Ramazan, festivaller ve İstanbul Müzik Festivali
Tarih: 11.6.2016 10:24:18 / 545okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

 

Takvim ve saat sistemindeki değişiklik, dünyaya bakışımızda, hayat tarzımızda ve zaman idrakimizde köklü bir değişikliği, daha doğrusu değişiklik arzu ve iradesini temsil ediyordu. Aşağı yukarı yüz yıldır zamanı dedelerimiz gibi idrak etmiyor, edemiyoruz. Hicrî takvim, kandil gecelerine ve Ramazan ayına hapsedildi.

Hicrî takvim ay yılı esasına dayandığı için “sene-i devriye”ler hep başka günlerde ve mevsimlerde idrak edilir. Miladî takvimde yaz Noel´i mümkün değildir; Noel kış mevsimiyle özdeşleşmiştir ve Noel Baba daima kızakla temsil edilir. Hâlbuki bizim hâtıralarımızı çeşitli mevsimlerde yaşanmış Ramazanlar ve bayramlar süslemektedir. Çocukluğumun Ramazanlarını çatır ayazlarda, gençliğimin Ramazanlarını sıcak yaz aylarında yaşadım. Beş on yıl daha ömrüm varsa sonbahar ve kış Ramazanlarını bir kere daha yaşayacağım.

***

Bunları niçin mi yazıyorum? Kırk dört yıldır Haziran ayından düzenlenen İstanbul Müzik Festivali, bu yıl neredeyse bütünüyle Ramazan´a denk geldi. Bu yüzden dinlemek istediğim bazı konserlerden maalesef mahrum kaldım.

1985 yılından beri takip ettiğim İstanbul Müzik Festivali´nin milletlerarası müzik festivalleri içinde hiç şüphesiz özel bir yeri var. Her yıl dünyanın en önemli orkestralarını, müzik gruplarını ve sanatçılarını müzikseverlerin ayağına getiren bu organizasyonu başarıyla gerçekleştiren İKSV´yi kutlamak gerekir.

***

“Festival” kelimesi, olağan iş hayatının terkedildiği dinî tatil günü anlamındaki “festivus” kökünden geliyor. Yani şu bizim bayram´ın tam karşılığı... Ama Ramazan ve Kurban bayramlarına “festival” yahut mesela İstanbul Müzik Festivali´ne “İstanbul Müzik Bayramı” diyemiyoruz? Çünkü kültürel muhteva ve anlamları birbirinden tamamen farklı.

Pagan devirlerinin büyücü âyinleri ilk festivallermiş. Müzik festivallerinin tarihi eski Mısır ve İzis âyinlerine, müzik festivallerinin tarihi kadim Yunan toplumunun politik gösterilerine uzanıyor. Türkçede “festival” kelimesi ilk defa 1931 yılında, İkinci Balkan Konferansı dolayısıyla Beylerbeyi Sarayı´nda düzenlenen Balkan Oyunları Festivali´nde kullanılmış. Sonra giderek yaygınlaştı; sinemasından tiyatrosuna, kirazından yoğurduna, o kadar çok festivalimiz oldu ki, yaz dönemi başladığında gazetelerde bu enflasyon öteden beri “Festival üstüne festival” gibi başlıklarla duyurulur.

***

Bu arada birçok kelime gibi, festival de yeni anlamlar kazanarak günlük dile mal oldu. Halk arasında bu kelimenin gırgır-şamata ve curcuna anlamlarında kullanıldığına çok şahit oldum. Bu da halkın festival adı altında düzenlenen birtakım şenlikleri ciddiye almadığı mânâsına gelir.

Türkçede festival yerine kullanılabilecek bir kelime daha var: “Şenlik”. Osmanlı devrinde düğün, sünnet düğünü, cülus, zafer gibi çeşitli vesilelerle sık sık yapılan şenlikler, aslında bizde köklü bir festival geleneğinin bulunduğunu gösteriyor. Ayrıntılarını öğrenmek isteyenler mesela Metin And´ın Osmanlı Şenliklerinde Türk Sanatları (1982) adlı kitabına bakabilirler. Bu şenliklerin önemli bir kısmı düğün (sûr) ve sünnet düğünü vesilesiyle yapıldığı için “Sûrnâme” ismi verilen manzum eserler yazılmıştır.

Yeri gelmişken, Şair Vehbi tarafından III. Ahmed´in oğulları için düzenlenen muhteşem sünnet düğününün anlatıldığı Sûrnâme´nin Prof. Dr. Mertol Tulum tarafından mükemmel bir biçimde yayımlandığını hatırlatmak isterim. Aynı eser, İntizami Sûrnâmesi ve manzum sûrnâmeler de çok çalışkan bir ilim adamı olan Prof. Dr. Mehmet Arslan tarafından üç cilt halinde yayımlanmıştı.

***

Klasik festivaller, ait oldukları toplumların kimliklerini yansıtan birer ayna gibidir; başka bir deyişle, toplumların kendilerini sanatın diliyle ifade ettikleri kurumlar olması bakımından büyük önem taşırlar. Bir yandan halk kütlelerinin boşalıp rahatlamasını, diğer yandan kültürün nesilden nesile aktarılarak devam etmesini sağlar, dolayısıyla süreklilik şuuru kazandırırlar.

Sanayi devrimiyle birlikte başlayan ve burjuvazinin damgasını taşıyan modern festivaller ise, kültürlerarası yarışa ve diyaloğa zemin hazırlayan büyük organizasyonlardır. Bugün bir festival endüstrisinden ve festival turizminden söz edebiliyoruz. Kültürler, festivallerle birbirine açılıp zenginleşiyor ve canlılık kazanıyor. 19. yüzyılın ikinci yarısında sahneye çıkan modern festivallerin en eskisi 1876´da başlayan, sadece Wagner operalarının sahnelendiği Bayreuth ile 1877´de başlayan Salzburg ve Luzern festivalleridir.

Festivaller 1960 yılından sonra yaygınlaştı ve Avrupa´nın önemli merkezlerinde ardarda müzik festivalleri doğdu. İlki 1972 yılında düzenlenen ve bugün belli başlı festivaller arasında yer alan İstanbul Müzik Festivali bunlardan biridir.

***

Her festivalin, milletlerarası olsa dahi, hâkim rengini, o festivali gerçekleştiren ülkenin kültüründen alması tabiidir. Sağlıklı bir kültür alışverişi için bunun elzem olduğu kanaatindeyim. Aksi takdirde, tek yönlü bir kültür akışından gerçekleşir. İstanbul Müzik Festivali´nde olduğu gibi... Bu festivalin ilk yıllarında başta İstanbul Klasik Türk Müziği Korosu olmak üzere bazı Türk Musikisi gruplarının konserlerine de -lütfen- yer verilirdi. Rahmetli Bekir Sıdkı Sezgin´i Aynalıkavak Kasrı´nda İstanbul Müzik Festivali kapsamında birkaç defa dinlediğimi hatırlıyorum.

Doğrusunu söylemek gerekirse, İKSV´nin on beş-yirmi yıldır bu toprakların musikisini niçin ihmal ettiğini anlayabilmiş değilim. “Uluslararası” bir müzik festivalinde, festivali düzenleyen “ulus”un müziğine yer verilmemesi nasıl açıklanabilir?

***

Bütün okuyucularımın Ramazan-ı Şerif´ini tebrik ediyor, bu mübarek ayda, Vezneciler´de büyük bir felakete yol açan hainleri şiddetle lânetliyorum.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Kuvvetli insan, kendi kendini yenen insandır

Hz. Muhammed