ODUN PAZARI
Tarih: 1.3.2017 11:58:01 / 610okunma / 0yorum
Muzaffer Gücer

Bir zamanlar Sivas´ta Vali bile resmi dairesinde kışın soba ile ısınırdı. Amma ne soba; alt ve üst kısımları döküm kenarları saç. Saclar erimesin ve üst kısmı taşısın diye içi özel ateş tuğlası ile örülü, aşağı yukarı 1 metre yüksekliğinde olan sobayı,  hizmetli sabahleyin kok kömürü ile doldurup yakınca akşama kadar yanar ısıtırdı. İsi pası olmayan bu kok kömürü herkesin eline geçmez, resmi daireler ile memurlara verilirdi. Geri kalan halk ve atelyeciler  (TCDD fabrikasında çalışanlar) taş kömürü yakardı.

Biz kışın sobada odun yakardık, yazın sonunda ikindiye doğru şehrin dört yanından gıcırgıcır gıcırdayarak odun yüklü gağnılar (kağnı) gelir ve odun meydanını doldururlardı. Odun meydanı tıhtıhçılar (tıktık veya  takunya) çarşısının bitimindeki sokağın altından başlar ( şimdiki kepçeliye giderken Atatürk caddesinin soluna ve Behrampaşa hanının karşına düşen, Vakıflar binalarının olduğu yerden, aşağıda Basın sitesine kadar olan alan) aşağıda pulur yoluna dayanırdı. Arkasında mundar (murdar) ırmak ön kısmında ise keresteciler, marangozlar ve oduncular bulunurdu.  Baş taraftan girişte, birkaç tane çürükçüdükkanı bulunurdu. Çürükçü de neymiş derseniz;  yıkılan binalardan sökülen kullanılacak durumdaki kapı, pencere, dolap kapağı, direk vb. ahşap malzemeleri, mal sahipleri veya yıkımcılar satarlar, çürükçüllerde bunları alır, yeni ev yapacak olan insanlara ve köylülere satarlardı. Malları sağlamdı ama adları çürükçü idi. Yani onlar bugünkü 2. el araba satan galericiler gibiydiler. Onların hemen bitiminde köylüler hemen her gün yakın köylerden eşeklerle saman getirip satarlardı. Bunların getirip sattığı samanlar, şimdiki biriketin atası olan kerpiç ve sıva çamuruna katılırdı. Taşımada kullanılan eşeklerde, bir türlü yapılamayan, şeker fabrikasına kurban giden, Uzunyayla  Aygır Deposunda bulunan damızlık erkek eşeklerden melezlenmiş iri yarı eşeklerdi. Diğerleri bunların yanında sıpa gibi kalırdı.

Rahmetli dedem misafirliğe gittiğimiz evlerde yanan kömür sobasından bile rahatsız olduğu için odun sobası yakardık. Bu sebeple dedem vakti geldiğinde odun meydanına gider, orada ekmekçilik yaptığı dönemlerden tanıdığı baltacılarla buluşur, odunu onlar bulur, hatta bazarlığı onlar yapar, gağnıcıların önüne düşüp eve gelirler, gapının önüne yıkılan odunları biz çoluk çocuk havluya (avluya)  taşırdık. Onlar önce balta ile kırılacakları kırarlar, kalanları hızar ile kesip balta ile birkaç parçaya bölerlerdi. İş bitimine yakın nenem yumurta eriştesi pilavı pişirir, yoğurdu iyice ezerek (yani özeliyerek) su katıp çalkama (ayran) yapardı.Onlar yemeklerini yiyip, gittikten sonra nenem bir kucak odun alır bizde peşinden odunları kucak kucak içerdeki odunluğa taşırdık. Nenem odunlarla  önden bir sıra duvar gibi örer, kalanlarda arka boşluğa doldurulurdu.Dedem ilave olarak 1-2 eşek yükü meşe kömürü alırdı. Soba yanıp, odun köz haline gelince hava durumuna göre 1-2 kömür  küreği meşe kömürü atardık. O iyice yanıp köz olunca çeker mangala boşaltırdık. Hem odayı sıcak tutar hem de sobada pişirilen yemeğin sıcak kalmasını sağlardı. Yan tarafında ise çay, ıhlamur, kahve pişirilirdi. Odun sobası ekseri sabah ve akşamları yakılırdı. Havanın soğuk olduğu zamanlarda ise öğlen birkaç odunla odanın havası kırılsın diye soba yakılırdı. Buna da “çıldırık” denirdi.

Odun kağnıları ekseri ikindiden sonra gelirdi, meydanın kenarında bir mola verilir, sahipleri daha ziyade gelenlerin hemen görebileceği yeri ararlar, buldukları yere gağnıları çeker, önce öküzleri çözerlerdi. Zaten yorgun olan hayvanlar hemen oraya yatardı. Sahipleri biraz dinlendikten sonra, yolda sarsıntıdan sıkışıp küçülen odun yükünü hemen boşaltıp, biraz şişirerek ve kabartarak yeniden yüklerlerdi.  Daha sonra öküzleri götürüp mundar ırmakta sular geri dönünce önlerine varsa ot, yoksa saman dökerler, peşinden de köyden getirdikleri azıkla kendi karınlarını doyurur, yere serdikleri bir çuval  veya çulun üstüne kıvrılıp yatarlardı. Şansları yaver giderde ertesi gün öğleden önce odunu satarlarsa, aldıkları 10-15 lira ile eksik gedik görüp alışverişlerini eder, ikindi serinliğinde köye dönüşe başlarlardı.Atelyecilerönce  kooperatiflerinin,  sonraları sendikalarının getirip dağıttığı taş kömürünü  yakarlardı. Diğer vatandaşlar ise Belediyeden aldıkları karne ile kömür tevziiden kışlık kömürlerini temin ederlerdi. Şimdiki gibi çarşı pazarda taş kömürü satılmazdı.

