Müzik bitti mi?
Müzik bitti mi?
Tarih: 19.11.2014 18:14:49 / 680okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

Çok değil bundan 15-20 yıl önce televizyon kanallarının gece en çok seyredildiği saatler assolistlere ayrılırdı.

 İbrahim Tatlıses, Bülent Ersoy, Emel Sayın, Müslim Gürses, Muazzez Ersoy, Ferdi Tayfur, Sibel Can vb. Kendi saz heyetleri ve programı renklendiren komiklerde sahne alırlardı.

 Gazinolar galiba hâlâ çalışıyordu.

 Asıl çalışan İMÇ idi. Her gün kamyonlarla kaset, CD iner, bir o kadar çıkardı. Ses sanatçıları ve onların çevresindekiler bu dönem çok kazandılar. Eserler milyonla satıyordu. Sonra MP3’ler ve internet çıktı. Kaset, CD satışları bıçakla kesildi. Teknoloji bir kere daha mevcut müzik dünyasının işleyişini yerle bir etmişti. Şimdilerde İMÇ sinek avlıyor, firmalar kapandı, üretim durdu. Çarşının hamalları sırtını güneşe verip uyukluyor.

 Ardından assolistler birer birer televizyondan uzaklaştı. O programların yerini diziler almaya başlamıştı.

 Şimdi televizyonlarda müzik yok. Tuhaf değil mi? Halk müziğe niçin böyle sırtını döndü. Bunu sadece üretim-tüketim ilişkileri ile izah edebilir miyiz?

 Cumhuriyet dönemi müzik tarihine bakarsak kabaca şunu görürüz: Devlet öteki uygulamaları yanında sanat alanında da Batı’yı örnek almış, alaturka müziği bir ara radyoda bile yasaklamıştı.

 

Güya Batı müziğine dönüyorduk. Bu yolda çok ısrar edildi. Ortaya “Türk Beşleri” denilen bestekârlar çıktı ama tıpkı tiyatro gibi o da belli batılılaşmış-elit çevreler dışında ilgi görmedi. Okullarda mandolin-keman-flüt eğitimi verildi bir işe yaramadı.

 Halk asırlardır söyleyegeldiği Halk türkülerini tekrar ediyor, seçkinler Türk Klasik Müziği meşk ediyordu.

 Günümüze gelinceye kadar ülkenin değişimi –ki bunun başlıca itici gücü köyden kente göç ve gecekondudur– halkın içinden bir otantik müzik doğurdu.

 Ne şehirli-ne köylü olan bu müzik, devletin radyoda yasaklamasına rağmen büyük ilgi gördü ve starlarını yarattı. Yetmişli yılların başında Orhan Gencebay arabeskin kıralı idi. Kişiliği, duruşu, gazinoya girmemesi ile günümüze kadar şöhretini korudu. Ama arabesk gecekonduların şehir merkezinde kalması ile dönüşerek, fantaziye, popa karıştı.

 

Müzik kültürümüze bakılırsa bu alandaki verimlerin yüzde doksanı “Tarım toplumu”na aittir. “Şehir müziği” denilen seçkinlere maledilen Türk sanat müziği de yine tarım toplumunun şehirlerinin malıdır. Üstelik Halk müziği ile ilişkisi çok derindir. Misal: Harput-Kerkük-Urfa üçgeni içinde üretilen müzik Türk-Kürt-Arap karışımı olup, makamla okunur. Sırageceleri ile bir meşk geleneği vardır. Ne yazık ki bu gelenek biterken farkedildi ve Kazancı Bedih ömrünün sonunda şöhret oldu.

 Neşet Ertaş öyle değil mi?

 Senelerce kadri bilinmeden yaşadı, eserleri yağmalandı, kendi Almanyalarda kaldı. O da ömrünün sonunda farkedildi.

 Biz sanayi toplumuna geçemedik.

 Nüfusun hâlâ yüzde yirmibeşi köylerde yaşıyor. Bir yüzde yirmibeş de şehre gelmiş ama şehirli olamamış köylüdür.

 Geleneksel toplumun hayat tarzı değişince, yani dengeler ve değerler sarsılınca, doğrusu toplum bir karmaşaya yuvarlandı. Ne batılı, ne doğulu; ne köylü-ne şehirli.

 Türkiye kendini aramaktadır. Bir bakıma müziğini arıyor yani ruhunu. Bu arada Amerikan hayat tarzı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hakimiyet kurdu. Artık İngilizce bilmeyeni adamdan saymıyorlar. Ayrıca şunu da kaydedelim ülkemiz Özal ile beraber kabuğunu kırmış ve dünyaya açılmıştır. Kendi gemisini değil başkasının gemisini yürütüyor, ne gam.

 Bilmem Acun Ilıcalı’nın yaptığı “O Ses Türkiye”yi seyrediyor musunuz? 14-18 yaş arası çoğu genç kız yarışmacı genellikle İngilizce okuyor. İşin tuhafı okunan parçayı salonu dolduran genç kızlar da biliyor ve tekrar ediyor. Müslüm Baba’nın konserlerinde gençler göğüslerine, kollarına cilet atardı. Rahmetli Baba bunu yasakladı. “Cilete hayır, Babaya devam” dedi. O iş bitti. Yerini yeni yetme gençlerin Justin Bieber konserinde çıldırmaları aldı.

 Geleneksel müziğimiz kendini tekrarlıyor: “Yeni Türkiye”nin müziğini kim yapacak diye sorsam; hangi isimleri sayarsınız?

Anahtar Kelimeler: Müzik, bitti, mi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
MADALYA (11 Ekim 2018 - Perşembe)
Mânalı hayat (04 Ekim 2018 - Perşembe)
Kalbin akletmesi (27 Eylül 2018 - Perşembe)
Hayat zor (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
‘Söz´ün gücü (06 Eylül 2018 - Perşembe)
Çorbada tuzum olsun (29 Ağustos 2018 - Çarşamba)
İnsan nereye koşuyor? (18 Ağustos 2018 - Cumartesi)
Yalnız ölüm (01 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Roman diliyle iktisat (25 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Eskiler alıyorum… (18 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Aidiyet (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Çıkmaz sokak-geçer akçe (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Ceviz ile sincap (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Tatil programı (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Elveda zamanı (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
Haddini bilmek (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Kıssadan hisse (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (17 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Piyasa (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Tanrı misafiri (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
İnsanı tanımak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
İnsanı tanımak (29 Mart 2018 - Perşembe)
Tarihi yapanlar ve yazanlar (15 Mart 2018 - Perşembe)
Yara (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Mesele (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
BEYAZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sarışın (09 Şubat 2018 - Cuma)
Mus­ta­fa KUT­LU (02 Şubat 2018 - Cuma)
Ahlâk ağacı (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (2) (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Alim, ilim ve amelin yeri cennettedir. Alim, ilmi ile amel etmezse, ilim ve amel cennette, alim ise cehennemde olur.

Hz. Muhammed