Neoliberalizmin neomilliyetçilikle ittifakı
Tarih: 22.11.2016 10:23:25 / 304okunma / 0yorum
AKİF EMRE

 

 

Başkanlık seçimleri sonrasında Amerikan siyasetinin alması muhtemel yeni şekil henüz tartışılamadan Avrupa´yı kaygı sarmış bulunuyor. Amerika´daki seçim sonuçlarının Avrupa´daki milliyetçi-sağ siyaseti cesaretlendireceğinden endişe duyuluyormuş.

Avrupa´nın, bilinçaltında yatan ırkçılığın ideolojik milliyetçilik şeklinde ortaya çıkaran sabıkasını görmezden gelirsek bu sebep sonuç ilişkisini doğru bulmamız gerekecek. Oysa Batı Avrupa´da pek çok ülkede İslamofobik ve ırkçı eğilimlerin, aşırı sağ partilerin son dönemde ciddi şekilde mevzi kazandığı sır değil.

Almanya´dan Fransa´ya kadar merkez sistemik yapıyı sarsan, ikili parti dengesine dayalı siyasal yapı taşlarının teker teker yerinden edildiği gerçeği de yeni değil.

Elbette Trump´ın başkan seçilmesini sağlayan ırkçı söylemin, her anlamda Amerika´nın etkisi altındaki Avrupa´da siyasal ve kültürel anlamda kaçınılmaz etkisi olacaktır. Muhtemelen var olan milliyetçi sağ eğilimler üzerinde cesaretlendirici bir etkisi olacaktır. Amerikan kültürünün ve Amerikan hayranlığının popüler düzeyde Avrupa genelindeki etkisinin siyasal sonuçları hakkında tarihsel tecrübeye bakarak endişelenmemek imkansız. 

Ortaya çıkan yeni dalganın doğru okunması küresel sistemde meydana gelebilecek değişimleri öngörme imkanı verebilir. ABD ve Avrupa´da ortaya çıkan yeni dalgada iki faktörün belirleyici olduğu şimdiden sosyal bilimcilerin gündemine girdi bile: Neomilliyeçilik ve neolibralizm.Burada neoliberalizmin yeni şartlara özgü bir dönüşüm geçirerek neomilliyetçilikten destek alacağı, ideolojik nikah kıyacağını söyleyebiliriz.

Milliyetçilikle neoliberal politikaların nasıl olup da kol kola girerek ekonomi-politik dengeleri şekillendireceğini bazı romantik liberallerin kavraması zor olabilir. Nitekim neoliberal politikaların özündeki otoriteryen karakteri zamanında deşifre edemeyen yahut görmezden gelenler için bu ittifak anlaşılmaz gelebilir. Neoliberalizmin özünde Darwinci bir dünya inşa ettiğini söyler sosyolog Pierre Bourdieu... Yani sosyal piramidin her düzeyinde herkesin birbiriyle mücadele ettiği bir düzende işsizlik korkusu ve güven duygusunu yitirmiş kitleleri mevcut yapıya sıkı sıkıya sarılmaya ittiğini, gizli bir otoriter yapı inşa ettiğini söyler. Sosyal adalet ve emek ilişkisinin sermaye lehine istismar edildiği, küreselleşmenin getirdiği akışkanlıkla gücünü katlayan sistemin avantajının söyleminden aldığını belirtir kısaca.

Neomilliyetçilik ile neoliberalizmin yeni çehresinin Darwinci bir yapıda nasıl tezahür edeceği konusunda kafa yoranlar yine neoliberal politikalara eleştirel yaklaşan teorisyenler, aydınlardan geliyor. Siyasal liberalizmin, demokratik düzenin garantisi olduğu söyleminin ışıltısı karşısında akıl karmaşası yaşayan pek çok entelektüel çevrenin yeni durumu açıklamakta zorlanacakları kesin. Yeni milliyetçi siyaset ve ekonomik düzen ittifakının sonuçları şimdiden ürkütücü geliyor. Güçlü olanın canlı türlerinin ayakta kaldığı Darwinci teorinin sosyal maliyeti şimdiden korkutuyor batılıları. 

