Renkler muhabbeti
Tarih: 26.4.2017 16:08:09 / 317okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Türkiye Büyük Millet Meclisi´nde mekânları sistem değişikliğine uygun hâle getirmek için çalışmalara başlanacağına dair haberler okudum. Mesela Genel Kurul Salonu´ndaki koltuklar değiştirilecekmiş. Mustafa Kalemli´nin başkanlığı döneminde yapılan ve kullanılan derinin cinsi dolayısıyla ciddi tartışmalara yol açan mevcut koltukların rengi de itirazlara konu olmuştu. Kırmızı ve akraba renklerin yorucu, şiddete eğilimi artıran renkler olduğu söyleniyor. Oturdukların koltukların renkleri vekillerimizi agresif yapıyormuş. Tabii, hiç kimse kırmızıdan etkilenmek için aynı zamanda boğa tabiatlı olmak gerektiğini söylemiyor.
Renklerin hiç şüphesiz psikolojik etkileri vardır. Mesela su ve havanın rengi olan mavinin rahatlatıcı olduğu su götürmez. Gökyüzünü ve denizi seyretmek aynı zamanda insanda sonsuzluk duygusu yaratır. Sarı nasıl hastalığın sembolüyse mavi de bazı kültürlerde sıhhati, hatta doğruluğu temsil ediyormuş. Ama mavinin aynı zamanda soğukluğu ve kayıtsızlığı ifade ettiğini, kendilerini başkalarından üstün ve ayrıcalıklı gören aristokratlar için “mavi kan” tabirinin kullanıldığını unutmamak gerekir.
***
Bazı renkler, bazı dönemlerde daha önce sahip olmadıkları çok özel anlamlar da kazanır. 1950´lerden 1980´lere kadar “kızıl” kelimesi antikomünistler tarafından âdeta lügatlerden silinmişti. Mesela Yahya Kemal´in “Hâlâ o kızıl hâtıra titrer gözümüzde” ve Arif Nihat Asya´nın “Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü” mısralarını okurken tedirgin olurduk. Mavinin de 12 Eylül Anayasası için yapılacak referandum öncesinde hayır oylarının rengi olduğu için Kenan Evren tarafından nasıl yasakladığını o günleri yaşayanlar hatırlarlar.
Kızıl, Arapçadan dilimize giren kırmızının Türkçesidir, al da öyle... Eski astrolojik sistemde Merih (Mars) yıldızının rengi kırmızıdır; bu renk yiğitliği, cesareti, savaşçılığı temsil eder. Ortaçağ´da, Merih, Türklerin yıldızı olarak kabul edilir ve hemen her zaman matruş, saçları ve yüzü kırmızı bir Türk savaşçısı olarak tasvir edilirmiş. Bu savaşçının birden çok kolu varmış ve her elinde bir alplık alâmeti tutarmış; mesela birinci elinde kılıç, ikinci elinde kuzuya çevirdiği bir aslan vb. Beyaz ay-yıldızla yumuşattığımız bayrağımızın rengi, belki de yıldızımız Merih´in renginden geliyordur, kim bilir.
Eski Türklerde gelinlik rengi de kırmızıydı. Bahar aylarında dağları ve kırları kıpkızıl bezeyen gelincik (küçük gelin) çiçeği adını bu gelenekten alır.
***
Mavi de Arapçadır; “su rengi” anlamına gelen “mâî”den gelir. Halid Ziya´nın Mai ve Siyah´ını hatırlayınız. Gök anlamına gelen tanrı (tengri) kelimesi zamanla “tanrı” anlamını kazanırken onun rengi olan “gök”e de kutsallık izafe edilmiştir.
Unutmadan kaydetmeliyim. Atalarımız gök kelimesinin yeşil anlamında da kullanırlardı. Nitekim eski kültürümüzde gök, aynı zamanda yönlerden doğunun, mevsimlerden ilkbaharın rengidir. Ak, batı ve sonbaharın; kara, kuzey ve kışın; kızıl ise güney ve yazın rengiydi. Karadeniz (Bahr-i Siyah), Akdeniz (Bahr-i Sefid), Kızıldeniz (Bahr-i Ahmer) adlarının nereden geldiği böylece anlaşılıyor. Kuzeyden esen rüzgâra karayel, kışa karakış denilmesi de aynı tasavvurla ilgilidir.
