Asım Yekeler


MUTLU OLMANIN YOLLARI (1)

MUTLU OLMANIN YOLLARI (1)


İnsanoğlu yaratılışından bu yana mutlu olmanın yollarını aramıştır ve aramakta hakkıdır .Zira her insan bu dünyaya mutlu olmak için gelir . Ben diyorum ki " Mutluluk herkesin yaktığı kandil , demet demet çiçekten bir tek karanfil . " Bana göre mutluluk öncelikle kanaatte . Kanaatkar olmayan insanların mutlu olması mümkün değildir . Onlara dünyayı verin gözleri yine doymaz ; bu sefer kainatı isterler .  " İnsanın gözünü ancak bir avuç toprak doyurur . " diye boşuna söylemiyorlar . Gerçekten insanoğlu aç gözlü  olan bir varlık . Hepimiz bilmeliyiz ki biz bu dünyada yemek için değil , yaşamak için yemeliyiz . Kanaatkar olmanın önemini , vereceğim şu örnekle iyice perçinlemek istiyorum . Osmanlı Devleti zamanında bilge bir adam ; her gün sabah saat on birde bir kıraathaneye gider , sade kahve içer , beş para verir hızla gidermiş . Bir süre sonra işletme sahibi çalışanlarına " Bir fincan kahve beş para olur mu ?  Bir daha o adam geldiğinde bana haber verin .  " demiş . Çalışanlar yine bir sabah saat 11:00 a doğru adamın uzaktan geldiğini görünce ,  işletme sahibine haber vermişler . İşletme sahibi hemen kağıda bir not yazmış ve adamın devamlı oturup kahvesini içtiği masanın üzerine koymuş . Adam gelip oturur oturmaz çalışanlar ; uzaktan görünce hazırlamış oldukları adamın kahvesini kendisine takdim etmişler . Adam tam kahvesini yudumlarken ,işletme sahibinin yazıp bıraktığı masadaki nota gözü takılmış . Notta şunlar yazıyormuş ;  " Kahve yemenden gelir , yolları ırak ; beş para yetmiyor , on para bırak ! .. " yazıyı okuyup bir fincan kahveye yapılan yüzde yüz zamı görüp çok şaşıran adam ;   yazıya şöyle cevap vermiş . " Kahve yemenden gelir , yolları sapa ; beş para yetmiyorsa , kahveyi kapa !.. "  ve ardından da altın değerinde şu ilaveyi yapmış " On para veren gelir geçer , beş para veren hergün içer . "

Yapılan bilimsel çalışmalar ;  veren insanların , alan insanlardan daha mutlu olduğunu ortaya koymuş .  Yeni bir elbise giydiğimizde elbette mutlu oluruz ancak ; yetim bir çocuğa yeni bir elbise giydirdiğimizde ;  o çocuğun mutluluğunu görmek bizi çok daha fazla mutlu eder . Bundan dolayıdır ki Anadolu Kültürü ' nde vermek , almaktan üstün görülmüştür . Cömertliğimizin özünde de bu yok mu? Lokmasını , sofrasını , evini bir misafiriyle paylaşan insanların daha mutlu olduğu görülmüş . Yine mutlu olmak için iyilik yapmayı da alışkanlık haline getirmemiz lazım . Televizyonlar , gazeteler , sosyal - medya ; genellikle gençler tarafından soyulan , dövülen , parası elinden alınan yaşlıları gösteriyor da gençlerin ; eşyasına yardım ettiği , yolun karşısına geçirdiği nice yaşlıları maalesef çok az gösteriyor . İyi örnekleri gösterirsek ,yeni nesiller iyilik yapmaya daha çok yönelir ve bu sayede iyilikler de artar . Yine emekli olup evinde can sıkıntısı çekip ,bunalıma giren insanlara şunu tavsiye ediyorum : Hiç birşey yapamasak da mahallemizdeki , köyümüzdeki fakirleri ,burs ihtiyacı olan öğrencileri tesbit edip ilgili yerlere bildirebiliriz . o insanların duasını alabiliriz . Zira yapılan araştırmalar veren , iyilik yapan insanların ; diğer insanlara göre  daha zinde kaldığı ;  alzheimer  gibi hastalıklara sosyalleşmelerinden dolayı yakalanma risklerinin daha az olduğunu ortaya koymuş

Yıllar önce İzmir Karaburun ' a konferans için gitmiştim. Orada pazar yerini gezerken , pazarcı yaşlı bir teyzenin mutlulukla ilgili söylediği  " Mutlu olmak için Allah ' ı memnun etmek lazım , Allahı memnun etmek için Allah ' ı sevmek lazım , Allah ' ı semek için komşunu sevmek lazım . " cümlelerine o anda hemen itiraz edip " Teyzeciğim söylediklerin tamam da ; komşuyu sevmenin Allah ' ı sevmekle ne ilgisi var onu anlamadım ? " diye sorduğumda ; aradan yıllar geçmesine rağmen o teyzenin bana verdiği veciz şu cevabı hala unutamadım  " Her gün gördüğün  komşunu sevmezsen ; hiç görmediğin Allah ' ı nasıl seveceksin ? "

Efendim cümlelerimi toparlarken , mutluluk konusuna ilerleyen haftalarda da devam edeceğim .Mutluluk çok geniş bir konu , onun için bu haftaki yazıya ( 1 ) dedim. Selam ve hürmetlerimle



YAZARLAR