Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi?
Tarih: 15.10.2016 10:43:34 / 430okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

 

Önce, bildiğimiz gerçeği bir daha hatırlayalım: Bugün İslâm dünyası ağır sorunlar yaşıyor. Bir sorunu aşmanın ilk şartı onun gerçekten “sorun” olduğunu görmektir. Tıpkı tedavinin ilk şartının hastanın hastalığı kabul etmesi olduğu gibi. Sonra da sorunun sebepleri, mahiyeti ve nasıl çözüleceği gibi konuları kendimizi aldatmadan gerçekçi bir şekilde düşünmek gerekiyor. Bunları, aşağıdaki ifadelerimden karamsar düşündüğüm şeklinde bir sonuç çıkarılmasın diye yazıyorum.

***

Karar´ın 1 Ekim sayısında Berdal Aral imzasıyla bir yazı yayımlandı. Sayın Aral, “Dağınık Müslüman Toplumlardan İslam Dünyasına…” başlıklı yazıda İslâm ülkeleri arasında “bütünleşme”nin mümkün olduğunu başlıca şu verilere dayandırıyordu:

1. “Genç nüfus”; 2. “Komşuluk konumu”; 3. “Yeraltı kaynağı, hammadde bolluğu”; 4. Sömürgecilere karşı “ortak aidiyet bilinci”.

Akılla, hikmetle yönetildiği takdirde bunlar paha biçilmez imkânlar. Ama fiili duruma baktığımızda şu gerçeklerle karşılaşıyoruz:

1. “Genç nüfus”, akıl ve ferasetle yönetilmezse dezavantaj haline gelir. Nitekim bugün çok sayıda İslâm toplumu bu sorunu yaşıyor.

2. “Komşuluk konumu” da zararlı bir unsura dönüşebilir. Nazi felaketinden en büyük zararı Almanya´nın komşuları gördü. Günümüz Türkiye´si de en büyük sıkıntıyı -Hıristiyan komşularından değil- Müslüman komşularından çekiyor.

3. Müslüman coğrafyanın “zengin kaynakları” iyi yönetilmediği için bölgede sorunların daha da ağırlaşmasına sebep oluyor. DAİŞ´in en büyük kaynağı petrol.

 

4. İslâm ülkelerinde yakın ve orta bir gelecekte “sömürgecilere karşı ortak aidiyet bilinci”nin oluşacağı gözükmüyor. Tersine, bu coğrafyada iç çatışmaların durdurulması “sömürgeciler”den bekleniyor.

Özetle, hali hazırda Sayın Aral´ın gösterdiği veriler, kendisinin teoride beklediği sonuçların tersini üretiyor. Yazarın tek somut olumlu örneği İslâm İşbirliği Teşkilatı´dır. Fakat bu yapının yarım asra yaklaşan tarihinde, varlığını anlamlı kılan bir tek başarısı görülmedi.

Sayın Aral´ın bahsettiği “ortak dinî aidiyetler” iyi yönetilirse elbette bekleneni verir. Ne var ki İslâm toplumlarındaki dinî aidiyetler şimdilerde birleştirici değil, parçalayıcı ve çatıştırıcı bir işlev görüyor. Bugün dinî yorumlar üzerinden üretilen siyasal ayrışmalar o kadar güçlü ki, birçok İslâm ülkesinin kendi içinde bile terör ve iç savaş kol geziyor. Günümüzde neredeyse sadece İslâm ülkelerinde darbeden bahsediliyor. İşin ilginç yanı da darbe ve kargaşaların bir şekilde din referanslı olmasıdır. Türkiye´de bile ilk defa kanlı FETÖ kalkışmasında darbe “din” kisvesine büründü.

Gelecekte neler olur, bilmiyorum; ama şimdilik Müslüman toplumlarda Berdal Hocanın beklentilerinin olacağını gösteren somut veri yok gibi. Bu toplumlar için en büyük sorun, şimdilerde en güçlü ayrıştırıcı olan gerçekliktir ki, o da masum dinî yorum ve mezhep farklılıklarının siyasal alana taşınmasıdır. Hoca, ‘dini esas alan bir birliktelik´ten bahsediyor. Bir birliktelik olacaksa elbette onun en temelinde ortak dinî-ahlâkî değerler dünyası bulunacaktır. Nitekim Avrupa Birliği böyle. Bu, meselenin olması gereken tarafı. Fakat İslâm dünyasının şimdiki durumunda olan taraf böyle değil.

***

Ne yapılmalı? Çok şey söylenebilir. Ama öncelikle bugüne kadarki yanlış işler artık bir daha yapılmamalıdır. Meselâ İslâm ve ümmet gibi dinî kavramlar, yapısı gereği rekabetçi ve ayrıştırıcı olan siyasal alanda başarı aracı olarak kullanılmamalıdır. Kültürümüzde bu tür kavramlar, bizi dinî ve toplumsal ‘tevhid´e taşıyan, Rabbimizle ve birbirimizle kurduğumuz ruh ve gönül birliğinin adıdır ve ait oldukları yerde rahat bırakılmalıdır. Çünkü siyasetin kendi işinde dini kullanması, -görüyoruz ki- hem dine hem siyasete hem de topluma zarar vermektedir.

Anahtar Kelimeler: Müslümanlar, bütünleşebilir
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İki düşman arasında öyle konuş ki, barıştıklarında utanmayasın.

SADİ