Ö. Emir Doğan


ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU

ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU


Maarif camiasının “kızıl elmalarından” biri de meslek kanunuydu. Sayıları milyonu aşan aktif çalışanı ile en büyük meslek grubunu mensuplarının, kendilerine özel bir kanun mucibince görevlerini icap etmeleri; istenen, özlenen, beklenen bir gelişmeydi. Ve sonunda TBMM de Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda kabul edildi. Bugünün rakamlarıyla bir milyondan fazla eğitimciyi ilgilendiren meslek erbabı için ilk defa kanun düzenlenmesi nedeniyle hükümet yetkilerine, emek verenlere teşekkür ederek başlayalım. Kadirşinas öğretmenlerimiz de zaten #60YıllıkÖzlemSonaErdi başlığında teşekkürlerini ifade ettiler. Sadece teşekkür edenler olmadı elbette, haklı eleştirilerini sıralayanlar, hamasetle muhalefet edenler de oldu. Bu bir başlangıçtır ve kanuna işlerlik kazandıracak yönetmelik, yönerge ve maarif camiasından gelen önerilerle düzenlemeler, tanımlama ve iyileştirmeler yapılacaktır diye umuyor, bekliyoruz. 

            Memleketimizde; herhangi bir kesimi ilgilendiren yasal, ekonomik, siyasal düzenlemeler, önce ilgili kesimlerce, işçi ve memur sendikalarınca dillendiriliyor, yazılıyor, çiziliyor, kamuoyu oluşturuluyor. Hükümet mevzuyu gündemine alıyor bir de sırtında yumurta küfesi olmayan muhalefet, büyük oy oranlarına tekabül eden bu talepleri sahiplendikten sonra mevcut hükümetler üzerinde büyük baskı oluşmuş oluyor. Zaten kimse kimseye durup dururken bir şey vermiyor. Öğretmenlik Meslek Kanunu süreci de neredeyse aynı şekilde gerçekleşti. 

            Sonuçta; kanun kabul edildi. Öğretmenlik mesleği, aday öğretmenlik döneminden sonra "öğretmen", "uzman öğretmen" ve başöğretmen" olmak üzere üç kariyer basamağına ayrıldı. Ardından Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmeliği Taslağı" yayımlandı. Sayın Bakan Mahmut ÖZER, taslakla ilgili olarak tüm öğretmenleri görüş bildirmeye davet etti. İşte tam da şimdi görüş bildirme, çözüm önerme günlerindeyiz. 

Yasalaşan Öğretmenlik Kanunu daha taslak olarak yayımlandığında biz de kamuoyunda oluşan algı ve beklentileri karşılamaktan uzak olduğunu görmüş ve kanunun mutfağında çalışan siyasilere, etkili-yetkili bildiğimiz kişilere, çeşitli kanallarla önerilerimizi iletmiştik. “Alın size kanun” acelesinde hazırlanan bir metin olursa, kanun ile 1 milyondan fazla bir kesime yapılan iyileştirmelerden beklenen teveccühün de güme gitmesinin söz konusu olabileceğine dikkati çekmiştik. Aynı şekilde eğitim sendikaları da eleştirilerini kamuoyu ile paylaştılar. Türkiye’nin en büyük ve de yetkili sendikası Eğitim Bir Sen ise “bilgi notu” hazırlayarak bakanlık yetkililerine iletti, hükümet yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirdi. Buna rağmen; kanun nerdeyse ilan edildiği şekliyle yasalaştı. Bazı özlük ve mâli hakları ihtiva eden kısa bir metindi ve 12 maddeden oluşuyordu. 

