PISA raporunun düşündürdükleri
Tarih: 16.12.2016 09:28:08 / 400okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

 

PISA´nın (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) 2015 yılı sonuçlarının bizimle ilgili kısmını şöyle bir konuşup geçtik. M.E. Bakanı İsmet Yılmaz, tek bir kritere bakılarak Türkiye´nin eğitim durumunu değerlendirmenin hata olacağını, Türkiye´nin geçmişe kıyasla eğitime daha çok önem verdiğini, bu alana daha fazla kaynak ayırdığını söylemiş. Tabii ki bu konuları ben, Sayın Bakan ve uzmanlar kadar bilemem. Ama hepimiz bu ülkede yaşıyoruz; insanımızın toplam başarı ve verimlilik seviyesini, ürettiği maddi-manevi sonuçlardan görebiliyoruz.

Eğitimimizin en az yüz elli yıllık bir sorunu var: Nasıl bir insan yetiştirmek istiyoruz? Bu belli değil… Eğitim programları, kurumları ve eğitim kadrosu, siyasal-ideolojik ayrışmalara bağlı olarak o kadar dalgalanma ve değişme halinde ki, istikrarlı, hedefi belli bir eğitim anlayışı, eğitim felsefesi ve kalıcı eğitim programları geliştirip uygulamayı bir türlü başaramadık.

***

Tecrübeler gösteriyor ki iki türlü millet-vatan sevgisi var. Biri duygusal, diğeri rasyonel. Duygusal olarak –bazı hasta ruhlar dışında- vatanını, milletini sevmeyen olmaz. Ama rasyonel vatanseverlik bir eğitim işi. Bizim eğitim felsefelerimiz, asıl millet ve vatanseverliğin ne olduğunu ve nasıl gösterilmesi gerektiğini nesillere yeterince öğretemedi; onlara, arkasında bilginin, aklın ve inancın üretici ve birleştirici gücünün bulunduğu vatanseverliği yeterince kazandıramadı.

Batı´nın ekonomide ve başka toplumsal alanlarda ulaştığı bugünkü durum “bireyci, özgürlükçü, rekabetçi, ilerlemeci bir eğitim modelinin, sonuçta en büyük başarıyı ve en çok faydayı üreteceği” şeklindeki bir eğitim felsefesinin sonucudur. Batı toplumlarında sağlanan ilerlemeler, üzerinde mutabakat sağlanmış olan bu felsefenin ve bu doğrultuda hazırlanıp istikrarlı şekilde uygulanan programların ürünüdür.

Kuşkusuz bu felsefeye karşı Batı´da ve Batı dışında haklı eleştiriler de var. Geçen haftaki yazım, bir bakıma, Batı´da bu felsefenin getirdiği “başarı”nın ahlâkî bir sorgulamasıydı. Ancak sonuçta o dünyada eğitim için belli ve ortak hedefler konmuş; ilgili toplumlara, bugün sonuçlarını gördüğümüz başarıları sağlanmıştır. Fakat biz, eğitimimiz için bu şekilde, mutabakata varılmış; ekonomik gelişme, toplumsal barış gibi alanlarda başarıya götürücü ortak hedefler koyamadık. Bu yüzden eğitim alanını yaz-boz tahtası haline getirdik. Bunu görmek için eğitim tarihimizin son yüz elli yılına bir göz atmak yeterlidir.

***

Biz nasıl bir nesil yetiştirmek istiyoruz? Kendi alanımla ilgili olarak mesela “Dindar bir nesil yetiştirmek istiyoruz” denildi. Aslında bu doğru bir hedeftir. Gelişmiş ülkelerde -görünüşte farklı da olsa- böyle bir hedef gözetilmektedir. Tamam ama bizde dindarlığın ne olduğu konusunda bir mutabakat yok ki! Herkesin zihninde ve hayatında farklı bir “dindarlık” var. FETÖ´nün hedefi de “dindar bir nesil yetiştirmek” değil miydi? Vatandaş öyle olduğuna inandığı için, yemeyip onlara yedirmedi mi? “Dindar nesil” diyerek –üstelik devletin gözünün önünde- devlet kadrolarını gaspetmediler mi?

O zaman şunu sormak neden yanlış olsun: Başka bazı “dinî” yapılar da anaokulundan üniversitesine kadar eğitim ve öğretimde, yurt ve pansiyon işlerinde yok mu? Var olduğunu herkes biliyor. Denebilir ki bu demokratik bir haktır. Peki ama buralarda nasıl bir din ve dindarlık anlatılıyor? Yetkili-uzman elemanlarıyla devlet bunu takip ediyor mu?

Çare: “Çağdaş Müslümanın ruhuna huzur, ahlâkına nezaket, hayatına rahat, toplumuna barış, geleceğine ümit kaynağı olacak insan ve dindar modeli” üreten bir eğitim felsefesinde mutabakat... Türkiye bunu başarabilecek birikime sahiptir. Bunun ilk başlayacağı yerlerden biri de ilâhiyat fakülteleri olmalıdır.

Anahtar Kelimeler: PISA, raporunun, düşündürdükleri
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Bela insanın diline bağlıdır. Bir kimse bir şeyi ?yapmam? dedi mi, şeytan her işini bırakıp onu yaptırana kadar uğraşır.

Hz. Muhammed