Mütebahhir bir dost: Metin Kayahan Özgül
Tarih: 7.8.2018 18:40:57 / 241okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Şu sıralarda Metin Kayahan Özgül´ün Çolpan Kitap tarafından dört cilt halinde yeniden yayımlanan Sekmeler´ini okuyorum. Kaç gecedir, geç vakitlere kadar -gözkapaklarımı açık tutmakta çok zorlandığım halde- elimden bırakamadığım, her biri aşağı yukarı üç yüz sayfalık dört cilt... Neler öğrendim, neler!
İnanılmaz bir merak, dikkat ve tecessüse sahip olan sevgili dostumun ilgi alanının genişliği doğrusu hayranlık verici. Yazdıkları edebiyat ağırlıklı olmakla beraber, ilim ve sanatın diğer dallarında da söyleyecek çok sözü var.
Eserlerini yazarken ‘tetebbu´ ettiği kitaplarda, gözden geçirdiği gazete ve dergi koleksiyonlarında bizim çok zaman fark etmediğimiz, etsek bile önemsemeyip geçtiğimiz ayrıntılara, inceliklere, problemlere “nüfuz-ı nazar”la bakmasını biliyor.
Tabii bu bakış farklılığının arkasında, Frenklerin érudition dedikleri muazzam bir bilgi birikimi var. Ne kadar çok bilirseniz, o kadar iyi görürsünüz. Sözün kısası, Kayahan bir “kültür érudit´si”, bizim eskilerin tabiriyle bir “mütebahhir”dir.
***
Birinci cildin başında önsöz niyetine yazılmış “Sekmeye Başlarken” başlıklı yazıda, yıllardır biriktirdiği ve kendisini yutacağından korktuğu malzemeyi kestirme yoldan eritmeye karar verdikten sonra sekmeleri yazmaya karar verdiğinden söz eden Kayahan´ın şu cümleleri, yaptığı işi çok iyi anlatıyor:
“Galiba bununu için tek kurtuluş yolu fragmanlar kaleme almaktı; ben de onu seçeceğim. Baudrillard, fragmanı kırık bir aynaya benzetmekte haklı; onda, yazmak istediğiniz konunun tamam endamını gösteremezsiniz. Kısa notlarla okuru haberdar eder, dikkatini tetikler, merakını depreştirir, ucundan koklatır ve çekersiniz. Bu yolla bir parça evimi boşaltmak ve zihnimi rahatlatmak, şayet becerebilirsem, biraz da eğelen(dir)mek istiyorum.”
Elhak, dediğini büyük bir ustalıkla başarıyor Kayahan. Ama üçüncü ve dördüncü ciltlerde yazıların birer fragman olmaktan çıkıp uzun denemelere dönüştüğünü görüyoruz. Bu denemeler de “hurde teferruat” gibi görünen meseleler hakkındadır. Ücüncü cildin başındaki “Bir Kere Daha” başlıklı ikinci önsözde de “küçük şeyler”e merakının sebebini şöyle açıklıyor Kayahan:
“Sekmeleri ‘historia in nuce´ (cevizin içindeki hikâye) -Türkçesi bir bardak suda fırtına koparmak kasdıyle kaleme almaktayım. Herkesin, kocaman kocaman meselelerle boğuşurken ara yerde çiğneyip geçtiği, toz-duman arasında farkedemediği, farketse de burun kıvırıp umursamadığı, umursayacak olsa bile, pek kısa düşeceği için yazmaya gelmediğini düşündüğü konulara el atmaktan hoşlanıyorum. Sami Paşazade Sezayi Bey´den kaptığım ‘hurde-bînâne nazar´la küçük şeyler üzerine eğilmeyi hep sevdim.”
***
Kayahan´ın Seke seke Ben Geldim adıyla yayımladığı Sekmeler´i için bir akademisyenin, akademik yazış tarzının kuruluğuna ve darlığına bir isyanı niteliği taşıdığını söyleyebilirim.
Deneme tarzını, akademik çalışmalar yaparken biriktirdiklerinin bir kısmına uygulayan, kendine has bir üslûba ve ironiye sahip bir yazar, aynı zamanda hiçbir zaman ağzını bozmayan sıkı bir münekkitten söz ediyorum.
Kısa kısa değinmelerden uzun denemelere kadar yüzlerce yazıdan oluşan Sekmeler, daha önce iki cilt olarak Hece Yayınları´nda çıkmıştı. Aynı yayınevinin yayımladığı Kandille İskandil ve Babil´le Ebabil de aslında Sekmeler arasında yer alabilirdi.
Kayahan´ı bir edebiyat tarihçisi ve münekkit olarak farklı kılan en önemli meziyeti, bütün ön kabulleri, tartışılmadan tekrarlanan kalıplaşmış fikirleri elinin tersiyle itip başka açılardan bakabilmesidir. Mesela “Namık Kemal´in Şirine Tersten Bakmak” alt başlığını taşıyan Kemal´le İhtimal isimli kitabında şu sorulara cevap aramaktadır:
“Namık Kemal bir Türk büyüğü müdür? Öyle olması, ‘büyük Türk şairi´ unvanını kazanmanın da teminatı mıdır? Kişi ne kadar büyürse, şairliği de o kadar büyür mü? Kemal´in heybetli ismi şiirinin önünü kapattığı için, aslında metni görmüyor ve görmeden hüküm veriyor olabilir miyiz?
‘Şair Kemal Bey´ etiketinden ‘Kemal Bey´ ismini bir yana itelemeyi başarabilseydik, geriye kalan ‘şair´ ve şiiri hakkındaki tesbitlerimiz şimdikilerle aynı olur muydu? Siyasi geçmişini, çileli ömrünü, efsanevi şahsiyetini, hatta adı etrafında uydurduğumuz fıkraları unutarak bakmayı becerebilsek, yine de Kemal´in önemli bir şair olduğunu söyleyebilir miydik?”
***
Kayahan´ın bütün yazdıkları elbette deneme ve fragmantal metinlerden ibaret değil. Özellikle Encümen-i Şuara ve bu topluluğa mensup şairler (Leskofçalı Galib, Yenişehirli Avni, Hersekli Arif Hikmet, Osman Nevres) üzerine yazdığı monagrafiler, edebiyat tarihimizde ciddi bir boşluğu doldurmaktadır.
“Modern Türk Şiirine Doğru” alt başlığını taşıyan Divan Yolu´ndan Pera´ya Selametle isimli çok önemli kitabının yeni baskısı da Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı. Türk Edebiyatında Siyasi Rüyalar ve Resmin Gölgesi Şiire Düştü gibi kitaplarının yeni baskılarını da beklediğimi ifade etmek isterim.
Ali Ekrem Bolayır ve Ali Kemal´in hatıraları (Ömrüm) gibi çok sayıda önemli metni de yayına hazırlayan Metin Kayahan Özgül´ün bütün eserlerini edebiyat ve kültür tarihiyle ilgilenen bütün okuyucularıma tavsiye ediyorum.

Anahtar Kelimeler: Mütebahhir, dost, Metin, Kayahan, Özgül
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk (14 Ağustos 2018 - Salı)
Şerefiye Sarnıcı ve sanat (29 Temmuz 2018 - Pazar)
Futbol, milliyetçilik ve ırkçılık (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Denizi testiye doldursan, alabildiği kadar su alır. Gerisi kalır?

Mevlana