Yusuf Ziya Cömert


Penaltı değil, frikik

Penaltı değil, frikik


Muhalefetin erken seçim taleplerinde bir frekans düşüşü var.

İktidarın ‘seçim zamanında yapılacak’ vurguları da fark edilir bir şekilde yavaşladı.

Bunu neye yormalı?

Muhalefet açısından seçimin normal zamanının yeterince yakınlaşmasına mı?

Hem de ne kadar?

Seçim erken yapılırsa muhalefetin bir Cumhurbaşkanı adayı üzerinde uzlaşması için zamanın daralacağı kadar.

Ne olacak ki bir gün oturursunuz, kararınızı verirsiniz, olur biter.

O kadar da kolay değil.

Önem veriyorsanız o işe emeğinizi ve zamanınızı sarf edersiniz.

Psikiyatrlar ‘kaliteli zaman’ diyorlar ya… İçinde etkinlikler olan, alış-veriş olan, muhtelif görüşlerin serdedildiği, işin içindekilerin de üçüncü şahısların da mutmain olacağı bir olgunlaştırma süreci.

Cumhur İttifakı’nın ‘seçim zamanında yapılacak’ vurgusundaki yavaşlamaya ne diyeceksin?

Ekonomi sanki yönetilmiyor, kontrolden çıktı.

Belki çıkmamıştır kontrolden fakat dışarıdan bakılınca öyleymiş gibi görünüyor.

Merkez Bankası iktisatçıların izahtan aciz kaldıkları kararlar veriyor.

Sanki enflasyonun, doların peşini bırakmış. Bir yetkili kalksa ‘enflasyon o kadar da kötü bir şey değil’ dese şaşırmayacaksınız.

Biz enflasyonu yönetemiyoruz, bari enflasyon bizi yönetsin.

İktidar tabii ki iktisadi sıkıntıların seçimin sonucuna tesir edecek en önemli faktör olduğunu dikkate alıyor.

Ekonomiyi yoluna sokamıyoruz. Ama vatandaşın sıkıntısını hafifletecek ağrı kesiciler kullanabiliriz.

Ne olabilir bunlar?

Asgari ücretin açlık sınırının üstüne çıkarılması olabilir.

EYT’lilere de bir iyilik düşünebiliriz.

3600 göstergeyi de bir şekilde hallederiz.

KGF’yi de çalıştırırız. Biraz kredi iyi gelir.

Bunlar için para lazım.

İhtiyat akçesini bile önceki seçimde tükettik.

Banknot matbaası bizde, para basarız.

Para basarsak enflasyon olur.

Olsun. Vatandaş biraz rahatlasın. Seçime kadar.

Zamanında yapılmış seçime kadar mı erken seçime kadar mı?

Artık, ağrı kesicinin etkilerine bakarız. En uygun zaman hangisiyse onu kollarız.

İktidarın bunları yapması ekonomi için doğru mu?

Ekonomi için doğru olmayabilir. Ama siyaset için, insanları bir süreliğine memnun ederek oylarını almak için doğru olabilir.

İktidarın işi nispeten kolay. Taş atıp da kolu ağrımayacak. Memleketin matbaasıyla muvakkat bir rahatlık hissi verecek. Hele iktidarımızı tazeleyelim, acı reçeteyi ondan sonra veririz.

Durumu daha nazik olan muhalefet.

Cumhur İttifakı Millet İttifakı’nı her gün HDP’den sınava sokuyor.

Bu sınavın bilhassa İYİ Parti’yi biraz yorduğu hissediliyor.

CHP’yi de yoruyor ama İYİ Parti kadar değil.

Daha nazik bir mesele: Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

Muhalefetin bütün aktörleri, Saadet Partisi, Gelecek, Deva dahil hangi aday üzerinde uzlaşacaklar?

Hem Türkleri hem Kürtleri nasıl bir aday profilinde buluşturacaklar?

Sağ seçmenin kafasını karıştırmayacak, motivasyonunu bozmayacak adayı nasıl belirleyecekler?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu anketlerde iyi görünüyor.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da öyle.

Fakat sanki siyaset, topu bu iki ‘oyuncu’nun önünden uzaklaştırıyor.

Dönüp dolaşıp sonunda topu CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun önüne mi koyacaklar?

Bazıları ‘penaltı’ diye düşünebilir. Kocaman kale, atarız.

Yanılırlar. Bu bir penaltı atışı değil. Daha çok frikik atışına benziyor.

Mesafe uzak ve kalenin önünde kalabalık bir baraj var.

Aday belirleme sürecinde oluşacak krizler, krizimsi durumlar seçmenlerin konsantrasyonunu etkiler.

Evet, vatandaşın geçim sıkıntısı, ekonominin kötü gidişatı Cumhur İttifakı’nı zorlayacak. Bu aşikar.

Millet İttifakı’nı da aday belirleme sürecindeki muhtemel ihtilaflar zorlayacak.

Sonuçta kendi sınavları.

Doğrular, yanlışlar, eksikler, fazlalar… Ne ettilerse sınavın sonunda ellerine o geçecek.

İyi çalışsınlar, iyi oynasınlar, kazansınlar.

 Karar Gazetesi 08 Kasım 2021 tarihli yazısının iktibasıdır.



YAZARLAR