Hıristiyanlığın temsilcisi olarak daha çok rakip konumunda oldu. Büyük savaşlar öncesi Alman-Rus ilişkilerine dikkatle bakmak gerekir.

 Tüm bu serüvenin tersine Rusların Türk kartını Batı’ya karşı kullanmak istediği yönünde emareler var. Alışık olunmayan bu durum gerçekte Rusların Batı’ya karşı Türkiye ile bir ittifak arayışı mı yoksa Batı’ya karşı kullanacağı, araçsallaştıracağı bir blöften ibaret mi?

 Bu duruma dair hamaset dozajı yüksek yoruma göre Türkiye’nin güç dengesindeki yerinin  değiştiğini savunanlar çıkarsa şaşmamak lazım. Evet Türkiye bölgede önemli ağırlık kazanmış olsa da ABD’ye karşı Rus dengesi içinde rakip olacak,  küresel  ölçekte bir denge unsuru olmadığını en iyi biz biliyoruz. Ülkenizin  gücünü, kapasitesini doğru tespit etmek genelde  hamasi beklentileri  açısından küçümseme, aşağılama olarak algılayanlar olacaktır.

 Putin’in Batı ile kapışması, kendisinin de açıkladığı üzere  Sovyet dönemindekinin aksine siyasi ve ideolojik değil. Rusya imparatorluk rüyasını diriltmek için stratejik önceliklerini  sert askeri yöntemlerle gerçekleştirme yönünde bazı adımlar attı. Ve bunu devam ettireceğinin işaretlerini de verdi. Buna karşılık Batı’nın askeri operasyon zaafı olarak ortaya çıkan açığı aslında daha farklı bir yöntemle Rusya’yı dizginlemeyi hedefliyor. Küresel kapitalizme  eklemlenmiş bir Rusya’nın sadece Avrupa’yı enerji hatları ile rehin alabileceği hesabı yaparken  sistemin işleyişini yeterince hesaplamadığı ortaya çıktı. En güçlü olduğu alanda enerjideki üretim artışı ve fiyat düşüyle beraber bir gecede ekonomi alt üst oldu. Putin sanki Sovyetleri çökerten rekabetin bir benzerine istemeden çekilmiş görünüyor. Hatırlayalım, Sovyetler Amerika ile silah rekabetine girip küresel ekonomik yarışı kaybetmiş ve dağılmak zorunda kalmıştı. Rusya da askeri gücünü gösterirken Batı onu hazır olmadığı bir alanda yarışa çekti.

 Tam bu durumda hiç alışık olmadığımız türden Türkiye kartını Batı’ya karşı oynarcasına, “enerji istiyorsanız Türkiye’ye başvurun” demesi bu büyük oyuna bizi de taraf olarak sokma girişimi şeklinde okunabilir. Bu durum bazılarının gururunu okşayabilir. Ancak Türkiye böylesi bir rekabette taraf olmaya hazır mı? Ayrıca Ruslar adına bu tür savaşta  taraf olmak zorunda mı? Bir başka soru, Putin’in, elimize tutuşturmak istediği borunun vanasını bize vermek istediğinden emin miyiz?

 Evet, Türkiye Batı ile ilişkilerinde tek yanlı, alternatifsiz bir strateji üzerine oturmamalı. Bu hem tarihi hem de jeopolitik gerekliliktir. Ancak Putin’in blöfüne de alet olmamalı.

