Pagan yılbaşı çılgınlığı ya da ruhunun çalındığını haykırmak!
Pagan yılbaşı çılgınlığı ya da ruhunun çalındığını haykırmak!
Tarih: 30.12.2014 17:34:38 / 694okunma / 0yorum
Yusuf Kaplan

 

İnanılmaz bir yılbaşı çılgınlığı yaşanıyor bu Müslüman ülkede. Bu çılgınlık, bu yıl ilk kez, Aralık ayı girer girmez başladı üstelik de!

 

Televizyonlarda, Aralık ayının başından itibaren yayınlanan Kardfinans reklamı başta olmak üzere, pek çok AVM’de, çarşıda-pazarda, işyerinde, pagan bir gelenek, kapitalizmin tüketim sosuyla Müslüman bir ülkenin halkının zihinlerine zerkediliyor ve hayal dünyaları delik deşik ediliyor böylelikle!

 

PAGANİZM KILIFINA BÜRÜNEN “LAİKLİK DİNİ”

 

Türkiye’de laikliğin algılanışı, yorumlanışı ve uygulanışı, aslında bizim hem düşünce dünyamızın, hem de genelde “hayat-dünyamız”ın sefaleti konusunda yeteri kadar ipucu veriyor olsa gerek!

 

Cins kafalardan biriydi Ernest Gellner. Gellner, 1960’larda yazdığı bir makalesinde, “Türkiye’de laikliğin din hâline getirildiği” saptamasında bulunmuştu.

 

Elbette ki, boş yere konuşmuyordu bu cins adam: Daha düne kadar bu ülkede, laikliğe lâf ettiği, laikliği tartıştığı, laiklik hakkında entelektüel tartışmalar yaptığı için insanlar hapishaneleri boyluyordu!

 

Türkiye’de laiklik, hem laik hem de “İslâmcı” aydınlar tarafından “tepeden inmeci” bir proje olduğu gerekçesiyle “salt şeklî özellikleriyle” algılanıp tartışılageldi. Bu yaklaşımlar, sekülerleşmenin muhtevasını tartışmayı da engelledi.

 

Sonuçta, yılbaşı çılgınlığının zıvanadan çıkması olgusunun da gösterdiği gibi, adına ister laiklik diyelim, isterse sekülerlik, toplum, sefih sekülerleşme biçimleriyle ruhunu yitiriyor ve paganizm biçimlerinin eşiğine sürükleniyor adım adım... Yılbaşı çılgınlığı, bunun en ürpertici göstergelerinden biri!

 

BATI’DA LAİKLİK KIYASIYA TARTIŞILIRKEN...

 

Oysa anavatanı olan Batı’da bile laiklik hâlâ en yoğun tartışma alanlarından biri.

 

Batıda sekülerlik konusunda kafa patlatan sosyal teorisyenler, laikliğin Batı’da ruhsuz, duygusuz, bencil, çıkarcı bir insan ve toplum tipi ürettiğinden şikayet ederler.

 

Son 20 yıldan bu yana Batı’da akademyada, sekülerliğin, Müslüman toplumlarda, “despotluğa, otoriteryen söylemlerin meşrulaştırılmasına aracılık eden bir aygıt”a; insan haklarını, özgürlüklerini sakatlayan ruhsuz bir makina’ya dönüşmeye yüz tuttuğu vurgulanır.

 

John Keane’den Peter Berger’e, John Milbank’tan Robert Bellah’a ve Roland Robertson’a kadar önde gelen sosyal teorisyenler, artık “seküler aklın ötesi”nden, “post-seküler felsefe”den sözetmeye başlamış durumdalar.

 

BURASI GÂVUR MEMLEKETİ Mİ?

 

Ülkemizde medyayı, toplumu tepeden dönüştürme kaygısıyla hareket eden Türk medyatörleri tarafından laiklik veya sekülerlik, ülkemizde türbülans üstüne türbülans (alt-üst oluş) üreten bir “psikolojik savaş makinası”na dönüştürülmüştür.

 

Türk medyasında tam bir yılbaşı çılgınlığı enjekte ve propaganda ediliyor. Ve hayatın her alanını (insanın hem iç, hem de dış dünyasını) aynı anda kuşatan, anlamlandıran kapsamlı bir dünya tasavvuru olan Müslümanlık, Müslümanlığın şekillendiği anlam haritalarımız, kültürel değerlerimiz yerle bir ediliyor, lime lime ediliyor.

 

Öyle ki, artık yılbaşı kutlamaları kutsanmaya, Batı’daki örneklerini bile aratmayacak bir yaygınlık kazanmaya başlandı.

