Obama iyimserliği, Trump karamsarlığı
Tarih: 24.1.2017 09:51:06 / 294okunma / 0yorum
AKİF EMRE

Bundan sekiz yıl önce Amerika´nın ilk Afro-Amerikan başkanı olarak Obama göreve başladığında etrafında oluşturulan iyimserlik halesini hatırlayalım. Dünya sistemini ve Amerika´nın yerini hepsinden önemlisi Amerikan imparatorluğunun öncelikleri ve gelecek vizyonunu dikkate almadan oluşan bir iyimserlikti bu. Siyah derili beyaz iyimserlik dalgası en radikal Amerikan karşıtlarını, antiemperyalistleri bile sarıp sarmalamıştı. TBMM de yaptığı konuşmanın ardından Kahire Amerikan Üniversitesi´nde daha çok İslam Dünyası´na yönelik yaptığı konuşmayla beklentiler iyice artmıştı.

Her ne kadar ´esselamü aleyküm´ diyerek başladığı konuşmasında Kur´an-ı Kerim´den ayetler okurken, özellikle Müslümanlara seslendiği konuşmasının satıraralarında rencide edici ayrıntıları fazla önemseyen olmadı. ´Tanrının bütün çocukları´ndan bahsederken bu ifadenin hitap ettiği Müslümanlar için ne anlama geldiğini danışmanlarının bilmiyor olması mümkün müydü...

Sonuçta sekiz yıl aradan sonra Obama´nın Ankara ve Kahire konuşmasını ve ondan beklentileri hatırlayan yoktur bugün. Ankara ile bölgesel politikalarda tam ters düşen, Ortadoğuda kan ve nefretle anılan politikalara imza attı. Obama´nın vadettiklerinin daha çok bir PR malzemesi olduğunu, kişisel tercihlerinin değil sistemik yapının etkili olacağını, temel stratejilerinde önemli değişimin olamayacağını söyleyenler kötümser muhaliflikle suçlanacaklardı.

Artık ´yeni bir dönemin başladığı´nı daha görevi devralmadan önceki saatlerde sosyal medyada ilan eden Trump için herkes endişeli bekleyiş içinde. Adeta dünya nefesini tutmuş, bu dengesiz, ırkçı, İslamofobik tüccarın hangi dengeleri, değerleri altüst edeceğini bekliyor.

Seçim kampanyasında vadettikleri ve bunun artçı dalgalarının Atlantik´in doğu yakasındaki etkileriyle birlikte düşündüğümüzde korkmamak imkansız. Avrupa´da yükselişe geçen ırkçı-sağcı partilerin Trump´ın estirdiği rüzgarla birlikte daha güçlenecekleri göz önüne alındığında tedirgin olmamak imkansız.

Sorulması gereken soru Obama´nın bu denli iyimserlik rüzgarı estirdiği bir dünya imparatorluğunda iktidar değişimiyle birlikte her şeyi altüst edecek kırılmanın mümkün olup olmadığıdır. Bilinen anlamda Amerika ve onun gibi büyük sistemler bir iktidar değişimi ile temel stratejilerini değiştirmezler. Uygulamada nüanslar olsa bile özellikle dış politikada temel çizgide fazla bir sapma olmaz. Bu nedenle Obama´dan çok şey bekleyenleri fazla romantik bulmuştuk.

Bu durumda, Trump´un seçim vaadlerine bakıp önümüzdeki döneme dair karamsar olanların da aşırı kötümser oldukları söylenebilir mi? Madem her şey kontrol altında, sistem denilen bir mekanizma iktidara rağmen işliyorsa tıpkı Obama iyimserliği gibi Trump kötümserliğinin de gerçekçi olmadığı, bunun abartılı bir yorum olduğu sonucuna varılabilir mi?

Eğer Trump genel teamüllere uygun bir seçimle gelmiş olsaydı muhtemelen bu şablonun geçerli olduğunu söyleyebilirdik. Ancak seçim kampanyası öncesi Amerikan siyaset elitlerinin, sermaye, medya ve sistem içi dengelerin Clinton´a verdiği destek aslında bir parti tercihinden çok Trump´ın seçilmesini engellemeye yönelik bir müdahale idi..