Anahtar Kelimeler: Rus, ‘gazı’na, gelmeyelim
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İran toplumunun gelecek tahayyülatı (23 Mayıs 2017 - Salı)
PAPA ve Avrupa´nın yön duygusu (19 Mayıs 2017 - Cuma)
Özgürleştirici efendi modeli (14 Mayıs 2017 - Pazar)
Hindistan´ın dökülen makyajı: Keşmir (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
Erguvanlar da yanar (02 Mayıs 2017 - Salı)
Kapitalizmin iğvasına kapılmak (29 Nisan 2017 - Cumartesi)
Ne söylediği önemli (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Bir ‘dil´in açtığı hasar (19 Nisan 2017 - Çarşamba)
Kimyası bozulan insanlık (07 Nisan 2017 - Cuma)
Reklamın sahte gerçekleri (05 Nisan 2017 - Çarşamba)
Batı ile hesaplaşma zamanı mı? (30 Mart 2017 - Perşembe)
Piramitlerin gölgesi (25 Mart 2017 - Cumartesi)
Bir fotoğraf karesinden taşanlar (24 Şubat 2017 - Cuma)
Değişen nedir? (21 Şubat 2017 - Salı)
Seküler çağın sonu (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
Sonlu teorilerin sonu (06 Şubat 2017 - Pazartesi)
Şehirlerin ahlakı (03 Şubat 2017 - Cuma)
Ayartıcı aydın hazzı (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
Bir radikal portresi (29 Ocak 2017 - Pazar)
Boğaz´dan çıkan Arap Baharı (20 Ocak 2017 - Cuma)
Sistem, avansı geri istiyor (13 Ocak 2017 - Cuma)
Komplo ve umut (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
Amerika neden veto etmedi? (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Parantezi kim, nasıl kapatacak? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
Halep öfke hattı (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
En son ne zaman? (04 Aralık 2016 - Pazar)
Yerlilerin işgali (29 Kasım 2016 - Salı)
Amerika´nın dünyaya çevrilen objektifi (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Sistemin sinir uçları (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Geleneksel sanat mümkün mü? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
Mahallenin gençlik sınavı (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
Lozan´ın sesi Bağdat´tan gelir (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Filistinlilere -‘apartheid rejimi´ (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
‘Alman vekiller´ kimi temsil ediyor (11 Haziran 2016 - Cumartesi)
Şam ve Ankara´yı yaklaştıran korku (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
Mermerde iz bırakan adam (31 Mayıs 2016 - Salı)
İslamcılık yerel mi, yerli mi? (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
Muhafazakar Makyevelizm (24 Mayıs 2016 - Salı)
Dağa çarpan hakikat gönüllüsü (17 Mayıs 2016 - Salı)
Nil´de zikir çağıltısı (25 Ağustos 2015 - Salı)
“Kudüs sevilmeden insanlığa girilemez” (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Tarih, geçmiş, Ermeni meselesi (21 Nisan 2015 - Salı)
Bir siyasal metafor olarak Lozan (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Yerli olmadan çözüm hayal (27 Mart 2015 - Cuma)
Amerika’nın Netanyahu ile imtihanı (24 Mart 2015 - Salı)
HDP’nin sol ve etnik bagajı (08 Mart 2015 - Pazar)
Bir Özbek masalı (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
Tarihçinin anıları nasıl okunmalı? (10 Şubat 2015 - Salı)
Bir kral öldü diyeler (06 Şubat 2015 - Cuma)
Hak etmek pay kapmak değildir (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Kanın ideolojik debisi (03 Şubat 2015 - Salı)
İhvan şiddet sarmalına girerse... (02 Şubat 2015 - Pazartesi)
İstiklal Mahkemeleri efsanesi (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Avrupa’da Müslümanlar ve sol (29 Ocak 2015 - Perşembe)
Gırnata’da ilk ezan (23 Ocak 2015 - Cuma)
Din ve seküler merhamet (20 Ocak 2015 - Salı)
Öfke derin, fikir vasat (16 Ocak 2015 - Cuma)
‘Fransız kalma’nın dayanılmaz korkusu (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Süreç ve şiddet sarmalı (01 Ocak 2015 - Perşembe)
İki farklı muhalif olma hali (30 Aralık 2014 - Salı)
Ortadoğu`ya “dahil olan” Avrupa (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Noel’in adını koymak (24 Aralık 2014 - Çarşamba)
Bölgeye müdahil olmadan dahil edilmek (16 Aralık 2014 - Salı)
Osmanlıca yahut hafıza söküm (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
Alevilik kimin sorunu? (05 Aralık 2014 - Cuma)
Eklemlenmek çürütür (01 Aralık 2014 - Pazartesi)
Havra ve siyasal şizofreni (28 Kasım 2014 - Cuma)
Devlet STK’sı (24 Kasım 2014 - Pazartesi)
Amerika’yı keşfetmenin bedeli (18 Kasım 2014 - Salı)
Müslüman tarihi mi, İslam tarihi mi? (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Türkiye`yi Tunus` parantezine almak (11 Kasım 2014 - Salı)
Kazanan değil kaybeden önemli (10 Kasım 2014 - Pazartesi)
ABD`nin yeni Pearl Harbor`u? (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Değerlerin ikonlaşması (04 Kasım 2014 - Salı)
Ümmet fikri öldü mü? (31 Ekim 2014 - Cuma)
Kobani`den Stalingrad çıkarmak (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (25 Ekim 2014 - Cumartesi)
Bana doğru soruyu sor (24 Ekim 2014 - Cuma)
Ertelenmiş eleştiri öldürür ! (17 Ekim 2014 - Cuma)
Süreç ve iki farklı kırılma alanı (16 Ekim 2014 - Perşembe)
`Ben demiştim` demeden (12 Ekim 2014 - Pazar)
Varoluş hükmünü savunuyorum (09 Ekim 2014 - Perşembe)
`Biden sistemi`nin gücü ve zaafı? (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Kredi kartı kadar itibar (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Baas gerçekleştiremedi ama... (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Neo-oryantalizme IŞİD takviyesi (16 Eylül 2014 - Salı)
Bush`un ve Obama`nın 11 Eylül`ü (12 Eylül 2014 - Cuma)
İŞİD’in sosyolojisi (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Euro İslam (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
NATO`nun temel çelişkisi (09 Eylül 2014 - Salı)
Modern kutsallık (05 Eylül 2014 - Cuma)
Almanlar Balkanlara el atıyor! (02 Eylül 2014 - Salı)
Eskiden de böyle miydi? (01 Eylül 2014 - Pazartesi)
Söylemin sosyal maliyeti (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Devletin Müslümanlıkla imtihanı (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Şehir üstüne güzellemeler (26 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Gülün dikene katlanması onu güzel kokulu yaptı?

Mevlana