İbrahim Kaya


Ruhsuz Dünyaya Ruh Katmak

Bu böyledir. Zalim zalimliğinden, kötü kötülüğünden asla vaz geçmez. Kalbi kararmış günahkâr, günah işlemeden duramaz. Harama alışan haramzade, helal yolu unutur. Sadece fırsat kollar ve erteler bunlar bir süre. Fırsatını bulunca eskisinden daha beter olurlar. Böylesi gafilleri sadece ölüm hizaya sokar.


       Koronanın insanlar ve toplumlar üzerinde yaptığı değişiklik üzerine bir sürü laflar duyuyoruz bu aralar. Sosyal medyada paylaşan paylaşana… Kolay tabiî.  Neymiş efendim, korona gelmiş Müslümanlara yapılan zulümler azalmış, İslam coğrafyası rahat bir nefes almış, hırsızlıklar tükenmiş, suç oranları düşmüş, zina bitmiş... Korona gelmiş Avrupa'da ezanların okunmasına müsaade edilmiş. Falan filan... Hepsi boş laf... Suyun üzerindeki köpük gibi, anlık, geçici…

      Korona bitince hepsi geri gelir. Hem de daha fazlasıyla. Zulümler artar, kötülükler yayılır. İnsanlar zincirden boşanmışçasına günah işlemeye devam ederler yarın. Tarih buna defalarca şahit olmuştur. Yine olacaktır. Ayrıca insanoğlunun çabuk unutan bir varlık olduğunu da bilmek gerekir. "İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O’na yalvardığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar..."(Zümer-8)

      Hâl böyleyken kötülüklere set vurmak, iyilikleri artırmak için bizim emek harcamamız, dert edinmemiz, mesai vermemiz, hak ve hakikatten yana olmamız gerekmiyor mu? Değişmesi için hiçbir emek harcamadığımız, görmezlikten geldiğimiz, kılımızı dahi kıpırdatmadığımız, bana dokunmayan yılan bin yaşasın dediğimiz hususlarda ufacık bir virüsten medet ummak da neyin nesi? Evet, Allah istese bütün kötülükleri ve kötüleri bir anda yok eder. Yapmıştır da. Buna elbette ki gücü var. "Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor." (İbrahim-42)

      Müslüman olarak bizler neye talip olduk o zaman. Müslüman olmamız neyi gerektiriyor farkında mıyız? Suriyeli bir çocuğun "Sizi Allah'a şikâyet edeceğim!" haykırışını, bir diğerinin "Allah'ım bizi cennete al da doyalım!" yakarışını, Doğu Türkistanlı çocukların sessiz çığlıklarını, Gazzeliyetimlerin gözyaşlarını duyup, görüp onlara yardım etmesi gereken bir virüs müydü? Tabiî ki de değil. Peki, seslendiği Müslümanlar ne haldeydi o sıralar! Darmadağınık. Birbirine düşmüş. Kâfirlerle iş tutmuş... "Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin..." (Âli İmrân-103) diye bir ilahî hakikat varken nasıl olacak şimdi. Allah böyle topluluklara yardım eder mi? 

      Maalesef, inancımız ve değerlerimiz büyük bir saldırı altında. Şeytan ve avenesi hiç boş durmuyor. Dünya ve dünya menfaatleri her şeyin önüne geçmiş durumda. Hep bugün için yaşar hâle gelmişiz. İmanımız zayıflamış, dine bakış açışımız değişmiş. İbadetlerle aramız açılmış. Yalan, iftira, sahtekârlık, vefasızlık yayılmış. Kibir, riya, gösteriş herkesi pençesine almış.

      Oysa sözler eyleme dönüşmeli değil mi artık. Daha ne kadar bekleyeceğiz. Yolun sonuna, çukurun kenarına gelmedik mi? Belki de son fırsat bu. Tünelden önce son çıkış.

      Ey Müslüman! 

      Önce sen kendine gel. Özüne dön en kısa sürede. Allah'a hakikaten teslim ol. Evini İslam hanelerine dönüştür. Evlatlarını Kur'an ahlakıyla yetiştir. Tebliğ et, hatırlat. Allah için yorul, koştur, terle, gözyaşı dök. İnan o zaman yaşadığımız toplum da dünya da yavaş yavaş düzelecektir. 

      Ey Müslüman!

      Ruhsuz dünyaya ruh katacak, insanlıktan nasibini almayanlara insanlık öğretecek yine sen olmalısın. “Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle, gücünüz yetmezse dilinizle düzeltiniz. Ona da gücünüz yetmezse kalben buğzediniz...” (Müslim, İman 78; Tirmizi, Fiten 11) 

     Ey Müslüman! 

     Ne yapılacaksa sen yapmalısın. Önce birey olarak, sonra toplum ve en sonunda bir ümmet olarak mücadele etmelisin. Kötülükleri engellemelisin bir bir, iyilikleri çoğaltmalısın. Haykırmalısın hakikatleri en gür sesinle.

      Ne diyordu Âkif'imiz:

"Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!

'Adam aldırmada geç git!' diyemem aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!"

 



YAZARLAR