Berat Demirci


OPERASYONLARIN GRAMERİ

OPERASYONLARIN GRAMERİ


Latince operari, fiiline ingilizler -tion eklemiş, fransızlar -syon. İş yapmak, bir hedefe yönelik emek vermek anlanına gelmektedir. Tam Türkçe karşılığı ameliyattır. Ameliyat’ın tababette kullanılıyor olmasına rağmen, başka alanlarda neden tercih edilmediğinin üzerine ayrıca düşünmek gerek. Operasyon, genellikle olumsuz çağrışımlar uyandırıyor; ben dahi operatör doktorlardan korkmasam da çekinirim. Halkın “çekmek” fiilini ekleyerek “operasyon çekmek” deyimine ulaşmasını isabetli ve irfanî buluyorum. Biraz argo kokusu da var ama olsun; argosu kuvvetli olmayan dil zayıftır. Operasyon çeken güçler daima istim üzerindeler ve gezegenin sakinlerine operasyon çekmek, modern iktidar güçlerinin oyun haline getirdiği bir meşguliyettir. Bir dikotomi oluştururlar ve onun üzerinden büyük işler yaparlar.

Modernlik bir üst dildir, modern iktidarın mümessilleri kudretlerini bu dil üzerinden yürütür. Bu dilin İngiliz, Alman, Fransız ve ABD gibi ağız, şive vs. farklılıkları olabilir. Bu dil, neredeyse anadilleri haline geldiği için birbirlerine operasyon çekmez, doğrudan kudret ve üleşme yarışına girerler. Mutlaka müşavereli bir surette, dünyanın diğer bölgelerine operasyon çekerler. Bu, patronların dünyaya biteviye biçimlendirme eylemlerinin biricik grameridir. Gerekçeleri de çok sadedir ve daima tutmaktadır: Demokrasi getirmek ve modernleştirmek. Operasyon çekilen ülkelerde kolayca yandaş bulur, çoğunlukla da tuttururlar. Ortaya yıkım çıkar ve bu yıkımdan hep kâr elde ederler.

Son günlerde iktidar cenahındaki hakim söylem, çok yönlü operasyona  maruz kaldıklarıdır. O kadarı, fiili siyasetin dışında olan bencileyin birinin söze çivileme dalmasını gerektirmeyebilir. Elbette ve daima iktidardan başlanır; operasyonun ileri hedefleri için ilk adım iktidarın değiştirilmesidir. Devlete giderek sertleşen bir operasyon çekiliyor ve coğrafya ile ilgili tarihî hedefler söz konusudur. Operasyon, Biden’in meşhur “Türkiye’deki iktidarı, darbesiz ve muhalif güçlere yardım ederek değiştireceğiz!” ifadesiyle başlamıştır. Bu, yeni bir taktik değil; post-modern darbe olarak adlandırılan operasyonun güncellenmesidir; post-postmodern girişim denilebilir. Siyasi muhalefetten bahsetmiyor, muhalif güçlerden bahsediyor. Birbirinden farklı da olsalar içli dışlı operasyonun ilk hedefi, iktidarı ve tabii muhalefeti dizayn etmektir. Bu hiç bir zaman tek yönlü değildir ve muhalefet gördüğüm kadarıyla operasyon mantığınca tutarlı unsurlarla zaten yeniden dizayn edilmiştir. Ak Parti’nin iktidara gelişi ve CHP’nin bugünkü idaresi de bir dizi operasyonla olmuştu. Sonra, Fetö meselesinde olduğu gibi başka bir aşamaya geçmişlerdi. İktidar ve muhalefet cenahının geçmişteki operasyonu eş zamanlı ve bir bütün olarak anladıklarını sanmıyorum. Öyle olsaydı: muhalefetin beşeri zeminini değiştiren operasyonun en azından “altı okçu”lardan farkına varanlar olurdu. Öyle olsaydı: iktidarın Suriye ve Mısır’la ilgili tavrı değişik olurdu; paralel yapıya bürokraside geniş alan açılmazdı. Sonradan anlaşıldı ama “Ay bacayı savuştu!” misali, anında çözülmesi ve değiştirilmesi zor yapılanmalar iyice yerleşmişlerdi. Geri adım atmak istenildiğinde sırtınızdan vurulma ihtimali yüksektir.

Operasyon var olmasına var ama sadece iktidar değişikliğine matuf tek bir olay ve söz yok. Operatörlerün ileri derecede profesyone olduklarıne en ufak bir şüphe yok; nerede kanayan bir ülke varsa onların eseridir. Muhalefet güçleri bu seviyeye ayak uydurmuş ve tesviye edilmiş gözüküyor. Böylesine sür'atli bir yapılaşmanın muhalefet güçlerinin mevcut şahıs kadrosu ve donanımıyla nasıl gerçekleştiğinin makul izahı yoktur. Devletin bazı kapıları işaretleniyor ve kendilerinden umulmayacak cevvaliyetle oda yahut hücre faaliyetleriyle bu kapılar fena halde dövülüyor.

Alışılmış akışa göre sırada MİT ve Savunma Bakanlığı var. Öyle olmuştur, öyle olması işin icabıdır. İki esaslı kuruma soğukkanlılıklarını kaybettirmek, ilk ve önemli etaplardan bir tanesidir. Umarım biz uyurken, uyanık olan devlet adamlarımız vardır. Türkiye’den ne istediler de olmadıysa, onu oldurmak için ellerinden geleni yapacaklar. Söyleyebileceğimiz çok söz var, dilimiz döner ama ancak sorulursa söyleriz. Birilerinin aklına Washinton portakal kabuğu düşürmenin âlemi yok. Alenen iş birliği yapan muhalefet güçlerinin içeriye karşı söylemlerini çok iyi ve profesyonelce geliştirdiklerini müşahade etmekteyiz. Bu durum; kendilerini siyasi ittifak olarak gören siyasi örgütleri, kısa bir zamanda “itilaf cephesi”ne dönüştürebilir. Gözleri öylesine kararmıştır ki, kendilerinin yerine başkaları ikame edildiğinde, operatörün hacet çantasında lüzumlu bir âlet olduklarını ancak anlayabilirler.

Halkta mecal kalır mı? Onu bilemem ama çok hırpalanacağından eminim. Bir on yıl sonra yeni bir normal dayatılır, yeni dengeler kurulur ama yaşananların tarihi yazılınca, müsebbiplerin çoğu mezarda yahut politikacı hurdalığında olacaktır.

 

 



YAZARLAR