Ruhköklerimize, anayurdumuza yolculuk-1
Tarih: 27.4.2019 00:00:01
Yusuf Kaplan

ADAM girişimi olarak Sabahattin Zaim ve Yıldırım Beyazıt üniversitelerine mensup arkadaşlarla, Sabahattin Zaim´in rektörü Mehmet Bulut Hoca´nın öncülüğünde anayurdumuza, Özbekistan´a yola çıkıyoruz.
Ziyaretimiz başkent Taşkent´te Özbekistan´ın en büyük üniversitesi Özbekistan Millî Üniversitesi´nde müşterek bir sempozyumla başlıyor. Üniversitenin Avazcan Maraximov bizi dostane bir şekilde karşılıyor.
***
İstanbul´un yeni havaalanı çok büyük. Çok büyük ama sakin.
Fakat bu sükûnet, Taşkent uçuşu check-in´i sırasında bozuluyor bizim için...
Özbekistan kökenli bazı yolcular, ısrarla “şu çantamı alır mısın?” “lütfen yardımcı olun” deyip duruyorlar önlerine gelen bütün yolculara.
Nedir bu, diye soruyoruz etrafa.
Birisi, bavul ticareti, diye cevap verince rahatlıyoruz biraz.
Hem ticaret yapıyor insanlar (çoğu da kadın iyi mi) hem de “merhamet damarınız çatlamış sizin” diye çıkışıyor biri bizim Emin Hoca´ya!
İyi cesaret!
Damardan girmesini biliyorlar ama çoğumuz uyuşturucu ticareti filan olabilir diye homurdanıp duruyoruz birbirimize.
Uyuşturucu ticareti böyle yapılmaz herhalde, değil mi.
Bilinmez ki.
Bildiğin Aksaray-Laleli bavulcuları bunlar aslında.
Check-in´deki bu telâş, curcuna, uçakta da devam etti.
Artarak hem de.
Bu kez mesele, yer meselesiydi, tahmin edilebileceği üzere.
Çok fazla fazla bilet vardı. THYliler ya da onlar adına bilet satan şirketler “oversale” bile satmışlardı. Uçakta bir curcuna, gürültü-patırtı koptu, sormayın gitsin! Sanki Harem ya da ne bileyim Esenler otogarına dönüşüverdi uçağın içi bir anda.
Doğrusu, THY personelinin lakaytlığı çok şaşırttı beni. Bu kadar lakaytlık beklemiyordum.
Uçağı tıka basa doldurmak, bavullularla insanları bavul gibi üst üste istiflemek, çok şaşırtıcı. Bu nasıl bir görgüsüzlük, nasıl bir vurdumduymazlıktır böyle!
Bunların sahibi yok mu, yöneticimiz uyuyor mu, diye söylenip durduk uçakta.
Bazıları koridorda bavullarının üzerine oturdu yolcuların.
Sonra havalandı uçak bir saat rötarla.
Böyle curcunalı ve laçkalığın diz boyu olduğu bir yolculuk yaptığımı hatırlamıyorum.
Kalkış öncesinde havaalanında ve uçakta yaşadığımız bu curcunalı yolculuğun yerini uçaktan inince “devlet ciddiyeti” karşıladı bizi.
TİKA´nın Özbekistan temsilcisi Ali İhsan Çağlar Bey, “hoşgeldiniz Hocam” diyerek karşıladı pasaporttan çıkar çıkmaz. Diğer arkadaşlara da teker teker “hoşgeldiniz efendim” diyerek burada üstdüzey bir program olacağını haber vermiş oldu.
Ali İhsan Bey, “büyük devlet” olmanın ne demek olduğunu gösterdi bize aslında.
Yazıya böyle bir giriş yaptım; ilgililer ilgilensin diye elbette.
***
Oysa biz buralara çok farklı duygularla ve saiklerle geldik.
Anayurdumuz bizim bu topraklar. Ruhköklerimizi oluşturan mayamızın karıldığı her bakımdan verimli, delişmen ama yorgun topraklar.
Küskün topraklar aynı zamanda.
Bize küskün.
Belki tarihe küskün.
O yüzden makus talihini yenmek için, iki asırlık yok oluş felaketine son verecek çıkışı gerçekleştirebilmek için uzun süren geceyi sona erdirecek o diriltici, kol kanat gerici rahmet sabahını bekliyor...
O sabahı getirecek erlerini, erenlerini, alperenlerini, kıtalar ve kıtalar koşturan akıncılarını bekliyor yeniden...
Türk dünyasına ölü toprağı serpilmiş gibi. Bu topraklar o yüzden bu hâli kabullenecek tıynette değil.
Toprağa düşen, tarihin akışını değiştiren, bu verimli topraklarda hakikat medeniyetinin aynı anda zihnini, kalbini ve ruhunu harekete geçiren, Asya´nın içlerinden Avrupa´nın içlerine kadar bu hakikat medeniyetinin tohumlarını ekmek için uzun, hiç bitmeyecekmiş gibi köklü, kalıcı bir yolculuğa çıkan, ilim, irfan ve hikmet adamları yetiştiren, zihin, kalp ve ruh adamları yetiştiren, hakikat bayrağını yere düşürmeyen öncü devlet adamları, öncü komutanlar, öncü âlimler, ârifler ve hakîmler yetiştiren bu verimli topraklar çoraklaştı ama kurumadı. Kurutulamadı. Kurutulamayacak biiznillah.

