Nâzım Hikmet´e göre ´uşşakların uşşşağı´
Tarih: 30.1.2018 11:05:16 / 368okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Bu köşede geçen yıl yayımlanan bazı yazılarımda Nâzım Hikmet´in Yahya Kemal ve Mehmed akif´le ilgili düşüncelerinden söz etmiştim; bu yazıda da Ahmet Hâşim´le kavgasını anlatmak istiyorum. Hâşim, Nâzım´a dargın olarak seksen beş yıl önce 4 Haziran´da, Nâzım da aşırı tepkisine nedamet getirmeden elli beş yıl önce 3 Haziran´da hayata veda etmiştir.
Nâzım Hikmet´in şiirlerinden övgüyle bahseden ilk yazar, Ahmet Hâşim´dir. “Yeni Bir Şair Hakkında Birkaç Satır” başlıklı yazısında Moskova´dan yeni bir sesle ve şiir anlayışıyla dönen Nâzım´ı samimiyetle övmüş, hatta Vakit gazetesinin yazarlarından biriyle onun için tartışmaya girmişti. 835 Satır hakkında da övgü dolu bir yazısı vardır. Ne var ki, Abdülhak Hâmid ve Mehmed Emin Yurdakul hakkında ters düşünce, Nâzım´ın Yakup Kadri için yazdığı hicviyenin benzeriyle karşı karşıya kalacaktır.
***
Ahmet Hâşim, 1929 yılında Resimli Ay dergisinde “Putları Yıkıyoruz” kampanyasını başlatarak devrin tanınmış şairlerine ağır bir biçimde saldıranları İkdam´daki köşesinde kolay şöhret aramakla suçlandırmış, birkaç gün sonra çıkan “Gülünebilir” başlıklı yazısında da aynı kişileri şu cümleleriyle hedef almıştı: “Mutavassıt zekâ anlayamadığı işlerin düşmanıdır. Onun için ekser dâhiler birer deli, birer şarlatan, birer mücrim sıfatıyla orta zekânın husumetine kurban gittiler.”
Bu cümlelerden alınan Nâzım Hikmet´in tepkisi çok sert ve insafsızcadır. Portreler adlı kitabında da yer alan “Cevap No. 2” başlıklı hicviyesinde, Ahmet Hâşim´e Bağdatlı dilenciliği, emperyalizm uşaklığını, serseriliği ve şaklabanlığı yakıştırmıştır. Ömrünün sonuna kadar kıt kanaat geçinen bir şairi Düyun-ı Umumiye´de ve Osmanlı Bankası´nda çalıştığı için aşağılayan Nâzım, bu kadarla da yetinmemiş, hicviyenin sonuna doğru hakaretin dozunu yükselterek tehditler savurmuştur:
“… dostun Karamaçabey gibi /kaldırıp kaldırıp yere çaaal-mak için/canını burnundan aaal-mak için,/bulacağım seni./Koca göbeklerin Russell kuşağı sen,/sen uşşşak murabbaı,/sen uşşşak mik´abı/satılmış uşşakların uşşşağı sen!!!”
Mısralarda kalmayan bu tehdit yüzünden cebinde tabanca taşımaya başlayan Hâşim´in daha sonra kendiliğinden patlayabileceği korku suyla bundan vazgeçtiği anlatılır. Mizah dergilerine bile konu olan bu hadise hakkında Akbaba dergisinde şöyle bir fıkra yayımlanmıştır:
“Bir gün Nâzım Hikmet, Hâşim´e ‘Onu döveceğim´ diye haber yollamıştı. Hâşim telâş içinde “Şimdi ben ne yapayım?” diye Falih Rıfkı´ya koştu:
Falih alay etti:
“Yanında bir tabanca taşı.”
Fakat Hâşim o kadar telaşta idi ki, şakayı fark edemedi:
“Peki,” dedi, “haydi gidip bir tabanca alalım.”
“Senin evinde tabancan yok mu?”
“Var,” dedi, “var ama o olmaz.”
“Neden?”
“Vallahi on beş senedir dolapta dolu duruyor. Artık o kadar dolmuş, o kadar dolmuş ki, parmağımı dokunsam patlayacak sanıyorum.”
***
Nâzım´ın görüş ve ithamları daha sonra başka Marksist yazarlarca da tekrarlanmıştır. Kerim Sadi, Hâşim´in ferdiyetçi bir şair, yani “ruhunun duvarları içinde hapsolmuş bir zin dan mahkûmu” olduğunu, “fakat sihirli mısralarla mahpesinin duvarlarını bir mabet gibi bezediğini ve zindanını, sanatın tılsımı ile muhayyel bir saray bahçesi haline getirmeğe çalıştı”ğını, tapındığı şeytan, yani principium individuationis tarafından kendisine armağan edilen murassa prangaları boynuna takıp cehenneminde yalnız başına dolaştığını, ormandan kaçırılıp demir bir kafese tıkılmış goril gibi ruhen hasta ve tipik bir “küçük burjuva münevveri” olduğunu iddia etmiştir.
Ahmet Hâşim, Abdülhak Hâmid´le birlikte… Hâşim, “Şair-i Azam”ı savunduğu için Nâzım Hikmet´in hücumuna uğramıştı.
Hükümlerinde Nâzım kadar insafsız olan Kerim Sadi, bunları söyledikten sonra zavallı Hâşim´in edebiyat tarihindeki yerini kendince belirleyiverir: “Dejeneresansa uğramış uzuvların muhafaza edildiği teşrîh-i marazî kavanozları vardır: İşte şair Ahmet Hâşim´in edebiyat tarihindeki yeri.”
Şu ilgi çekici -ve tuhaf- tespitler de aynı yazara aittir:
“Hummalı bir dâüssıla ile perdelenen gözlerinde daima yıldızlı çöl geceleri, kum denizinin altın hörgüçlü develeri ve bir vaha vardı. Bunun içindir ki ‘Makine Edebiyatı´na ilk isyan bayrağını açanlardan biri de o olmuştu.”
Hâlbuki bu yazının başında da belirttiğim gibi, Nâzım´ın şiirini belki de ilk alkışlayan Ahmet Hâşim´di ve şöyle diyordu:
“Maşukasına hazin veya acıklı şeyler söylemek için eskiden ‘üç telli´ âşık sazı kullanan Nâzım Hikmet şimdi maşukayı da, sazı da köhne eşya gibi birer tarafa fırlatarak korkunç bir dağ tepesinde gürleyen bir bahar fırtınası halinde, şimşekler, dumanlar, âni lâcivert parıltılar içinde; eski, kendisinin kaçan gülünç hayaline karşı vahşi bir sesle bağırıyor.”
Bütün bu kavgalar elbette çok geride kaldı; büyük edebî mirasımıza artık taraftar psikolojisiyle değil, ortak zenginliğimiz olduğunu bilerek bakmamız gerekiyor.

Anahtar Kelimeler: Hikmet, göre, uşşakların, uşşşağı
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Kötü adın çirkinliği harften, deniz suyunun acılığı kap?tan değildir?

Mevlana