 

Televizyon dizilerinde, reklamlarında yılbaşı temaları, “Noel Baba” figürleri “gırla gidiyor”; yayınlanan yabancı filmlerin yılbaşı eksenli filmler olmasına özen gösteriliyor.

 

Ama aynı sözümona “yerli” dizilerde nedense Ramazan veya Kurban Bayramı temalarına asla yer verilmiyor; eğer İslâmî gündemler veya bayramlar işlenecekse, makaraya sarılacak, alaya alınacak şekilde işleniyor!

 

İnsan sormadan edemiyor: Burası neresi arkadaş? Burası gâvur memleketi mi, Müslüman bir ülke mi?

 

Bu toplumun temel değerlerini, dinamiklerini teker teker topa tutarak, yerle bir ederek bu toplumu ruhsuzlaştıranlara, sığ Batılı seküler değerlere kölecesine uyumlamaya çalışanlara “dur” diyecek bir Allah’ın kulu neden çıkmıyor acaba? Bu ülkenin ve milletin sahibi yok mu?

 

RUHUNUN ÇALINDIĞINI HAYKIRMAK!

 

Güç ve çıkar çevrelerinin de, bunların has kapıkulları medyatörlerin de hayatlarında İslâmî değerlerin, dinamiklerin, anlam haritalarının yeri olmayabilir ama bu kişiler, toplumun kahir ekseriyetinin hayatında bu değerlerin büyük bir yeri olduğunu bilmiyor olamazlar. Zaten bilmiyor olsalardı, her fırsatta Müslümanlığın anlam haritalarını parçalama, tahrip etme gayretkeşliği göstererek, sekülerliğin en sefih, en bencil, en primitif tezahürü olan pagan yılbaşı kutlamalarını bu denli kutsamazlardı!

 

Müslümanlığı olumsuzlamanın, sekülerliğin en sefih, en primitif (“barbar”) ve pagan tezahürü olan yılbaşını ise kutsamanın toplumda ne denli türbülanslara (alt-üst oluşlara) yol açtığını; bu toplumun altını oyduğunu göremiyor olamazsınız!

 

Toplum, bu yapay ve zoraki olarak icat edilen ve üretilen türbülanslar, aynı hızla icat edilmeye ve üretilmeye devam edildiği sürece “ruhunun çalındığını” haykırmazsa işimiz yaş demektir!

 

Kaldı ki, yılbaşı çılgınlığı, ruhu çalınmak istenen bir toplumun, başka bir düzlemde, ruhunun çalındığını haykırması değil midir?

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
İbrahim Tenekeci
İbrahim Tenekeci
Siyaset ile samimiyet arasında
Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu
Kalp-hürmet-hizmet-merhamet
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Sivasspor´dan Kötü Başlangıç
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
‘Kutsal´ sömürü
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
‘Umarsızca Cennet´i aramak´
Ö. Emir Doğan
Ö. Emir Doğan
(KAMİ)GAZZE, UZAK ÜLKE DEĞİL; SEYİR GÜNLÜĞÜNE EKLEYEMEYİZ
Mehmet Şevket Eygi
Mehmet Şevket Eygi
İhlâssız din hizmeti olmaz
İbrahim Kahveci
İbrahim Kahveci
Bir zamanlar duyarlıydık...
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Uygarlar ve Uygurlar!
Yusuf Kaplan
Yusuf Kaplan
Türkiye´nin önündeki takoz: FETÖ zihniyeti!
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
‘Ben bir Türk´üm, dinim, cinsim uludur´
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Bir Yıldız Daha Kaydı
Berat Demirci
Berat Demirci
ŞEHRİN GÖÇÜ VE “BİR ŞEHİRLİ”NİN GÖÇÜ
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
EKONOMİDE MEGALOMAN DAVRANIŞLAR
Ahmet Özdemir
Ahmet Özdemir
Gelenek mi, görenek mi, medeniyet mi?
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Başörtüsü ve Vietnam Sendromu
Coşkun Gökkuş
Coşkun Gökkuş
Para/transfer
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Bir çevirinin düşündürdükleri
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SÜRPRİZ REKTÖRÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Salih Tuna
Salih Tuna
Kadir Mısırlıoğlu´nun fesi, PKK´nın kalpağı
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Fikret Ünsal
Fikret Ünsal
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.3142
EURO
6.0386
booked.net
Gülün dikene katlanması onu güzel kokulu yaptı?

Mevlana
Bir deve kuşunun hızı saatte 70 km´ye ulaşabilir.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59