Ölüler Evi`ni andıran Türkiye`nin, kirlerinden arınışı ve kendine gelişi
Ölüler Evi`ni andıran Türkiye`nin, kirlerinden arınışı ve kendine gelişi
Tarih: 4.11.2014 17:14:13 / 541okunma / 0yorum
YUSUF KAPLAN

Paralel Çete`nin ruhsuz elemanları, ABD`de, Türkiye`yi Batı`ya şikâyet ediyormuş. Dünkü laikçilerin dilleri ve söylemleriyle hem de!

Şöyle şikâyet ediyorlarmış Türkiye`yi:

1-Türkiye, hızla İslâmileşiyor.

2-İHL`lerde patlama yaşanıyor.

3-Alkol,  yasaklanıyor!

Sadece şu soruyu soruyorum: Siz kime hizmet ediyorsunuz ve bütün bu ürpertici tezviratı ve tezgâhı çevirirken Allah`tan korkmuyor musunuz?

Bu soruyu soruyor ve önceden yazdığım bir yazıyı bir kez daha sizinle paylaşma ihtiyacı duyuyorum.

***

Bu yazı yazılmalı ve tarihe kayıt düşülmeli.

İslâm adına ortaya çıktığını iddia eden bir oluşum, bütün hakikat ilkelerini çiğnedi; köklü, kutlu ve yüce değerleri paçavraya çevirdi; vicdanları yerle bir etti ve Türkiye`nin, iki yüzyıldır nasıl ürpertici bir `ölüler evi`ne dönüştüğünü bütün ürperticiliğiyle gözler önüne serdi...

HAKİKATİN ÖLDÜRÜLMESİ...

İslâm adına ortaya çıktığını iddia eden bir oluşum, iğrenç ve ürpertici kaset şantajlarıyla özdeşleşti...

Ayartıcı ve azmanlaştırıcı bir iktidar savaşı verdi...

`İpler`in henüz tam olarak bu ülkenin çocuklarının elinde olmadığı bir zaman diliminde, Anadolu`nun çilekeş çocuklarının önüne takoz gibi dikildi...

Anadolu`nun masum çocuğunun, önünü açan, tarihe girmesinin yapı taşlarını döşeyen öz-iradesini hiçe saymayı, silindir gibi ezip geçmeyi marifet belledi...

İslâm dünyasında umut olarak görülen, mazlum ve masum halkların önünü açmaya ant içen liderlerine darbe üstüne darbe indirmekte hiç bir sakınca görmedi...

Türkiye`yi küresel şer güçlerin kölesi hâline getirmeyi hedefleyen kendi çarpık egemenliğinin yapı taşlarını döşemek için yalana ve iftiraya, tehdide ve şantaja başvurmaktan çekinmedi...

Küresel şer güçlerle ve onların yerli şubeleriyle kirli, mide bulandırıcı ittifaklara girdi ve kendi ülkesini yangın yerine çevirdi...

Bütün ilkeleri, bütün değerleri hiçe sayarak, önünde takoz olarak gördüğü masum insanları, oluşumları, kuruluşları tehdit etti, hayatlarını bitirdi...

Bağlılarını, klonlanmış, ruhsuz twitter savaşçılarına, canlı cenazelere dönüştürdü ve `öldürdü`: Twitter savaşçıları, yalan, iftira, saldırı yüklü ve mermiden daha güçlü öldürücü twitter mesajlarını sanki Haçlılarla savaşıyormuş gibi kardeşlerini vurmak için kullanmaktan çekinmedi...

İslâm adına ortaya çıktığını iddia eden bir oluşum, Türkiye`de ilk defa, `hakikat, benim; ben`den başkası, cehennem` dedi. Ve hakikati, paçavraya çevirdiğini göremeyecek kadar körleşti...

`ÖLÜLER EVİ`NDE SON PERDE!

Ve nihayet, İslâm adına ortaya çıktığını iddia eden bir oluşum, ilk defa, küresel şer güçlerin güdümündeki ölümcül bir şebeke`ye dönüştü: Bütün değerleri değersizleştirerek, bütün ilkeleri yerle bir ederek, bütün kutsalları çiğneyerek hakikati öldüren bir `ölüm` şebekesine...

Unutmayalım ki, hayatın kaynağı hakikattir ve hakikatin öldürüldüğü bir yer, `ölüler evi`ne dönüşmüş, orada hayat da insan da çoktan bitmiş demektir...

Zira bir yerde, hakikatin bütün insanlığın susuzluğunu giderecek evrensel ilkeleri, ilkelliklere kurban ediliyorsa, bilin ki, orası çoktan `ölüler evi`ne dönüşmüş demektir...