 

Kanuni düzenleme ile öğretmenlikte adaylık kaldırma sınavının artık yapılmayacağını, bunun yerine öğretmenlerin mesleki gelişimleri temelinde bir program uygulanarak adaylara destek olunacağı, öğretmenlikte 10 yılını doldurmuş öğretmenlerden, eğitimlerini başarıyla tamamlayıp yapılacak sınavda başarılı olanlara "uzman öğretmenlik" unvanı verileceği, öğretmenlerin bir derece alacakları ve de maaşlarında 1000 lira artış olacağı, yüksek lisans yapmış olanların ise sınavdan muaf tutulacakları, 10 yıllık uzman öğretmenlerin ise başöğretmenlikle ilgili eğitimlerini tamamlayıp sınavda başarılı oldukları takdirde başöğretmen olacakları ve ilave bir derece alacakları, doktora yapmış öğretmenlerin başöğretmenlik sınavından muaf tutulacakları,  birinci dereceye yükselen öğretmenlerin ek göstergelerinin 3000'den 3600'e çıkarılacağı gibi hükümler yasalaşmış oldu. 3600 ek göstergeden emekli öğretmenlerin de yararlanacak olması ayrıca sevindirici bir durum. Fakat öğretmen kökenli olan herkesin kanun kapsamına alınmaması kanunun eksikliklerinden sadece biri. Emniyet şube müdürü, polis haklarından yararlanıyorsa; milli eğitim şube müdürünün de öğretmen haklarından yararlanması gibi bir eşitliğe yer verilebilirdi. 

Ayrıca; yüksek lisans ve doktora yapmış olmak, “uzman öğretmen” ve “başöğretmen” olmaya yeterli sayılıp ücretlerde bir artış olacağı belirtilmesine rağmen, aynı öğretmenin ileride müdür yardımcısı, müdür ya da şube müdürü olması durumunda “fiilen ders yapmış olmak” şartında düzenleme yapılmaması, uzman ya da başöğretmenlik haklarından aynı şekilde yararlanacağı hükmünün de kanuna eklenmemiş olması, öğretmenlik yaparken alınan ücretin, idareci olunduğunda alınamaması sonucunu doğurmaktadır. Yine, emekliliği yaklaşmış bir öğretmenimizin 10 yıl uzman öğretmenlik yaptığı takdirde “başöğretmen” olamadan emekli olacak olması mağduriyetini bertaraf edecek bir düzenleme de yapılmamıştır.  

       Kanun ile sözleşmeli ve ücretli öğretmenliğe son verilmediğini, özel sektör öğretmenlerine dair düzenleme getirilmediğini, öğretmen atamalarında mülakatın kaldırılmadığını, zor şartlarda görev yapan eğitimcilere ilave teşviklerin verilmediğini, eğitim kurumu yöneticiliğinin hala ikinci görev kapsamında değerlendirilerek kadro verilmediğini, öğrenci-velî şiddetine karşı eğitimcileri koruyan yasal düzenlemeler yapılmadığını, ödül, ceza, disiplin, hak, yetki, görev ve sorumlulukları, serbest kılık-kıyafet hükümlerini v.s içerecek maddelere kanunda yer verilmediğini de ifade edelim. Tabi hepsinden önemlisi, bu kanunda Müslüman Türk Milletinin mualliminin nasıl olması ve nasıl yetiştirileceğine dair herhangi bir düzenleme olmadığını da belirtelim. Kanun, eğitimcileri ilgilendiren diğer kanunları da tek bir başlıkta birleştirmiyor. Bu nedenle kanunda hüküm bulunmayan hallerde; İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Devlet Memurları Kanunu, Milli Eğitim Temel Kanunu ile diğer yasaların bu düzenlemeyle çelişmeyen hükümleri uygulanacak. 

Yukarıda, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na işlerlik kazandıracak yönetmelik ve yönergelerin hazırlanmasında Sayın Bakan Mahmut ÖZER’in, alandan görüş bildirilmesini istediğini belirtmiştik. Kıymetli eğitimcilerimize düşen, şimdi görüş bildirmektir. On yıl kadar önce; öğretmenlerimizin tuttukları nöbete ücret ödenmesini Türkiye de ilk defa gündeme getirmiş, yazmış ve sendikacı Esat TEKTAŞ aracılığıyla Ankara’ya iletmiştik. Şimdilerde nöbet ücreti ödeniyor. Yani, kim dikkate alacak kaygısıyla, görüş bildirmekten kaçınmayalım.  

Kanunla ilgili taslak yönetmeliği de başka bir yazıya bırakalım. 

Es-selam…