Pullarımız
Tarih: 7.2.2017 08:54:08 / 495okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

Pul dünyasının önder isimlerinden Erol Akkaya´nın dükkânında oturuyorum. Erol Bey yetmiş yedi yaşında ve atadan pulcu. Bir ara dışarı çıktım. Vitrinin önündeyim. En fazla on üç yaşında olan bir çocuk babasının elinden kurtulup vitrine koştu. Renkli pullar ilgisini çekti demek ki. Meraklı gözlerle pullara bakıyor. O sırada babası da yanına geldi. Kenara çekildim, onları seyrediyorum. Çocuğun sorusu: “Baba, bunlar ne?”

İlk pulumu henüz on iki yaşındayken almışım. Kendi paramla üstelik. Bir başıma PTT şubesine gitmiş, memur ağabeye selam vermiş ve postaneden sevinçle çıkmıştım. 17 Temmuz 1982. Beş parçalık Anadolu Dağları serisi. Fakat pul defterim yok. Pulları kitapların arasında muhafaza ediyorum. Düşünmeye işte buradan başlıyorum. Vitrine koşan çocuk, beni otuz beş yıl öncesine götürdü.

Pul koleksiyonculuğu, bir hobiden çok daha fazlasıdır. Evvela kültür işidir. Memleketin halini ve gidişatını pullar üzerinden takip etmek mümkündür. Aynı şeyi para için söyleyemeyiz.

Pula ´modern minyatür´ dersek yanlış olmaz. Pulun üzerinde yer alan her desenin, işaretin, resmin ayrı bir anlamı vardır. Mesela dünyanın en güzel serisi seçilen İstanbul´un fethinin 500. yıldönümü pulları. (1953) Bu seride Hattat Emin Barın ve Ressam Nurallah Berk´ın sanatları, emekleri vardır. Osmanlı döneminden de bir örnek verelim: Edirne´nin Bulgar işgalinden kurtuluşunun hatırası olarak basılan Selimiye Serisi çok güzeldir. Pulların tasarımını Mimar Muzaffer Bey yapmıştır. (23 Ekim 1913) Hürriyet-i Ebediye tepesinin ve anıtının mimarıdır kendisi.

Osmanlı Devleti´nin son elli yılını ve Cumhuriyet devrinin tamamını pullara bakıp seyredebiliyoruz. Neler yaşanmış, öncelikler nasıl değişmiş vs. Birinci Cihan Harbi´nden harf inkılabına, Atatürk - İnönü rekabetinden Türk dış politikasının yönelimlerine kadar. Amerika Birleşik Devletleri´nin istiklalinin 150. yıldönümü münasebetiyle altı pulluk bir seri çıkarmışız mesela. 15 Temmuz 1939 tarihinde. Türk ve Amerikan bayrakları beraber dalgalanıyor. Devamında, Missouri zırhlısının İstanbul´u ziyareti konulu üç pulluk bir seri daha. 5 Nisan 1946. Bunlar bize, Türk - Amerikan yakınlaşmasının sadece rahmetli Menderes´in eseri olmadığını söylüyor.

Mustafa Kemal´in vefatından 1950 seçimlerine kadar geçen 11 yılda, tam 67 farklı pulda İnönü resmi kullanılmıştır. Demokrat Parti´yle beraber tekrar eskiye dönülmüştür. Elde kalan İnönü resimli pulların üzerine ise ay yıldız damgası (sürşarj) vurulmuştur. Toplumsal kamplaşmanın nedenlerinden biri de bu yanlış uygulama olabilir.

Cumhuriyet dönemi pulları arasında geziyoruz. Benjamin Franklin ve Guglielmo Marconi´nin doğum, Richard Wagner, Van Gogh ve Mozart´ın ölüm yıldönümlerinde hatıra pullar çıkarılmış. Buna karşılık, nice önemli ve millî ismimiz bu listeye girememiştir.

