Ramazan düşünceleri
Tarih: 13.5.2018 18:18:32 / 309okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Ramazan ve İslâm Dünyası. Bir Ramazan´a daha kavuştuk, şükürler olsun. Salıyı çarşambaya bağlayan gece sahura kalkacak ve Ramazan´ın, rahmetini, bereketini, maneviyatını yaşayacağız ama içimizde dinmek bilmeyen bir sızıyla…

İslâm dünyasının büyük bir kısmında gelecekten ümidini kesmiş milyonlarca Müslüman´ın zulüm altında inlediğini, açlıkla, susuzlukla, hastalıkla boğuştuğunu; bir kısmında da görgüsüz petro-dolar zenginlerinin Şeddadi binalardan oluşmuş köksüz ve ruhsuz şehirlerinde “aksırıncaya, tıksırıncaya” kadar tıkındıklarını ve ağababaları Amerika´ya su gibi servet akıttıklarını düşündükçe lokmalarımız boğazlarımızda düğümlenecek, kahrolacağız. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir!” buyuran Peygamber-i zî-şânın telkin ettiği ahlâk nerede ve benim atalarımın bir zamanlar peygamberine duyduğu derin hürmet ve muhabbetle “kavm-i necib” dediği torunlarınınki nerede?
***
Ramazan ve Gelenekler. Ramazan, Türkiye´de millî geleneklerle bezenmiş, dünyevî ve uhrevî neş´eyi bir araya getirdiği için başka İslam ülkelerinde rastlanmayan güzelliklerin yaşandığı bir aydır. Eski Ramazanlarda geceyle gündüz âdeta yer değiştirir ve hayat şaşırtıcı bir renklilik ve canlılık kazanırdı. “Nerde o eski ramazanlar!” edebiyatının arkasında, Ramazan aylarında yaşadığımız hareketliliğin ve neş´enin hâtıraları gizlidir. Bu zevki ihya etmek, bana sorarsanız, sosyal barış açısından son derece hayatî bir önem taşıyor. Mesela kandil ve mahya, milli hayatımızın Ramazan´a ve kendil gecelerine mahsus geleneklerinden biridir. Bu gelenek niçin yeni buluşlarla ihya edilerek Ramazan geceleri İslam´ın nurunu temsil eden bir ışık şölenine çevrilmez, anlamıyorum. İstanbul´un Avrupa Kültür Başkenti olduğu 2010 yılında bir mahya yarışması yapılmış ve jüri olağanüstü güzellikte projeler arasında seçim yapmakta zorlanmıştı. Bu projelerden hiçbiri maalesef uygulanmadı.
***
Ramazan ve Modern Edebiyatımız. Ramazan´ın modern edebiyatımızda yer alıp almadığını tespit edebilmek için geniş bir tarama yapılması gerekir. O kadar çok roman, hikâye ve şiir yazılıyor ki... Hepsini okuma imkânım olmadığı için bugünkü edebiyatımızda Ramazan´ın varlığı yahut yokluğu konusunda bir kanaat serdedemiyorum. Ama şunu söyleyebilirim: Ramazanlar, artık günlük hayatımızın akışında köklü bir değişiklik yaratmadığı gibi eskisi kadar renkli de yaşanmıyor. Aslında hayatı canlı ve renkli kılan, geleneklerdir. Ramazan´ın asırlar içinde oluşan ve yaşanan gelenekleri, hafızalarda çok canlı izler bırakıyordu. Hatırat kitaplarını okurken eskilerin anlatacak ne çok şeyleri varmış diye düşündüğüm olur. Bugün yaşadığımız hayat, eskilerinkiyle kıyaslanamayacak kadar renksizdir. Şöyle bir düşününüz bakalım, çocukluk yıllarınızdan neler hatırlıyorsunuz? Derinliğine yaşanmayan şeyler edebiyata da yansımıyor. Meseleye bir de böyle bakmak gerekir.
***
Kitap ve Kültür Fuarı. Eski İstanbul Ramazanlarından söz edenler, Beyazıt ve Fatih Camilerinin avlularında iftar öncesinde açılan sergileri anlata anlata bitiremezler. Tespihinden porselen eşyasına, yiyeceğinden giyeceğine kadar hemen her şeyin satışa sunulduğu bu sergilerde canlı sohbet halkaları da kurulur; insanlar iftar vaktini beklerken hem alışveriş eder hem hoşça vakit geçirirlermiş. Türkiye Diyanet Vakfı tarafından dört beş yıldır Beyazıt Meydanı´nda açılan Kitap ve Kültür Fuarı´nı bu sergilerin, dolayısıyla bir geleneğin devamı gibi görme eğilimindeyim.