Barı demokrasilerinde olduğu gibi Amerika´da da seçimlere katılım genelde düşük olur. Bu durum siyasal toplumun siyasete yabancılaşmasından başka bir şey değildir. Demokrasinin ve siyasal katılımın adeta kutsandığı bir toplumda siyasetin yine belli azınlıkların inhisarına bırakılması söz konusudur. Bu nedenle sistem gerektiğinde ´gerekli yöntemlerle´ siyasete müdahale edebilir ve sıra dışı, beklenmedik, kontrol dışı çıkışlar engellenir.

Trump´ın kazandığı seçimlerde en azından sistem içi belli bir ağırlık merkezinin müdahalesine tanık olduk. Turmp kampanyasına bağışların engellenmesi, ana akım medyanın açıktan cephe alması gibi... Buna rağmen Trump´ın seçilmiş olması, Amerikan toplumunda aşırı uçların belirleyici bir etki gücüne ulaştığını gösterir.

Bu durum bir bakıma Amerika´nın zaten uç göstermeye başlayan rakipsiz küresel imparatorluk gücünün bitimi sonrasına hazırlık stratejilerinin devreye girdiğini akla getirebilir.

Belli bir strateji dahilinde izolasyon yöne evrilmesi beklenen, yükselen bölgesel güçlerle ilişkiler tanzim eden bir yönelime işaret eden kabullerdir bunlar. Ancak Trump´ın söylemi ve temsil ettiği öfkeyle karışık retoriğin siyaseti teslim alması durumunda hiç de kendinden emin bir geri çekilme stratejisi izleyecek gibi durmuyor.

Kendi vatandaşları arasında Müslüman, siyahi, kadın, gibi farklı toplumsal aidiyetlere faşizan, ayrımcı söylemi dile getirerek seçim kazanan bir iktidarın küresel politikalarında çok daha yıkıcı, tahripkar olması muhtemeldir.

Bu görüntü, daha çok düşüşe geçen bir imparatorluğun saldırgan politikalarını akla getiriyor.. Obama iyimserliğini boşa çıkartacak fazlasıyla gerekçemiz vardı ama Trump´a dair karamsarlığı, nefret söylemini boşa çıkartacak fazla gerekçemiz yok şimdilik.

