Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret
Tarih: 27.4.2018 15:17:01 / 181okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Eski bir yazımda, Nurullah Ataç´ı dünya görüşüne, dil ve kültür anlayışına yüzde yüz karşı olduğum halde sevdiğimi yazmıştım. Kendini şiire adamışlığı, doğru bildiğini hatır gönül dinlemeden söyleyivermesi hoşuma gidiyor.
Eski şiirimizi iyi bilir, hatta kekemeliğine rağmen çok iyi inşad ederdi. “Tilcik”ler uydurup “dörüt”lü, “asığ”lı, “koşuk”lu devrik cümleler kurmaya başlamadan önceki yazılarıyla tercümelerindeki Türkçesi harikadır. Evet, Ataç gibi yazarların, onlar gibi düşünmesem de, sanat, edebiyat ve düşünce dünyasına renk, hareket ve heyecan kazandırdıklarına inanırım.
***
Ataç´ın en büyük kusuru kanaatlerini bazan duygularına veya kuruntularına yenilerek kolayca değiştirebilmesiydi. Ahmet Hamdi Tanpınar, bu aziz dostunun tezatlar içinde yaşadığını, yaratılışının büyük fikir saplantılarına ve kuruntulara çok müsait olduğunu söyler. Dil konusundaki fikirlerini beğenmediği için bu can dostunu defterden silen Ataç, bir rivayete göre “Kırtipil” lâkabının da mucidiydi. Dil anlayışını eleştiren Tanpınar´ın ismini son zamanlarında duymak bile istemediğini kızı anlatır. Dergâh mecmuası yıllarından beri hayran olduğu, muhaliflerine karşı cansiparane savunduğu Yahya Kemal´in şiirlerini de beğenmez olmuştu.
Daha da şaşırtıcısı, o kadar desteklediği Garipçilerle zamanla arasının açılmış olmasıdır. Bilmediğimiz bir sebeple çok kızdığı Orhan Veli´yi şairlikten kapı dışarı etmişti. Hikmet İlaydın, bir yazısında, “Ankara´da kendisin den duydum,” diyor, “Şaire ‘Şakuli Solucan´ diye ad yakıştırmış. Şeytanca bakışlarla gülüyor, gülüyor, öç almanın keyfini çıkarıyordu.” Melih Cevdet ve Oktay Rifat´ın şiirlerini de bir süre sonra beğenmemeye başlayınca aralarına kara kedi girmişti. Bu iki şair bir gün yolunu kestikleri Ataç´ı “Sen nasıl bizim şiirlerimizi beğenmediğini söylersin?” diyerek dövmüşlerdir.
***
Şiir zevki Yahya Kemal ve Ahmet Haşim´in etkisi altında teşekkül etmiş olan Ataç, Namık Kemal, Abdülhak Hamid ve Tevfik Fikret´in şiirlerini de sevmezdi. Son günlerde yeniden derinlemesine okumakta olduğum Rübâb-ı Şikeste şairi hakkında onun düşüncelerini de merak ettim ve araştırdım. 1939 yılında Aşiyan´ın Robert Kolej tarafından satın alınmak istendiğine dair haberlerin çıkması üzerine başlayan ve aylarca süren tartışmada fikirlerini açıklamak ihtiyacını hisseden Ataç´a göre, Fransızların iyi şairlerini değil, Coppée gibi sıradan şairleri okuyup etkilenen Fikret, kötü bir şair olmakla beraber bizde asıl mânâsında Av-rupaî şiiri başlatan adamdı; hatta onun hataları olmasaydı Yahya Kemal, Ahmet Hâşim ve Nâzım Hik-met gelemezlerdi.
Fikret´i aslında şairliği için değil, başka sebeplerle seven Fikret´in Haber-Akşam Postası´nda 20 Ekim 1939 tarihinde yayımlanan bir yazısında şöyle bir cümlesi vardır: “Tevfik Fikret´i birçok sebeplerle severim: Dinsizliği de bu sebeplerden biridir.”
Ataç, bir başka yazısında da, Mekteb-i Sultanî (Galatasaray Lisesi) talebesi iken toz kondurmadığı, adeta tapındığı Tevfik Fikret´e, yıllar sonra, etraftan hazırcacık aldığı fikirlerden kurtulmak için düşman kesildiğini ve hiçbir şiirine tahammül edemez hale geldiğini anlatır. Ama artık Fikretperest de değildir, Fikret düşmanı da...
Onun en güzel ve en büyük eseri olarak “Tarih-i Kadim”i gösteren Ataç, bu eserin çocuklarımıza mutlaka okutulup açıklanmasını tavsiye eder.
Aşiyan´ın Robert Kolej tarafından satın alınmak istenmesinin bir felaket gibi görülmesini de bir anlam veremeyen Ataç´a göre, “Robert College idaresi o evi satın alsaydı kaldırıp Amerika´ya mı götürecekti? Elbette bir müze haline koyacak ve belki de şehre hediye edecekti.”
***
Yukarıda sözünü ettiğim tartışmanın ardından harekete geçen İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Dr. Lütfi Kırdar, Aşiyan´ın satın alınıp Edebiyat-ı Cedide Müzesi olarak düzenlenmesini sağlamıştı. Müze 19 Ağustos 1945 tarihinde, yani Fikret´in ölümünün otuzuncu yıldönümünde açılmış, Nurullah Ataç, bu vesileyle Neriman Hikmet tarafından Tanin gazetesinde yapılan “Tevfik Fikret İçin Ne Diyorlar?” başlıklı ankete “perestişkârân-ı Fikret”i çok şaşırttığından şüphe etmediğim şöyle bir cevap vermişti:
“Tevfik Fikret Türk olmayan her şeye körü körüne hayran, bizim asıl büyüklerimizi öğrenmeye üşenen, üşenmese de anlamayan birtakım budalaların uydurdukları sahte bir şairdir. Onun için yapılacak herhangi bir iş beni hiç ama hiç ilgilendirmez.”
***
Ataç, daha sonraki yıllarda da Fikret´in şiirlerinden –birkaçı hariç- hep alaycı bir dille söz etmiştir. Mesela kedilere dair bir yazısında “Zerrişte” şiiriyle şöyle alay eder: “Zerrişte diye kedi adı mı olurmuş? ‘Gel pisi pisi, Zerrişte!´ demek gülünç değil mi? Ama Fikret herhalde ‘Gel pisi pisi´ demeyi de bayağı bulur, belki de ‘Oh! Şitab et, Zerrişte´ diye çağırırdı.”

Anahtar Kelimeler: Nurullah, Ataç, Tevfik, Fikret
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Muhteşem ve feyizli bir başlangıç´ (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk (14 Ağustos 2018 - Salı)
Mütebahhir bir dost: Metin Kayahan Özgül (07 Ağustos 2018 - Salı)
Şerefiye Sarnıcı ve sanat (29 Temmuz 2018 - Pazar)
Futbol, milliyetçilik ve ırkçılık (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Katı taş olsan, mermer kesilsen bile bir gönül sahibine ulaştın mı inci olursun."

MEVLANA (R.A)