Gülşah Akkaş Yaman


Nasıl da her yan Eylül koktu!

Nasıl da her yan Eylül koktu!


Vaktiyle bir Ademin  canı çok sıkılır. Zamanın bilginlerinin birine gider halini arz eder der ki; “Ben dünyadan hiç zevk alamıyorum, seyyah olsam görmediğim güzellikleri görsem dünyadan tat alır mıyım?” diye sorar. Bilgin gülümseyerek cevaplar; “Dünya sensin nereye gitsen kendini göreceksin lakin dene, denizler aş, dağlar, ovalar geç bakalım neler olacak.”

Adam yola revan olur, görmediği nice güzelliklere şahit olur. Gezer dolanır sonra bilgine bir mektup yazar: “Yeşilin her tonunu gördüm lakin içime bir türlü bahar gelmedi, kuşların türlü türlü sesini dinledim ama içimde hiç bir kuş ötmedi, güneş her gün başka yerde doğdu, sarıya, turuncuya boyandı tüm dünyayı ısıttı fakat hiç bir güneş içime doğmadı beni ısıtamadı. Haklıymışsın dünya benmişim ben dünya!”

İçinizdeki siz ile mutlu değilseniz hiç bir şey fayda vermez sizi mutlu etmeye. Zaman öyle akar gider ki bir de bakmışız bize verilen süre bitmiş. Geçenlerde bir tanıdığımla sohbet ederken şöyle söyledi; “Sen seversin, herkesi her şeyi, dolu zamanı, boş zamanı.” Evet ben bana ait olan herkesi her şeyi severim. Mevsimleri bile yüreğimde ayrı ayrı ağırlarım. Eylül kokuyor bak her yan, Temmuzun rengi konusu ile Ağustosun ki ya da Kasımın ki bir olur mu? Doğru aksetmiş karşı tarafa.

Buram buram her yan Eylül!

Doya doya yaşasak bu güzel ayı yaprak ağaca veda etmeden sanki son fısıldaşmaları. En güzel sohbetler tam ayrılırken olur ya işte o kabilden güneş sanki yazdan çalmış sıcağını, bizim için ısıtıyor bir daha yüreğimizin derinliklerinde bizi üşüten ne varsa. İnsan için kırılma noktası dediği bir yaşı vardır, en güzel yaşımdı der o yaştan bahsederken, ondan sonra hiç bir şey beni eskisi kadar üzemedi diye de ekler.

Ayların en güzeli de sanki Eylül!

Kimilerinin hikayesi Eylül de başlar, Eylül de doğar, Eylül de bilmediği bir girdabın içine düşer ve tekrar Eylül de yeniden doğar. O yüzden şairler bu güzel aya ithaf da bulunmadan kalemlerini bırakmışlardır ellerinden. Eylül bir ay değil, bir aylık ayrı bir mevsim. (Haşmet Babaoğlu)

Nasıl da güzel bir mevsim dedim ya Eylül koktu burnuma. Dünya sensin dünyadan lezzet almak için ihtiyaç yok seyyah olmaya sen Eylülü gez yeter. Ha! Bir de ciğerlerine kadar kokla.

Bir daha ki yazı da buluşmak üzere.

 



YAZARLAR