O yüzden buralardayız. Bizim buralarda olmamız, buralarla, kök-topraklarımızla, ruh-topraklarımızla, köklerimizle yeniden köklü bağlar kurmak amacıyla biz burada olduğumuz için bu topraklar kurutulamayacak artık.
Gidip-geleceğiz.
Ruhköklerimizden doyasıya besleneceğiz.
Ruh köklerimizin mayasını karan İmam Maturîdî´lerden, İmam Buharî´lerden, Şah-ı Nakşibendi hazretlerinden susuzluğumuzu giderecek, bizi silkeleyip kendimize getirecek hakikat suyundan kana kana içeceğiz...
Yeniden insanlığın yüzakı güzel insanlar yetiştirecek atılımlara gebe bu topraklar...
Ama önce kendimize gelmemiz, ilişkilerimizi her alanda derinleştirmemiz ve kökleştirmemiz şart.
Bunun için de ruhköklerimize köklü ve uzun soluklu yolculuklar yapmamız, birbirimizi dinlememiz ve beslememiz gerekiyor öncelikle.
Ruhköklerimizin kaynağı anayurdumuza yaptığımız yolculuğa giriş yazısı oldu bu.
Sonraki yazılarda bu toprakların ruhunu size hissettirmeye ve bu ruhu nasıl yeniden hayata ve harekete geçirebileceğimizi göstermeye çalışacağım gezip gördüğümüz yerlerden yola çıkarak...

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ulus devletlerin çöküşünü yaşıyoruz... (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
Türkiye, kendi yolunu kendisi belirleyecek... (20 Temmuz 2019 - Cumartesi)
Türkiye´nin siyasetle yorucu imtihanı (25 Haziran 2019 - Salı)
Fetih ruhu ve rüyası (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
Ramazan´ın atları ve okları (28 Mayıs 2019 - Salı)
Oruç, niçin benzersiz´dir? (21 Mayıs 2019 - Salı)
Sudan´da neler oluyor? (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
Seçimlerin vebali ve toplumun basireti (01 Nisan 2019 - Pazartesi)
Ölüm fikri ve duanın sınırsız gücü (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Hatırladıkça özgürleşir insan... (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
Bugün Venezuela, yarın Türkiye! (28 Ocak 2019 - Pazartesi)
Türkiye´nin “cinsiyet”le imtihanı (26 Ocak 2019 - Cumartesi)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Türkiye´nin cinayetlerle imtihanı (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7690
EURO
6.4202
booked.net
İnsanlar sahip olduklarını küçümser, sahip olamadıklarını önemser

Konfüçyus
Kıta isimlerinin hepsi aynı harfle başlar ve aynı harfle biter.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59