Musîbetlerin verdiği mesajları doğru okuyabilmek
Tarih: 27.9.2017 11:33:31 / 270okunma / 0yorum
Ahmet ÖZDEMİR

Hayatta deprem, sel, kuraklık ve yangın gibi pek çok musîbetle karşılaşırız.
Kâinatta hiçbir şey tesadüfen olmadığına göre musîbetlerde de tesadüfe yer yoktur. Bunların da insana bakan yönleri vardır. Allah nimetlerini hem “genel”, hem “kişiye özel” gönderdiği gibi; musîbetleri de hem “genel”, hem de “kişiye özel” göndermektedir. Kul bu musîbetlerden kendine gönderilen mesajları doğru okursa, istikametini kolayca bulur.
Günümüzde tahmin etmediğimiz pek çok cinayet işleniyor. Bu cinayetler yüzünden umumî musîbetler geliyor. Elbette zalimler zulümlerinin cezasını dünyada olmasa bile ahirette görecekler. Peki, zalimler bunca zulmü işlerken onları seyreden insanların bunda bir hissesi yok mudur?
Bediüzzaman, bu soruyu şöyle cevaplandırır: “Umumî musîbet, ekseriyetin hatasından ileri gelmesi cihetiyle, ekser nâsın o zalim eşhâsın harekâtına fiilen veya iltizamen veya iltihaken taraftar olmasıyla mânen iştirak eder, musîbet-i âmmeye sebebiyet verir.” (Sözler, s. 158)
Umumî musîbetler çoğunluğun hatasından ileri gelir. Hâlbuki bir Müslüman bir kötülük gördüğü zaman onu eliyle veya diliyle düzeltmeye çalışır/çalışmalı. Bunları yapamadığı zaman da kalben buğz eder. Dünya üzerinde yaşayan insanların, özellikle ehl-i imanın hangi fiilleri Allah´ın hoşuna gitmiyor?
Musîbetlerin tabiata, tesadüfe verilmesiyle insanlar müthiş bir ümitsizliğe kapılır. Bu insanları işlediği günahlarından dolayı musîbetlerle uyardığını düşünmek doğru olmaz mı?
Bediüzzaman deprem konusundan hareketle şöyle der:
“Öyle hâdiseler, bir Hakîm-i Rahîmin emriyle ehl-i imânın fânî malını sadaka hükmüne çevirip, ibkà etmektir ve küfrân-ı nimetten gelen günahlara keffârettir.
Nasıl ki bir gün gelecek, şu musahhar zemin, yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirkâlûd, şükürsüz görüp çirkin bulur. Hàlık´ın emriyle büyük bir zelzele ile bütün yüzünü siler, temizler. Allah´ın emriyle, ehl-i şirki Cehenneme döker; ehl-i şükre, ‘Haydi, Cennete buyurun´ der.” (Sözler, s. 157)
Belki bize musîbet gibi görülen olayların arkasında nice hikmetler saklıdır? O tür olaylar sayesinde mü´minlerin fani malı sadaka hükmüne geçmekle ebedîleşir ve işlediği günahlarına da keffaret olur. Allah bize her gün, hatta her an sayısız nimetler vermekte ve rahmetler yağdırmaktadır. Nimetlerin ve rahmetlerin fiyatı, şükürdür. Biz şükrü hakkıyla yerine getirebildik mi?
Yeryüzünde işlenen ve işlenmekte olan zulüm ve tahribat, küfür ve isyan ile insanlık tokada kendini tam lâyık hale getirdi ve dehşetli tokatlar yedi. Bu tokatlardan insanların elbette bir parça hissesi de olacaktır.
Bir Hadîs-i Şerifte şöyle buyurulur: “Hattâ deniz dibindeki balıklar dahi günahkâr ve zâlimlerden şekvâ ediyorlar ki, onların yüzünden yağmur kesilir, hattâ bizim de nafakamız azalır.”
Bu zamanda öyle günahlar, öyle zulümler işleniyor ki, rahmet istemeye yüzümüz bile kalmıyor. İnsanların işlediği günah ve zulümler yüzünden, mâsum hayvanlar da azap çekiyorlar.
Allah şöyle emrediyor: “Öyle musîbetten kaçınız ki, geldiği vakit zâlimlere mahsus kalmaz, mâsumlar ve mazlûmlar da içinde yanar.” (Enfâl Sûresi, 25)
Bediüzzaman, bu âyeti şöyle yorumlar: “Çünkü, musîbet-i âmmeden mâsumlar harika bir tarzda, yangın içinde selâmette kalsalar, hikmet-i diniye bozulur. Çünkü din bir imtihan, bir tecrübedir. O vakit, Ebu Cehil gibi fenalar, aynen Ebu Bekir-i Sıddık Radıyallahu Anh gibi tasdik ederler. Onun için, musîbet-i âmmede mâsumlar da belâ çekerler.” (Emirdağ Lâhikası, s. 74)
Umumî musîbetten günahsızların harika bir tarzda kurtulmaları, dinin hikmetine uygun düşmez. Çünkü din de imtihan için gönderilmiştir. Onun için, umumî musîbette mâsumlar da sıkıntı çekiyorlar.