Zira bir yerde, hakikatin zaman-mekân ötesi değerleri, kendilerinden, kendi çıkarlarından başka değer tanımayan adamların elinde yerle bir ediliyorsa, bilin ki, orası çoktan `ölüler evi`ne dönüşmüş demektir...

Zira bir yerde, ilâhî kutsallar, kendilerine kutsiyet atfed/il/en kişilerin bu dünyada sahte cennet vaadeden ihtirasları, hırsları ve dünyevî iktidarları uğruna ruhsuzca, acımasızca ve insafsızca çiğneniyorsa, bilin ki, orası çoktan  `ölüler evi`ne dönüşmüş demektir...

Şu yakıcı gerçek bütün çıplaklığıyla günışığına çıktı artık: Türkiye, `ölüler evi`ne bugün dönüşmedi. İki yüzyıldır `ölüler evi`ni andırıyor/du zaten: Türkiye, iki yüzyıldır, hakikatin kuyusunu kazıyor, hakikati öldürmekle, tarihe gömmekle uğraşıyor, dekadansla (tefessühle, çözülmeyle, çürümeyle) dans ediyor, kaygan zeminlerde patinaj yapıyordu...

Türkiye, bugün, işte bu dekadans`ın çığırından çıkmış son örneklerini, bütün ürperticiliğiyle görüyor ve yaşıyor iliklerine kadar...

TÜRKİYE`NİN KENDİSİYLE YÜZLEŞME VE KİRLERİNDEN ARINMA SÜRECİ...

Böylelikle, ilk defa, kendisiyle yüzleşiyor Türkiye: Hakikati neden ve nasıl yitirdiğiyle, neden ve nasıl yozlaştığıyla, neden ve nasıl diz boyu yolsuzluğa bulaştığıyla, neden ve nasıl kirlendiğiyle ve nihayet hakikati nasıl paçavraya çevirdiği yakıcı ve yıkıcı gerçeğiyle...

Bugün yaşadıklarımız, iki yüzyıldır hakikati yok etmek için işlediğimiz cinayetlerin bizi nerelere getirebileceğinin ürpertici göstergeleri...

Hakikate, hakikatin hakikatli çocukları olarak teslim olmaktan başka çıkar yolun olmadığının, sahici, tertemiz, arınmış / ümmîleşmiş bir hakikat yolcuğunun önündeki engellerin neler olduğunun zihin açıcı, kalp gözlerimizi açıcı işaretleri...

Fikir, oluş ve varoluş çilesi olmadan, hakikati hakedemeyeceğimizin silkeleyici hakikatleri...

Diriliş sancısının, doğum sancısının, yeniden büyük medeniyet yolculuğuna nasıl soyunabileceğimizin ipuçları...

Allah`ın (cc) adeta `nasıl kirlendiğinizi görün, toparlanın ve kendinize gelin` diyerek, engin rahmetini gösteren `âyetleri`...

Dün, bin yıl boyunca, hakikat bayrağının yere düşmemesi için verdiğimiz destansı mücahedenin çocukları olarak, Rabbimizin, bizim üzerimize merhamet kanatlarını nasıl gerdiğinin, bizi, yeniden hakikatin hakikatli çocukları olarak hazırladığının diriltici işaretleri...

`Gören gözler, işiten kulaklar, katılaşmamış kalpler` için, elbette ki...

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Başkasını düzeltmeniz için, önce kendinizi düzeltiniz!

HZ.ÖMER (R.A)
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Olmadı Sivasspor Olmadı
Aydın Ünal
Aydın Ünal
AK Parti kongresi, seçim, ekonomi
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Küçük hesapla büyük projeleri kaçırmak
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
İnsan nereye koşuyor?
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Hacı Bektaş
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Hayırlı Bayramlar!..
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
BİR ÖĞRETMENİN ESERİ
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Dinamik dindarlık
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
İki asırdır kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz, farkında mısınız?
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
41 dereceden 39,5´a
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
İKTASADÎ MESELLER
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
MTTB CAMİASI DERNEĞİ BASIN BİLDİRİSİ YAYINLANDI
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Bana gülmeyi-doğayı anlat...
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
ABD´ye çok güçlü cevap nasıl verilir?
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Onur meselesi
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Düşünce sentezi yapabilmek
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
BİZE BİZİ UNUTTURMA ALLAH´IM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
MAARİFE, MAARİFTEN BİR “BAKAN” VAR(3)
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
SAĞLIKTA TATLI BALLI İŞLER GÜÇLER
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
BAYRAM KOKUSU
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Salih Tuna
Salih Tuna
Sen ne sandın zibidi?
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
BU ŞEHİRDE YIKMAK MODA OLDU
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