Ak Parti hükümetleriyle birlikte bunun büyük ölçüde değiştiğine şahitlik ediyoruz. Piri Reis, Kaşgarlı Mahmut, Katip Çelebi, Ali Kuşçu, Süleyman Çelebi, Evliya Çelebi, Yunus Emre, Sultan Abdülhamid Han en güzel şekilde pullardaki yerlerini alıyorlar. Hat ve ebru sanatımız, halı ve kilim motiflerimiz, kültür varlıklarımız tüm inceliğiyle pullarımızda görünmeye başlıyor. İğne oyası gibi geleneksel sanatlar, kıyafetler, yöresel yemekler. Karaoğlan, Keloğlan, Nasreddin Hoca.

Fakat hâlâ camilerimiz serisi yok. Neden? Canımızı sıkan bir eksiklik daha var. Osmanlı Devleti, Tur-u Sina serisi içinde güzel bir Mescid-i Aksa pulu çıkarmış. (1917) Bu pul Sultan Vahdeddin´in cülusunda ve birinci yıldönümü serisinde de sürşarjlanıp kullanılmıştır. Kıbrıs Türk Kesimi´nde de Mescid-i Aksa pulu çıkmıştır. Filistin Halkıyla Dayanışma başlığı altında iki pulluk bir seri. (1980) Bizde böyle bir imkân niçin olmamıştır? Sorumuz ve merakımız budur.

***

Beni asıl heyecanlandıran, Osmanlı dönemine ait pullar ve posta tarihi. Bir de Millî Mücadele´nin aziz hatıralarından biri olan, yokluk ve zorluk günlerini yansıtan Anadolu pulları.

Osmanlı pulları bambaşka bir dünyadır. Birinci Cihan Harbi´ni yansıtan Harp Emisyonları, şehit çocuklarına yardım için sürşajlanan Evlad-ı Şüheda pulları, Mütareke serisi; her pulun ayrı bir hikâyesi. Balkanlardaki gidişatı sezen Osmanlı, son bir hamle yapar. Sultan Reşad, 1911 yılında Makedonya seyahatine çıkar. Bu seyahatin Selânik, Manastır, Üsküp ve Priştina sürsajlı pulları çok dokunaklıdır. Çünkü bir sene sonra kıyamet yaşanmıştır. 1898 tarihli Teselya Ordu Pulları´nı da unutmayalım. Türk - Yunan Harbi´nin hatırasıdır.

´Her pulun bir hikâyesi var´ dedik. Bir tanesini seçelim: Yaşanan sıkıntı nedeniyle, iki pulumuz, arkasına kâğıt yapıştırıldıktan sonra bozuk para olarak kullanılmıştır. (1917) “Paramız pul oldu” sözü buradan geliyor olabilir.

Pulların üstündeki okunaklı damgalar, sizi büyülü bir yolculuğa çıkarır. Oturduğunuz yerden devasa bir coğrafyayı gezersiniz: Halep, Şam, Hama, Musul, Beyrut... Bir tanesini elimize alalım: Ecnebi memleketler için kullanılan 10 paralık harici posta pulu. Halep damgası taşıyor. Yani o ilimizden yurtdışına postaya verilmiş. Şimdi Halep´in kendisi yurtdışında. Gerçi buna da şükür. Selânik´in kaderini de yaşayabilirdi.

Pul defterinden bir sayfa açıyorum. Çok net bir Mamure-i Hamidiye damgası. Musul bölgesinden. Yine Hit kasabasına ait kusursuz bir mühür. Bugün İran´da kalan Abadan. Böyle devam ediyor.