Divanü Lügati´t-Türk´teki bir dörtlükten ise ayrıca bir “yeşil gök” tasavvurunun bulunduğu anlaşılıyor. Kaşgarlı Mahmud, firuze anlamına gelen “çeş” kelimesini açıklarken zikrettiği dörtlük bugünkü Türkçeyle şöyledir: “(Tanrı) yeşil göğü yarattı, üzerine beyaz yüzük taşları saçtı, karakuş yıldızı dizildi. Gece gündüz üzerine örtülür.”
***
Yeşil kelimesi, ıslak, taze, sebze, yeşillik anlamlarına gelen “yaş” kökünden türemiştir. Yaşıl, Anadolu Türkçesinde incelerek yeşile dönüşür. “Yaşamak” fiili de aynı köktendir; canlılığı, diriliği, hayatiyeti ifade eder.
Eski astrolojik sistemde Zühre (Venüs) yıldızının rengi olan yeşilin niçin ve ne zamandan beri İslâm´ı temsil ettiği de elbette cevaplandırılması gereken bir soru. Hz. Peygamber bayraklarında belli bir rengi tercih etmez, zaman zaman siyah, sarı ve beyaz bayraklar kullanırdı. Yeşilin sembol olarak Emeviler tarafından benimsendiği söylenir. İslamî birçok gelenek gibi, “yeşil”in de bize Emevilerden intikal ettiği kuvvetli bir ihtimaldir. Peki, hangi yeşil? Anadolu´nun bazı şehirlerinde, hacca gidenlerin kapıları zehir gibi bir yeşile boyanır. Bu yeşil, adı üstünde hacıyeşilidir. Peki, tirşe, fîrûze (turkuaz), neftî, hâkî, zümrüdî, zeytin yeşili, badem yeşili, çimen yeşili, fıstıkî yeşil, lâk yeşili?
***
Bu yazıyı isterseniz melankolik bir karakter taşıyan “mor”la noktalayalım. Genellikle keder, hüzün ve matemi ifade eden mor, aynı zamanda zulüm, işkence ve kontrolsüz kuvvetin rengiymiş. Roma´nın en güçlü olduğu devirlerde, imal edilmesi zor, dolayısıyla pahalı olduğu için imparatorlar mor renkli elbiseler giyerlermiş. Hz. İsa´ya, çarmıha gerilmeden önce alay etmek ve aşağıla mak maksadıyla mor (erguvanî) renkte bir elbise giydirildiğine dair bir Hıristiyan inancını hatırlatmak isterim.
Hıristiyanlar, Lâtince adı Cercis siliquastrum olan erguvana Yahuda Ağacı da der ler. Menkıbeye göre, Hazreti İsa´ya ihanet eden havâri Yahuda, daha sonra pişman olarak kendini bir erguvan ağacına asmış. Önceleri beyaz çiçekler açan erguvan bu yüzden utancından kıpkırmızı kesil miş, yani kızılımsı mor çiçekler açmaya başlamış. İngiliz romancılarından Cronin, Erguvan Ağacı adlı ro manında bu efsaneyi leit-motif olarak kullanmıştır.
***
Mor, İstanbul´umuzda baharın renklerinden biridir. Boğaziçi´ni ve koruları kendi renklerine boyayan erguvan ağaçlarını ve mor salkımları seyre çıkmanın tam zamanı... Yahya Kemal, “Endülüs´te Raks” şiirinde “Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır” diyor. Benim gözümse şu sıralarda morda...
NOT: Bütün çocuklarımızın 23 Nisan´ını kutluyorum.

Anahtar Kelimeler: Renkler, muhabbeti
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Dünyada iki yüzlü olanlar, kıyamet günü ateşten iki yüzlü olarak gelirler.

Hz. Muhammed