Mesela aşırı sağ siyasetin en güçlü olduğu, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci sırayı garantilediği söylenen Fransa´nın siyaset haritası her şeyi özetliyor. Cumhurbaşkanlığı yarışında adaylığını açıklayan aşırı sağ parti (FN) lideri Le Pen´in ikinci tura kalacağına kesin gözüyle bakılıyor. Seçim kampanyasını Trump´un zaferine gönderme yaparak merkez siyasetin odağında olduğu vurgusu yapacağını açıkladı.

Fransa ile devam edersek, Fransa Başbakanı Avrupa Birliğinin bu gidişle dağılabileceği uyarısı yapmış. Endişesinin kaynağı sadece Fransa´nın değil Avrupa projesinin geleceği... Buna neden olarak da popülist politikacıların ırkçı söylem yarışına girmeleri, mülteci ve terörizm tehlikesini gösteriyor. Sığınmacı sorunu ile popülizmin bir araya gelmesi demek neomilliyetçilikle neoliberalizmin kol kola girerek sıkışan ekonomik duruma siyasal müdahale demektir. Kapitalist bir siyasetçi olarak Trump´ın belli olmaya başlayan kabinesindeki isimlere göz atmak bu ittifakın en tepede nasıl şekillendiğini göstermeye yetiyor.

Dünyanın geri kalanına nazaran kendilerinin daha fazla yaşamaya, daha iyi şartlarda yaşamaya hakları olduğunun bilimsel zeminini olarak sosyal Darwinci teoriyle meşruiyet kazandıran Avrupa, yeni dönemde pastadan pay almak isteyenlere karşı daha acımasız olacak demektir.