Daha acısı da var: İşgal pulları. İngilizler Irak´ı işgal ediyor ve bizim pullarımızı sürşajlayıp kendi pulları olarak kullanıyorlar: IRAQ, IN BRITISH OCCUPATION. Sultanahmet ve Süleymaniye resimli pullarımızın üstüne yazıyorlar bunu. (Occupation kelimesi zorla alma ve işgal anlamına geliyor.) Bitmedi: Fransızlar da Adana´da aynı şeyi yapıyorlar. Osmanlı pullarını topluyor ve üstüne CILICIE (Kilikya) sürşajı vuruyorlar. Evlad-ı Şüheda pullarında bile gördüm bunu. O dönemde yaşadığınızı ve böyle bir şeye şahitlik ettiğinizi düşünün. Yunan işgal kuvvetleri bir adım daha ileriye gidiyor. Pullarımızın üstüne haç işareti vurmaktan çekinmiyorlar. İzmir, Kütahya, Ayvalık gibi yerlerde hep bizim pullarımızı sürşajlayıp kullanıyorlar. Edirne´yi işgal ettikleri vakit, pullarımızdan bu şekilde seri oluşturuyorlar. İçlerinde Selimiye ve Mehmetçik pulu da var.

Biz şu anda, kitapları dolduracak bir konuyu birkaç paragrafa sığdırmaya çalışıyoruz. Eksik oluyor elbette.

***

Bilinen bir gerçek: Suistimaller, spekülasyonlar ve sahtecilik filateli dünyasına büyük zarar vermiş, nice insanı koleksiyonculuktan soğutmuştur. Bugün böyle bir kıyıcılıktan tam mânasıyla bahsedemeyiz.

Esas sıkıntı şurada: Yeni nesiller mektubu görmeden büyüyor. Dolayısıyla pulu da pek bilmiyorlar. Mektup, kültürümüzün kıymetli bir parçasıdır. Pullar tarihi vesikalarımız arasındadır. Bir sikkeye, eski esere nasıl sahip çıkıyorsak, pullara da aynı hassasiyeti göstermeliyiz. Özellikle yazımızın ikinci bölümünde değindiğimiz pullara, mühürlere. Bunları çoğunlukla yabancı koleksiyoncular topluyor.

Ne yapılabilir? PTT Genel Müdürü Kenan Bozgeyik Bey´in samimi çabalarını takip ediyoruz. Güzel işler yapmak için gayret ediyor. Başarılı pullar ve seriler çıktı, çıkıyor. Fakat ciddi bir eksiğimiz var. Pul sevgisini yeni nesillere aktarmakta yetersiz kalıyoruz. (Aşılamak kelimesini özellikle kullanmadım. Çocukların sevmediği bir kelimedir bu.)

Pul koleksiyonculuğu, sadece kültürü değil, titiz olmayı da beraberinde getirir. Disiplin verir. Sabrı öğretir.

Milli Eğitim ve Kültür bakanlıklarıyla ortak projeler geliştirilebilir. Pul dünyasının önemli isimlerinin görüşleri daha sık alınabilir. Ülkemizin en büyük pul koleksiyoncularından biri de Mareşal Fevzi Çakmak´tı. Onun koleksiyonu bile dağılıp gitti, geriye bir şey kalmadı. Buna benzer koleksiyonlara sahip çıkılabilir.

Pul bahsine değinip de Erol Akkaya, Mustafa Badem ve Mehmet Aslanoğlu´na teşekkür etmemek olmaz. Üstümüzdeki emekleri çoktur.

Anahtar Kelimeler: Pullarımız
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Rahmet ile zahmet arasında (16 Eylül 2018 - Pazar)
Şiddet ile inayet arasında (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Yazamamak (09 Eylül 2018 - Pazar)
Kitaplar, dergiler ve son durum (06 Eylül 2018 - Perşembe)
Gurbetten sılaya doğru (02 Eylül 2018 - Pazar)
Ortak kader (24 Ağustos 2018 - Cuma)
Onur meselesi (15 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Ayrı dünyalara ait iki kavram (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Yazmış bulunduk (22 Temmuz 2018 - Pazar)
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Özünle, gözünle, sözünle işinde ol?

Hacı Bektaşı Veli