“Öteki” diye biri yok
Tarih: 17.5.2018 16:05:46 / 278okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

Öteki´nin olması için kişinin öncelikle ‘ben´ demesi gerekir. Oysa bizim ahlak ve itikadımızda ‘ben´ demek terk-i edeptir. Terk-i edeptir, çünkü bunu diyen ‘benlik davası´ güdüyordur.
‘Benlik davası´nın aslı kişinin Hakk´ı inkar ile kendini (insanı) dünyanın merkezine koymasıdır. O Tanrı´nın varlığını özgürlüğe mani görür. Aklınca Tanrı´dan kurtulunca özgür olacaktır. Bunun bir adı da ‘kibir´dir. Kibrin en üst makamı, nefsin ihtirası, şeytanın saptırmasıdır.
Oysa inancımıza göre kişi ancak Allah´a ‘kul´ olursa hürriyetine kavuşur.
Süleyman Uludağ Tasavvuf Terimleri Sözlüğü´nde (Marifet Yay., 1995) ‘hürriyet´i şöyle tarif ediyor:
‘Nurların nurunun tecellisinde mahv ve yok olanlar her çeşit kayıt ve eserlere kul olmaktan kurtuldukları zaman hür olurlar (Kâşânî, Ta´rifat).
En yüksek seviyede Allah´a kul olma haline ‘hürriyet´ denir. Hakk´a tam kul olan tam hür olur. Arifin son makamı hürriyettir. (Luma, 450, 513).
Açıkçası ‘benlik´ ki bu sonunda ‘birey´ denilen şeyin aslını teşkil eder; kibir, gurur ve egoizmdir. Benlik sadece Allah´a mahsustur. İnsanın varoluş gayesi Cenab-ı Hakk´a hakkıyla ‘kul´ olmaktır. Bu sebeple benliği (nefsi) ortadan kaldırmak icab eder. Yunus Emre şöyle diyor:
“İlahî bir aşk ver bana kandalığım bilmeyeyim
Yavu kılayım ben beni, isteyu ben bulmayayım
Al gider benden benliği, doldur içime senliği
Bu dünyada öldür beni, varıp anda ölmeyeyim.”
‘Ölmeden önce ölünüz buyruğu´ nefsin yokedilmesi, bu yolla kibirden, gururdan kurtulmaktır.
Yine Yunus Hakk´a vasıl olunca vecd hali ile şunları söylüyor:
“Canlar canını buldum, bu canım yağma olsun
Assı ziyandan geçtim, dükkanım yağma olsun
Ben benliğimden geçtim, gözüm hicabın açtım
Dost vaslına iriştim gümanım yağma olsun.”
Benliğin diğer bir adı da ‘enaniyet´tir. Enaniyet tasavvufta kişinin ‘ben´ demesidir. (İbn Arabi-Istılahat). Sâlik ile Mevlası arasındaki en kalın perde ‘ben´ ve ‘benlik´tir.
Burada meseleyi şahsiyetten vazgeçmek olarak anlamamalı. Lügatta şahsiyete şöyle mânâ veriliyor: Bir kimsenin şahsına ve nefsine ait özelliklerin, rûhî ve mânevî niteliklerin bütünü. Ayrıca yüksek ahlaklı, değerli kişi de şahsiyet sahibidir. Şahsiyet sahibi kişiliğinden taviz vermez.
Peki son zamanlarda çok sık kullanılan ‘öteki´, ‘ötekileştirmek´ nereden çıktı? Kelimeyi (kavramı) ilk kullanan bir Yahudi´dir: Emmanuel Levinas.
Adam kendi açısından haklı. Çünkü onun bakışı ile insanlık ikiye ayrılır: 1- Yahudiler, 2- Ötekiler.
Yahudi seçilmiş kişidir. Tanrı ona âleme nizam vermeyi bahşetmiştir. O üstündür, geride kalanların kıymeti yoktur, onlar ‘öteki´dir.
Rahmetli Nurettin Topçu “Benlik” adlı yazısında şunları söylüyor:
“İnsan olan benlik sayesinde, yani şuur ve hürriyetimizin birlikte çalışmalar ile bir büyük kapının tâ eşiğine ulaşıyoruz. Bu kapıyı açabilen orada bir başka benlik buluyor. Sonsuzluktan bize sunulan bu ilâhî emanet sayesinde azaptan kurtulmak, murada ermek, varlığı sevmek kabil oluyor. Sonu olan varlıkların âleminde sonsuzluğun muradına erdiren bu ilâhî emanet elde edildikten sonra insanın sanatı, eski hayatî benliğini teşkil eden hırsların, tahakküm zevklerinin, heveslerin ve iştihaların birer birer terki oluyor. Var olmak iradesiyle uzanarak kucakladığı âlemin varlıklarını terk eden insanın bu sanatı, zamanla kendinde tabiî hal oluyor. Bu olgunluk halinde kıskançlıkları ve hevesleri, tahakkümleri ve hasetleri terkediyoruz. Lüksten ve iştihalardan uzaklaşıyoruz. Neşeyi ve kederi unutuyoruz. Yalnız ilâhî neşeden haz duyuyoruz. Bize ben dedirten ne varsa, şehvet, servet, şöhret diye ne varsa hepsini terkediyoruz. Sade göğsümüzdeki kalbin çarpıntısına minnetle ve varlık karşısında duyduğumuz hayretle başbaşa kalıyoruz. Benlikten kurtulup bütün varlıklara hizmetkâr olarak yaşamak, bizde şevk oluyor. Kalbimize sık sık soruyoruz: Daha bende ne varsa söyle, terkedeyim?”
Yetmiş iki milleti bir gören ahlakımız kimseyi kendinden ayırt edip (küçümseyip, yabancı sayıp, yabancılaştırıp) öteki demez, diyemez. Bu batıcı aydın söylemidir. Olur-olmaz yerde kullanmayalım. Böyle kavramlara da sazan gibi dalmayalım.

Anahtar Kelimeler: Öteki, diye, biri
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Eskiler alıyorum… (18 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Aidiyet (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Çıkmaz sokak-geçer akçe (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Ceviz ile sincap (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Tatil programı (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Elveda zamanı (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
Haddini bilmek (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Kıssadan hisse (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Piyasa (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Tanrı misafiri (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
İnsanı tanımak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
İnsanı tanımak (29 Mart 2018 - Perşembe)
Tarihi yapanlar ve yazanlar (15 Mart 2018 - Perşembe)
Yara (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Mesele (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
BEYAZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sarışın (09 Şubat 2018 - Cuma)
Mus­ta­fa KUT­LU (02 Şubat 2018 - Cuma)
Ahlâk ağacı (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (2) (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
En büyük ibadet topluma hizmet etmetir?

Hacı Bektaşı Veli