Osmanlı yaşasaydı, dünya böyle olmazdı!
Osmanlı yaşasaydı, dünya böyle olmazdı!
Tarih: 10.2.2015 10:30:43 / 633okunma / 0yorum
YUSUF KAPLAN

 

Osmanlı durduruldu; Balkanların kalbi durdu. Kafkasların kalbi durdu. Araplar kıyıya vurdu.

 

Ve dünyanın dengesi bozuldu: Osmanlı, denge unsuruydu çünkü.

 

Birinci Dünya Savaşı ve ardından İkinci Dünya Savaşı’yla birlikte Avrupa’daki emperyalist güçler, bu kez, silahı birbirlerine doğrulttu ve Avrupa, tarihten çekildi.

 

OSMANLI YAŞASAYDI...

 

Birinci Dünya Savaşı’nın temel amacı, Osmanlı’yı durdurmak ve tarihten uzaklaştırmaktı.

 

Başardılar.

 

Ve dünyayı daha iyi, daha vahşîce yöntemlerle paylaşmaya başladı emperyalist Batılılar...

 

Ama bu defa, bu açgözlülük çok kısa sürdü.

 

Hiç kuşkusuz, Batılıların Osmanlı’yı durdurmak için geliştirdikleri stratejiler, sonunda, -Jöntürklerin beyinsizlikleriyle- hedefine ulaşmıştı.

 

Fakat emperyalist Batılıların hesap edemedikleri bir şey vardı: Onlar, bir hesap yapıyorsa, Celâl ve Cemâl Sahibi Allah da bir hesap yapıyordu: Allah, emperyalist Batılıları, birbirine kırdırdı ve Avrupa’yı da tarihten uzaklaştırdı.

 

Şu gerçek artık bütün çıplaklığıyla gün ışığına çıktı: Osmanlı, yaşıyor olsaydı, dünya böyle olmazdı.

 

OSMANLI: İNSANLIĞIN BARIŞ ADASI

 

Elbette ki, Osmanlı tarihe karıştı. Ama şunu bilin ki, Osmanlı’nın ruhu Balkanlarda, Kafkaslarda ve Ortadoğu’da bütün diriliğiyle yaşıyor.

 

Yaşıyor; çünkü yalnızca Osmanlı, dünyanın bu en zor kavşak noktasını, 400 küsur yıl barış adasına çevirmişti.

 

Dârü’l-İslâm kurulmuş ve dârü’s-selâm’a (barış, güven ve adalet yurdu’na) kavuşulmuştu.

 

O yüzden, Ahmet Cevdet Paşa, “çöküş asrı”nda bile “Osmanlı, insanlığın son adası” diyebiliyordu.

 

O yüzden, Osmanlı’yı durduran İngilizlerin büyük tarihçisi Toynbee, “Osmanlı’nın durdurulduğunu” ve “insanlığın geleceği” olduğunu söyleyebiliyordu.

 

Balkanlara, Kafkaslara ve Ortadoğu’ya açıldığınızda, size hep Osmanlı’yı hatırlatmalarının, “âhh Osmanlı!” diye hayıflanmalarının sırrı bu tespitlerde yatıyordu:

 

Bugün, Osmanlı’nın başardığı şeyi, Batılılar aslâ başaramamışlardı ve başarabilmeleri de imkânsızdı. Bunu en iyi Batılı büyük tarihçiler ve düşünürler biliyor ve yeri-zamanı geldiğinde dile getiriyor.

 

OSMANLI’NIN ÜÇ               SÜTUNU: ASALET,                    FERASET VE ADALET

 

Fernand Braudel, Pax Romana (Roma Düzeni) ve pax Ameriana’nın “askerî zorbalık düzeni”ne dayandığını söylemişti.

 

“Pax Ottomana”, Sulh Düzeni’ydi.

 

Batılılar, farklı kültürlerle, medeniyetlerle ve dinlerle birarada yaşama tecrübesine sahip olmamışlardı tarihleri boyunca.

 

Farklı kültürlerle, dinlerle ve medeniyetlerle birarada nasıl yaşanabileceğinin en mükemmel örneğini Osmanlı medeniyet tecrübesi gerçekleştirmişti.

 

Asalet, feraset ve adalet ilkeleri, Osmanlı’nın yalnızca kendisini vareden ilkeler değildi; aynı zamanda başka dinlerle, kültürlerle ve medeniyetlerle kurduğu ilişkileri de belirleyen yegâne ve vazgeçilmez ilkelerdi.

