Yusuf Ziya Cömert


Pullarımız biraz dağınık

Pullarımız biraz dağınık


 

Gidişat iyi gibi görünüyor. Dışarıda yaptığımız hamlelerden az veya çok netice alıyoruz.
Suriye’de iyi başladığımızı düşünüyorduk. Hayat kötü başladığımızı bize gösterdi. Fakat Rusya’yla geliştirdiğimiz ilişkiler sayesinde Suriye’nin sınırımıza yakın bölgelerinde tutunmayı başardık.
Aynı Rusya’yla Libya’da karşı karşıya gelebiliriz. Aslında biraz geldik. Hafter’e paralı Rus savaşçılar destek veriyor. Bir bakıma Rusya bizi idare ediyor, biz Rusya’yı.
Ancak, Libya hamlemiz sayesinde Doğu Akdeniz’de ispat-i vücut ettik. Yunanistan’ı ve Fransa’yı epeyce rahatsız etmemize rağmen sonuçta bir siyaset kurduk, bir denge oluşturduk ve o denge, ileride sorun olma ihtimali varsa da şimdilik iş görüyor.
Rusya’nın Kırım’ı ilhakına da tavırlıyız. Tavrımızı gizlemiyoruz. Ukrayna’nın NATO’ya girmesi için de yoğun çaba sarf ediyoruz.
Rusya da Kırım’a ve Ukrayna’ya sempatimizi sorun etmiyor görünüyor.
Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırısı bizi ilgilendiriyor. ‘İki dövlet tek millet’iz. Dolayısıyla, Kafkaslar’da Azerbaycan’ın hatırını sayıyoruz.
Kardeşlerimizin yanında olduğumuzu açıkça ilan ediyoruz.
Bu arada, Ermeni hareketliliği menfaatimize de dokunuyor. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattını tehdit potansiyeli taşıyor.
Gürcistan’la çok iyiyiz. Fakat Abhazya’da ve Güney Osetya’da Gürcistan’ın sorunları var. Rusya bu iki bölgeyi neredeyse Gürcistan’dan koparmış durumda.
Ve biz Türkiye olarak, Abhazya’ya ve Osetya’ya ilgisiz kalamayız.
Rusya’nın Karadeniz’de dün başlattığı büyük tatbikat, Kafkaslar’daki ve Karadeniz’deki gelişmelerle çok alakadar olduğunu biraz sert bir şekilde göstermiş oldu.
Rusya’nın Karadeniz’de kendisinden başka patron istemediğini, Türkiye’yle ilişkilerine başka menfaatlerinin (özellikle çok Rusya açısından çok avantajlı nükleer santral anlaşması) yanı sıra biraz da Karadeniz’deki düzeni bozulmasın diye ihtimam gösterdiğini düşünebiliriz.
ABD’yle, YPG konusundaki ihtilafımıza rağmen, bilhassa Trump sayesinde iyi sayılırız.
ABD’deki statükonun bize sempatiyle bakmamasına rağmen, S 400’ler, Halk Bank davası gibi konularda sonuç alamadıysak da lehimize bir durağanlık sağladık.
İçeride PKK terörüyle yoğun bir mücadelemiz halindeyiz. Terörü beklemiyoruz, peşine düşüyoruz. Yakaladığımız yerde imha ediyoruz.
Fetö’yle mücadelenin yeterince doğru yürüyüp yürümediği konusunda farklı görüşler var ama bir mücadele olduğu gerçek.
Yine içeride, bir ekonomi problemiyle boğuşuyoruz. İstihdam hiç iyi değil. Dolar ve Euro dünyada sıfıra yakın faizlerle tedavül ederken biz pahalı borçlanıyoruz. Üstüne üstlük Kovid 19 turizm sektörünü felç etti.
Yine de, sanki özel yöntemlerle ekonomimizi fazla sarsmadan yürütüyoruz.
Bazılarına göre çöpü halının altına süpürüyoruz ve bir gün halının altına sığmaz hale gelecek.
Belki de gelmez. Önümüze çıkacak yeni sorunlarla baş etmenin bir yolunu buluruz.
Tavla oyununu bilir misiniz?
Bilmek zorunda değilsiniz. 
Ben de şuracıkta tavla oyununu anlatamam.
Bilenler bilmeyenlere anlatsın.
Tavlada pullarınız ne kadar dağınıksa, kapı alma şansınız o kadar artar. 
Çok korkak davranırsanız pullarınız sırık olur. Oyun, yenene de yenilene de tat vermez.
En iyisi ikisinin ortası bir yol tutturmaktır.
Zarlarınız iyi gelmiyorsa hemen toparlanmanız lazım çünkü risklidir dağınık oynamak.
Rakibiniz açık kalan pullarınızı kırabilir.
Hele de art arda gele atmaya başlarsanız mars bile olabilirsiniz.
Devlet politikalarından bahsederken tavla oyunundan misal vermek çok iyi fikir olmayabilir.
Satrancı tercih etmek isterdim ama bizim oyunumuz satranca pek benzemiyor.
Daha çok anlık hamlelerle ilerlemeye çalışıyoruz.
Yukarıda hülasa etmeye çalıştığım bizim de ciddi bir şekilde müdahil olduğumuz çok boyutlu meseleler sanki pullarımızın dağılmasına sebep oluyor.
Ekonomideki risk puanımızın yüksek olmasının bir sebebi de zannediyorum pullarımızın dağınık olması.
İnşallah talihimiz yaver gider de toparlarız.
Karar Gazetesi 20 Temmuz 2020 tarihli yazısının iktibasıdır.
 



YAZARLAR