Kitap ve Kültür Fuarı, önceleri Dinî Yayınlar Fuarı adıyla Sultanahmet Camii avlusunda açılır, Sultanahmet Meydanı da Belediye tarafından bir çeşit şenlik alanı olarak düzenlenirdi. Fakat zamanla bu meydanda oluşan Ramazan rantı yüzünden her yıl biraz daha göze batar hale gelen zevksizlik ve görgüsüzlük tahammül edilemez hale gelmişti. Ramazan bahane edilerek meydan bir yeme-içme panayırına dönüştürülürdü. Sultanahmet Camii´nin yaydığı ruhaniyeti berhava eden, güya eski İstanbul evlerine benzetilmiş derme çatma barakalar, köfte cızırtıları, sucuk ve yanık yağ kokuları, nargile fokurtuları kötü müzik ve baş döndürücü bir kalabalık...
Halka eğlenmeyi, hoşça vakit geçirmeyi çok görenlerden değilim. İnsanlar, kendilerini mutlu eden bir duyguyu, bir güzelliği içinde yaşadıkları toplumla paylaşmak, başkalarıyla iç içe, dizdize olmak istiyorlar. Belediyelerin bu ihtiyacı karşılamak için birtakım faaliyetlerde bulunmaları çok tabiidir; ancak daha ‘yaratıcı´ olmaları ve halka İstanbul´un çeşitli bölgelerinde alternatif imkânlar sunmaları gerekir. İftar çadırlarına da bir çekidüzen verip bu çadırlardan sadece ihtiyacı olanların yararlanmalarını sağlayacak bir çözüm yolu bulunmalıdır.
Bu Ramazan´da Beyazıt ve Sultanahmet meydanlarının daha nezih mekânlar olarak hizmet vereceğini umuyorum.
Akif´in duası. Mübarek Ramazan´ın bütün İslam âlemine barış ve huzur getirmesini temenni ediyor ve bu yazıyı Mehmed Akif´in şu duasıyla noktalamak istiyorum:
Yâ Rab, şu muazzam Ramazan hürmetine,
Kaldır aradan vahdete hâil ne ise;
Yâ Rab, şu asırlarca süren tefrikadan
Artık ezilip düşmesin ümmet ye´se.
Mâdâm ki verdin bize bir rûh-ı nevîn,
Yâ Rab, daha bir nefha-i te´yîd insin!
NOT. Aziz okuyucularım, bundan sonra sadece haftada bir gün birlikte olacağız. Aynı anda yazmakta olduğum iki kitabı tamamlayabilmek için zamana ihtiyacım var. Beni anlayacağınızı umuyorum.
Derkenar
İKİ BÜYÜK KAYIP
SAM Kütüphanesi´nin ikinci katındaki köşesinde yıllardır sessiz sedasız çalışarak önemli dönem romanları yazan Mehmet Niyazi ağabey artık yok. Son zamanlarda bir hastahanede tedavi görmekte olduğunu biliyor ama sık sık hastalanıp üçer beşer gün gözden kaybolduğu için bugün yarın çıkar gelir diye düşünüyordum. Merhumun Çanakkale Mahşeri, Kanije, Yazılmamış Destanlar, Yemen Ah Yemen, Plevne isimli romanları kılı kırk yararcasına yaptığı araştırmaların ürünleridir. Çok okunan bu romanların genç nesillere tarih sevgisi ve şuuru aşıladığını biliyorum. Yazmaya adadığı hayatının önemli bir kısmını Beyazıt-Sultanahmet-Babıali üçgeninde yaşayan Mehmet Niyazi, aynı zamanda bu bölgede yaşanan kültür ve edebiyat tarihinin şahitlerinden biriydi ve keyfi yerine geldiği zaman tatlı tatlı anlatırdı. Marmara Kıraathanesi çevresinde yaşadıklarını Deliler ve Dahiler isimli romanında anlatmıştı.
Son günlerde irtihal-ı dar-ı beka eyleyen dostlardan biri de, Sivas´ın hafızası kabul edilen Kadir Üredi´dir. Kendi kendini yetiştirmiş bir halk adamı olan bu değerli yazarın Şehrin Ahşap Zamanı ve Ben Sivas´ımı Sıdkınan Sevdim isimli kitaplarının, yerlisi için bir şehrin ne ifade ettiğini en iyi anlatan kitaplar olduğunu söyleyebilirim.
İki yazara da Allah´tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı ve sabır diliyorum.

Anahtar Kelimeler: Ramazan, düşünceleri
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Bir kavme su dağıtan,onların hepsinden sonra su içeçektir.

Hz. Muhammed