Odunda kalktı odun meydanı da, yerine insanların başlarını sokacakları  şekilsiz, biçimsiz, zevksiz apartmanlar yapıldı. Nerede eski konaklar, nerede o şirin güzel evler, ne bileyim çoğumuzda zevkte kalmadı herhalde, Selamlar

Anahtar Kelimeler: ODUN, PAZARI
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
ŞEHİRDE İMECE (28 Ocak 2018 - Pazar)
GARA GARA GUŞLARI (19 Aralık 2017 - Salı)
AL AT (24 Ekim 2017 - Salı)
Vah anam, vah! Günlerde nasıl gısalmış… (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
EVVEL ZAMAN İÇİNDE ÇOCUKLUĞUM (21 Nisan 2017 - Cuma)
SİVASIN ÜÇ GÜZELİ (29 Ocak 2017 - Pazar)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (08 Ocak 2017 - Pazar)
SİVAS´TA GIZ İSTEME (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BİLMEM HALA SÖYLENİR Mİ? (09 Kasım 2016 - Çarşamba)
GARİPLER MEZARI (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
SÜREKÇİLER (21 Eylül 2016 - Çarşamba)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (24 Haziran 2016 - Cuma)
Zavallı Mundar (pis) Irmak‏ (26 Mayıs 2016 - Perşembe)
KÜRÜN ( HAMAM KURNASI ) GAPMA‏ (08 Mart 2016 - Salı)
Sivas´ın Parkları ve Paşa Fabrikası (02 Şubat 2016 - Salı)
DATLI SU (12 Ocak 2016 - Salı)
YANDAN ÇARKLI‏ (28 Aralık 2015 - Pazartesi)
CİCİ ANNENİN TALİBİ‏ (30 Kasım 2015 - Pazartesi)
SİVASIN DEĞİRMENLERİ (12 Kasım 2015 - Perşembe)
BACA PİLAVI (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
Yün Çıbığı ( çubuğu) (10 Eylül 2015 - Perşembe)
FESHANE GÜNLERİ (22 Temmuz 2015 - Çarşamba)
MİSAFİRİN KISMETİ (04 Temmuz 2015 - Cumartesi)
SİVAS´IN CAMBAZLARI (29 Haziran 2015 - Pazartesi)
Paşam Uyanık Diye (27 Mayıs 2015 - Çarşamba)
EĞRİLCE (SİVAS DEYİŞİYLE ARİLCE) (05 Mayıs 2015 - Salı)
ERMENİ KOMŞULARIMIZ (21 Nisan 2015 - Salı)
GARLI DAĞLAR (17 Şubat 2015 - Salı)
Attarlar (Sivaslı deyişiyle Ettarlar) (26 Ocak 2015 - Pazartesi)
Bizim Gapgaçcılar (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Tel Helvası (18 Kasım 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Hepimiz ölümün nişanlısıyız?

CENAP ŞEHABETTİN
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Siyasetçiler ‘Adana´daki Kahve´ye uğrasın
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
BEYAZ
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Varlığımıza musallat olanlar
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
CEMRE KİTABEVİMİZ VE KİTAP KULÜBÜMÜZ
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
AÇIK KONUŞUN, SEÇİK DÜŞSÜN
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Bir Robinho Vardı Keyif Veren
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
SİVAS İLİ VE İLÇELERİNDEKİ TÜRK DEVRİ HAMAMLARI
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
AZERBAYCAN TÜRKÜ, AZERBAYCAN TÜRKÇESİ 2
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru – Bir Çöküş!
Ergün Diler
Ergün Diler
Anlayacaklar!
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
´Yıldız´ parladı
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
YATAY SOYAĞACI
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Soyumuzu Bulduk mu?
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Nasıl bir çağda yaşıyoruz?
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
KAR YAĞMIYOR YAĞMIYOR
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
MEB YÖNETİCİ ATAMA YÖNETMELİĞİ TASLAĞI 2018(2)
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Şîrâz…
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
ŞEHİRDE İMECE
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Kürtler, PKK ve Afrin
Salih Tuna
Salih Tuna
Mustafa Kemal´in şu yoldaşına bak sen
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
YETENEK HARİTASI
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
Türkülerimizi Unutulmaktan Kurtaran Kahraman Muzaffer Sarısözen (1899- 1963)
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
İbrahim KAYA
İbrahim KAYA
Kutlu Yolun Yolcusu: Mehmed Âkif
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
İlerleme putu ve zihnî felçleşme
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
Bir zata mektup
Tarık Sezai Karatepe
Tarık Sezai Karatepe
Roboski: Acının Tarifi Yok!
AKİF EMRE
AKİF EMRE
İran toplumunun gelecek tahayyülatı
İlhan Yüksel
İlhan Yüksel
SİZ HANGİSİNİ İSTİYORSUNUZ.?
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Her gün KARA!..