Anahtar Kelimeler: Obama, iyimserliği, Trump, karamsarlığı
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İran toplumunun gelecek tahayyülatı (23 Mayıs 2017 - Salı)
PAPA ve Avrupa´nın yön duygusu (19 Mayıs 2017 - Cuma)
Özgürleştirici efendi modeli (14 Mayıs 2017 - Pazar)
Hindistan´ın dökülen makyajı: Keşmir (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
Erguvanlar da yanar (02 Mayıs 2017 - Salı)
Kapitalizmin iğvasına kapılmak (29 Nisan 2017 - Cumartesi)
Ne söylediği önemli (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Bir ‘dil´in açtığı hasar (19 Nisan 2017 - Çarşamba)
Kimyası bozulan insanlık (07 Nisan 2017 - Cuma)
Reklamın sahte gerçekleri (05 Nisan 2017 - Çarşamba)
Batı ile hesaplaşma zamanı mı? (30 Mart 2017 - Perşembe)
Piramitlerin gölgesi (25 Mart 2017 - Cumartesi)
Bir fotoğraf karesinden taşanlar (24 Şubat 2017 - Cuma)
Değişen nedir? (21 Şubat 2017 - Salı)
Seküler çağın sonu (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
Sonlu teorilerin sonu (06 Şubat 2017 - Pazartesi)
Şehirlerin ahlakı (03 Şubat 2017 - Cuma)
Ayartıcı aydın hazzı (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
Bir radikal portresi (29 Ocak 2017 - Pazar)
Boğaz´dan çıkan Arap Baharı (20 Ocak 2017 - Cuma)
Sistem, avansı geri istiyor (13 Ocak 2017 - Cuma)
Komplo ve umut (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
Amerika neden veto etmedi? (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Parantezi kim, nasıl kapatacak? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
Halep öfke hattı (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
En son ne zaman? (04 Aralık 2016 - Pazar)
Yerlilerin işgali (29 Kasım 2016 - Salı)
Amerika´nın dünyaya çevrilen objektifi (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Sistemin sinir uçları (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Geleneksel sanat mümkün mü? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
Mahallenin gençlik sınavı (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
Lozan´ın sesi Bağdat´tan gelir (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Filistinlilere -‘apartheid rejimi´ (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
‘Alman vekiller´ kimi temsil ediyor (11 Haziran 2016 - Cumartesi)
Şam ve Ankara´yı yaklaştıran korku (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
Mermerde iz bırakan adam (31 Mayıs 2016 - Salı)
İslamcılık yerel mi, yerli mi? (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
Muhafazakar Makyevelizm (24 Mayıs 2016 - Salı)
Dağa çarpan hakikat gönüllüsü (17 Mayıs 2016 - Salı)
Nil´de zikir çağıltısı (25 Ağustos 2015 - Salı)
“Kudüs sevilmeden insanlığa girilemez” (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Tarih, geçmiş, Ermeni meselesi (21 Nisan 2015 - Salı)
Bir siyasal metafor olarak Lozan (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Yerli olmadan çözüm hayal (27 Mart 2015 - Cuma)
Amerika’nın Netanyahu ile imtihanı (24 Mart 2015 - Salı)
HDP’nin sol ve etnik bagajı (08 Mart 2015 - Pazar)
Bir Özbek masalı (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
Tarihçinin anıları nasıl okunmalı? (10 Şubat 2015 - Salı)
Bir kral öldü diyeler (06 Şubat 2015 - Cuma)
Hak etmek pay kapmak değildir (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Kanın ideolojik debisi (03 Şubat 2015 - Salı)
İhvan şiddet sarmalına girerse... (02 Şubat 2015 - Pazartesi)
İstiklal Mahkemeleri efsanesi (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Avrupa’da Müslümanlar ve sol (29 Ocak 2015 - Perşembe)
Gırnata’da ilk ezan (23 Ocak 2015 - Cuma)
Din ve seküler merhamet (20 Ocak 2015 - Salı)
Öfke derin, fikir vasat (16 Ocak 2015 - Cuma)
‘Fransız kalma’nın dayanılmaz korkusu (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Süreç ve şiddet sarmalı (01 Ocak 2015 - Perşembe)
İki farklı muhalif olma hali (30 Aralık 2014 - Salı)
Ortadoğu`ya “dahil olan” Avrupa (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Noel’in adını koymak (24 Aralık 2014 - Çarşamba)
Rus ‘gazı’na gelmeyelim (20 Aralık 2014 - Cumartesi)
Bölgeye müdahil olmadan dahil edilmek (16 Aralık 2014 - Salı)
Osmanlıca yahut hafıza söküm (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
Alevilik kimin sorunu? (05 Aralık 2014 - Cuma)
Eklemlenmek çürütür (01 Aralık 2014 - Pazartesi)
Havra ve siyasal şizofreni (28 Kasım 2014 - Cuma)
Devlet STK’sı (24 Kasım 2014 - Pazartesi)
Amerika’yı keşfetmenin bedeli (18 Kasım 2014 - Salı)
Müslüman tarihi mi, İslam tarihi mi? (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Türkiye`yi Tunus` parantezine almak (11 Kasım 2014 - Salı)
Kazanan değil kaybeden önemli (10 Kasım 2014 - Pazartesi)
ABD`nin yeni Pearl Harbor`u? (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Değerlerin ikonlaşması (04 Kasım 2014 - Salı)
Ümmet fikri öldü mü? (31 Ekim 2014 - Cuma)
Kobani`den Stalingrad çıkarmak (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (25 Ekim 2014 - Cumartesi)
Bana doğru soruyu sor (24 Ekim 2014 - Cuma)
Ertelenmiş eleştiri öldürür ! (17 Ekim 2014 - Cuma)
Süreç ve iki farklı kırılma alanı (16 Ekim 2014 - Perşembe)
`Ben demiştim` demeden (12 Ekim 2014 - Pazar)
Varoluş hükmünü savunuyorum (09 Ekim 2014 - Perşembe)
`Biden sistemi`nin gücü ve zaafı? (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Kredi kartı kadar itibar (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Baas gerçekleştiremedi ama... (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Neo-oryantalizme IŞİD takviyesi (16 Eylül 2014 - Salı)
Bush`un ve Obama`nın 11 Eylül`ü (12 Eylül 2014 - Cuma)
İŞİD’in sosyolojisi (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Euro İslam (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
NATO`nun temel çelişkisi (09 Eylül 2014 - Salı)
Modern kutsallık (05 Eylül 2014 - Cuma)
Almanlar Balkanlara el atıyor! (02 Eylül 2014 - Salı)
Eskiden de böyle miydi? (01 Eylül 2014 - Pazartesi)
Söylemin sosyal maliyeti (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Devletin Müslümanlıkla imtihanı (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Şehir üstüne güzellemeler (26 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Kötü adın çirkinliği harften, deniz suyunun acılığı kap?tan değildir?

Mevlana