 

O yüzden, Osmanlı, hiç bir kültürün kökünü kazımadı Batılıların yaptığı gibi. Hiç bir medeniyetin önünü tıkamadı. Hiç bir dinin kuyusunu kazmadı, farklı düşünüyor veya inanıyor diye hiç kimseyi yakmak, yok etmek için cadı kazanları, engizisyonlar kurmadı.

 

 

İşte bu nedenle, “Osmanlı insanlığın geleceğidir.”

 

OSMANLI’NIN  DİRİLTİCİ RUHU BALKANLARDA YAŞIYOR!

 

Bu gerçeği, Arnavutluk seyahatim sırasında karşılaştığım bütün Müslümanlar açıkça dile getiriyorlar:

 

“Osmanlı gitti, biz öksüz kaldık. Bir gün, Türkiye, derlenir toparlanır, bize sahip çıkar diye hep umutlandık. Son yıllarda, bu umudumuz gerçeğe dönüşmeye başladı. Allah, yürekten yaptığımız dualarımızı karşılıksız bırakmadı.”

 

Karşılaştığımız herkesin söylediği şey bu.

 

Neden peki?

 

Şundan tabiî ki: Osmanlı’yı vareden ruh ve karşılıklı varolma iradesi, insanlığın insanca bir dünya kurabilmesinin yolunu açabilecek yegâne anahtardır.

 

Bu ruh, Batılıların yaptığı gibi, işgale, yakıp yıkmaya ve yok etmeye değil, gönülleri fethetmeye, var etmeye ve birlikte ortak bir dünya kurmaya imkân tanıyan asil ve diriltici bir ruh.

 

İşte Osmanlı’nın insanlığa armağan ettiği bu asil ruh, bugüne kadar aşılamadı.

 

Osmanlı, bizzat kendi çocukları tarafından bile anlaşılamadığı için, Osmanlı’nın aşılamadığı da hakkıyla anlaşılmadı.

 

BALKANLAR DÜŞERSE, TÜRKİYE DE DÜŞER!

 

Osmanlı’nın bu özelliğini en iyi anlayanlar, Balkanlardaki Müslümanlar.

 

O yüzden Balkanlara sahip çıkalım. Balkanlarla sağlam köprüler kuralım.

 

Yoksa, 25 yılda her şey biter. Balkanlardaki Müslümanların umutları suya düşer. Biz de bunun vebalini hiç bir zaman ödeyemeyiz.

 

Unutmayalım: Balkanlar düşerse, Türkiye de, Türkiye’nin umut olma hayalleri de suya düşer.

 

Ama umutlanmamız için güçlü nedenlerimiz var: TİKA, Yunus Emre Kültür Merkezleri, İHH, Diyanet ve özellikle de Hüdai Vakfı, Balkanlarda sessiz devrim yapıyorlar. Kalıcı ve köksalıcı tohumlar ekiyor, diriltici ruh üflüyorlar.

 

Bunlar da Cuma günkü yazıya artık...

Anahtar Kelimeler: Osmanlı, yaşasaydı, dünya, böyle, olmazdı
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Sabır, kurtuluşun anahtarıdır.

Mevlana
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Yeni bir konferans modeline ihtiyaç var
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Sevgi güneşi Mevlana
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Değerler aşınması ve ahlâkın ikamesi!
Coşkun GÖKKUŞ
Coşkun GÖKKUŞ
ROBİNHO FARKI...
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Yiğidodan Dört Dörtlük Müsabaka
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Sıradışı bir imam-hatipli: Mehmet Çebi
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
Aile çöküyor, toplum çatırdıyor... Nizamülmülk´ün “gece orduları” gerek bize...
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
Şerefsiz namussuz alçak rezil vs...
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Kendini büyük görmek
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Bankalar ne yapsın
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Poşetleri bırakın giydiklerimize bakın!
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
KÖY TÜKENDİ TOPRAĞIMIZI KURTARIN!
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Din eğitimimiz: Bin yıl önce, bin yıl sonra
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
Ümit kesmeyin;
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Bilenlerle bilmeyenler
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Biraz daha teori çalışalım
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
EV ÖDEVİ Mİ!...
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Aday belirlemek artık kolay değil
Salih Tuna
Salih Tuna
Kadir Mısırlıoğlu´nun fesi, PKK´nın kalpağı
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SİVAS´A SELAM YOLA DEVAM
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