Makuliyetini yitiren yönetimler ya kendi değerlerini sorgular yahut marjinalleşme, dengesini kaybetme pahasına gücünü muhafaza etmek için saldırganlaşır. Muhafazakarlıkla kapitalizmin tarihsel evliliğini görebilirsek neoliberalizm ile neomilliyetçilik ittifakına şaşkın bakmayız.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İran toplumunun gelecek tahayyülatı (23 Mayıs 2017 - Salı)
PAPA ve Avrupa´nın yön duygusu (19 Mayıs 2017 - Cuma)
Özgürleştirici efendi modeli (14 Mayıs 2017 - Pazar)
Hindistan´ın dökülen makyajı: Keşmir (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
Erguvanlar da yanar (02 Mayıs 2017 - Salı)
Kapitalizmin iğvasına kapılmak (29 Nisan 2017 - Cumartesi)
Ne söylediği önemli (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Bir ‘dil´in açtığı hasar (19 Nisan 2017 - Çarşamba)
Kimyası bozulan insanlık (07 Nisan 2017 - Cuma)
Reklamın sahte gerçekleri (05 Nisan 2017 - Çarşamba)
Batı ile hesaplaşma zamanı mı? (30 Mart 2017 - Perşembe)
Piramitlerin gölgesi (25 Mart 2017 - Cumartesi)
Bir fotoğraf karesinden taşanlar (24 Şubat 2017 - Cuma)
Değişen nedir? (21 Şubat 2017 - Salı)
Seküler çağın sonu (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
Sonlu teorilerin sonu (06 Şubat 2017 - Pazartesi)
Şehirlerin ahlakı (03 Şubat 2017 - Cuma)
Ayartıcı aydın hazzı (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
Bir radikal portresi (29 Ocak 2017 - Pazar)
Boğaz´dan çıkan Arap Baharı (20 Ocak 2017 - Cuma)
Sistem, avansı geri istiyor (13 Ocak 2017 - Cuma)
Komplo ve umut (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
Amerika neden veto etmedi? (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Parantezi kim, nasıl kapatacak? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
Halep öfke hattı (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
En son ne zaman? (04 Aralık 2016 - Pazar)
Yerlilerin işgali (29 Kasım 2016 - Salı)
Amerika´nın dünyaya çevrilen objektifi (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Sistemin sinir uçları (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Geleneksel sanat mümkün mü? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
Mahallenin gençlik sınavı (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
Lozan´ın sesi Bağdat´tan gelir (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Filistinlilere -‘apartheid rejimi´ (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
‘Alman vekiller´ kimi temsil ediyor (11 Haziran 2016 - Cumartesi)
Şam ve Ankara´yı yaklaştıran korku (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
Mermerde iz bırakan adam (31 Mayıs 2016 - Salı)
İslamcılık yerel mi, yerli mi? (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
Muhafazakar Makyevelizm (24 Mayıs 2016 - Salı)
Dağa çarpan hakikat gönüllüsü (17 Mayıs 2016 - Salı)
Nil´de zikir çağıltısı (25 Ağustos 2015 - Salı)
“Kudüs sevilmeden insanlığa girilemez” (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Tarih, geçmiş, Ermeni meselesi (21 Nisan 2015 - Salı)
Bir siyasal metafor olarak Lozan (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Yerli olmadan çözüm hayal (27 Mart 2015 - Cuma)
Amerika’nın Netanyahu ile imtihanı (24 Mart 2015 - Salı)
HDP’nin sol ve etnik bagajı (08 Mart 2015 - Pazar)
Bir Özbek masalı (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
Tarihçinin anıları nasıl okunmalı? (10 Şubat 2015 - Salı)
Bir kral öldü diyeler (06 Şubat 2015 - Cuma)
Hak etmek pay kapmak değildir (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Kanın ideolojik debisi (03 Şubat 2015 - Salı)
İhvan şiddet sarmalına girerse... (02 Şubat 2015 - Pazartesi)
İstiklal Mahkemeleri efsanesi (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Avrupa’da Müslümanlar ve sol (29 Ocak 2015 - Perşembe)
Gırnata’da ilk ezan (23 Ocak 2015 - Cuma)
Din ve seküler merhamet (20 Ocak 2015 - Salı)
Öfke derin, fikir vasat (16 Ocak 2015 - Cuma)
‘Fransız kalma’nın dayanılmaz korkusu (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Süreç ve şiddet sarmalı (01 Ocak 2015 - Perşembe)
İki farklı muhalif olma hali (30 Aralık 2014 - Salı)
Ortadoğu`ya “dahil olan” Avrupa (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Noel’in adını koymak (24 Aralık 2014 - Çarşamba)
Rus ‘gazı’na gelmeyelim (20 Aralık 2014 - Cumartesi)
Bölgeye müdahil olmadan dahil edilmek (16 Aralık 2014 - Salı)
Osmanlıca yahut hafıza söküm (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
Alevilik kimin sorunu? (05 Aralık 2014 - Cuma)
Eklemlenmek çürütür (01 Aralık 2014 - Pazartesi)
Havra ve siyasal şizofreni (28 Kasım 2014 - Cuma)
Devlet STK’sı (24 Kasım 2014 - Pazartesi)
Amerika’yı keşfetmenin bedeli (18 Kasım 2014 - Salı)
Müslüman tarihi mi, İslam tarihi mi? (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Türkiye`yi Tunus` parantezine almak (11 Kasım 2014 - Salı)
Kazanan değil kaybeden önemli (10 Kasım 2014 - Pazartesi)
ABD`nin yeni Pearl Harbor`u? (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Değerlerin ikonlaşması (04 Kasım 2014 - Salı)
Ümmet fikri öldü mü? (31 Ekim 2014 - Cuma)
Kobani`den Stalingrad çıkarmak (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (25 Ekim 2014 - Cumartesi)
Bana doğru soruyu sor (24 Ekim 2014 - Cuma)
Ertelenmiş eleştiri öldürür ! (17 Ekim 2014 - Cuma)
Süreç ve iki farklı kırılma alanı (16 Ekim 2014 - Perşembe)
`Ben demiştim` demeden (12 Ekim 2014 - Pazar)
Varoluş hükmünü savunuyorum (09 Ekim 2014 - Perşembe)
`Biden sistemi`nin gücü ve zaafı? (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Kredi kartı kadar itibar (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Baas gerçekleştiremedi ama... (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Neo-oryantalizme IŞİD takviyesi (16 Eylül 2014 - Salı)
Bush`un ve Obama`nın 11 Eylül`ü (12 Eylül 2014 - Cuma)
İŞİD’in sosyolojisi (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Euro İslam (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
NATO`nun temel çelişkisi (09 Eylül 2014 - Salı)
Modern kutsallık (05 Eylül 2014 - Cuma)
Almanlar Balkanlara el atıyor! (02 Eylül 2014 - Salı)
Eskiden de böyle miydi? (01 Eylül 2014 - Pazartesi)
Söylemin sosyal maliyeti (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Devletin Müslümanlıkla imtihanı (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Şehir üstüne güzellemeler (26 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Gülün dikene katlanması onu güzel kokulu yaptı?

Mevlana