Günümüzde, insanların elde ettiği malı ve yiyecekleri düşünelim. Acaba bunların ne kadarı helâl yoldan kazanılmıştır?
Rızıkta hile, suistimâl, rüşvet ve yolsuzluk gibi günahlar var mı, yok mu?
Sel, deprem, yangın ve kuraklık birer musîbettir ve işlenen günahların karşılığında verilen bir azaptır.
Bunlarla karşılaşınca yapılacak işleri Bediüzzaman şöyle sıralar: “Ağlamakla ve hüzün ve kederle, niyaz ve hazinâne yalvarmakla ve pek ciddî nedamet ve tevbe ve istiğfar ile karşılamak ve Sünnet-i Seniyye dairesinde, bid´alar karışmadan, şeriatin tayin ettiği tarzda dergâh-ı İlâhiyeye iltica etmek ve duâ ve o hale mahsus ubudiyetle mukabele etmektir. Hem böyle umumî musîbetler, ekser nâsın hatâsından geldiği cihetle, o insanların ekseri (kısm-ı âzamı) tevbe ve nedamet ve istiğfar etmekle def olur.” (Emirdağ Lâhikası, s. 75)
İnsanlar, Allah´a kulluğunu hemen hatırlamalı ve gereğini yapmalıdır. Yani ibadetlerini eksiksiz yerine getirmeli, işlediği günahlarına karşılık makbul tevbeler etmeli. Umumî musîbetler çoğunluğun hatasından ileri geldiğine göre, çoğunluk pişmanlığını gösterip çabuk tevbe ve istiğfar etmeli.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ferit Ragıp Tuncor (22 Mayıs 2018 - Salı)
Baki kalan bu kubbede (14 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Mendil verdim geline (11 Mayıs 2018 - Cuma)
Ahmet Kutsi Tecer Sempozyumu (01 Mayıs 2018 - Salı)
Kitabımsın kitap (28 Nisan 2018 - Cumartesi)
Atatürk ve Bektaşilik (24 Nisan 2018 - Salı)
Hani benim çocukluğum? (23 Nisan 2018 - Pazartesi)
23 Nisan´a doğru (22 Nisan 2018 - Pazar)
Eskiden baharın müjdesi kardelenlerdi. (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
Şakanın kataloğu olur mu? (03 Nisan 2018 - Salı)
Âşık Veysel, kahır ve sabır (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Kadınlar Günü (09 Mart 2018 - Cuma)
Alparslan (05 Mart 2018 - Pazartesi)
Asker mektupları (26 Şubat 2018 - Pazartesi)
BU VATAN KİMİN? (17 Şubat 2018 - Cumartesi)
Sevgi ile yarış olmalı sevgi (13 Şubat 2018 - Salı)
Kızıldan beyaza Aksultan Abdülhamit (06 Şubat 2018 - Salı)
Şark bülbülü (04 Şubat 2018 - Pazar)
Nazım Hikmet ve Bekir Sıtkı (31 Ocak 2018 - Çarşamba)
Emrah Sivas´ta (28 Ocak 2018 - Pazar)
Kış şarkıları (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Avcılık ve Şarkışlalı Serdari (23 Ocak 2018 - Salı)
Tel helva, arabaşı ve konuk (21 Ocak 2018 - Pazar)
Mehmet Emin Yurdakul (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şiir şiirdir. başka söze ne hacet... (15 Ocak 2018 - Pazartesi)
Çalışan gazeteciler bayramı (10 Ocak 2018 - Çarşamba)
Yardım eyle bozatlı hızır (05 Ocak 2018 - Cuma)
Noel Baba mı Ülgen Baba mı? (03 Ocak 2018 - Çarşamba)
Bulutlar ağlamasa yeşillik nasıl güler (30 Aralık 2017 - Cumartesi)
Kış Türküleri (26 Aralık 2017 - Salı)
İnternet medyasının resmi ilan alması hayal (23 Aralık 2017 - Cumartesi)
Yerel medya ve sorunları (21 Aralık 2017 - Perşembe)
Garbın ilim ve sanatı (19 Aralık 2017 - Salı)
Zaralı Halil (13 Aralık 2017 - Çarşamba)
Gazetecilik eğitimi ve istihdam (06 Aralık 2017 - Çarşamba)
Bu da Karadenizli Fitnat Hanım (03 Aralık 2017 - Pazar)
Fitnat Hanım fıkraları (01 Aralık 2017 - Cuma)
Fitnat Hanım (28 Kasım 2017 - Salı)
Yörük ve çadır (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
Bir acı kahve (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
Faruk Nafiz´in sanatı (15 Kasım 2017 - Çarşamba)
Atatürk´ü Anlayabilmek (10 Kasım 2017 - Cuma)
Mualla Orhon (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
Divan-ı Lügat-it Türk (19 Ekim 2017 - Perşembe)
Ahmet Kutsi Tecer (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
Gazetecilik ve kültür (15 Ekim 2017 - Pazar)
Fasık kime denir? (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
Kudüs ortak hedefimiz olmalı (09 Eylül 2017 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Hiç unutulmayacak yüz anne yüzüdür?

Hz. Muhammed