Berat Demirci


MÜLAYEMET

MÜLAYEMET


Mülayemet: Yumuşak huyluluk, yumuşaklık

Huy deyimce, “Ne yapayım, benim huyum böyle!” deyip sıyrılmak, insan harcı değildir. İnsan davranışlarından sorumludur, kendini tabiatıyla izah edemez. Hz. Ömer örneği çok verildiği için, vermekten korkar oldum ama “Sen, ondan daha mı sert tabiata sahipsin!” sualini tevcihimizi bir anlığına mazur görün. O, sorumluluk yüklenmek zorunda kalınca, dünyanın en mülayim adamı olmuştur.

Mülayemet, hane reisinden tutun da, her türlü sorumluluk sahibinin ilk davranış biçimi olmalıdır. Tamiri zor, belki mümkün olmayan şey, gönüldür. Mülayemetle davrandığın insanı bırak, hayvan dahi sana hürmet eder. Bir muaşeret kaidesinden söz ettik ama birileri için mülayemet muaşeret de değil, görevdir. En başta da devlet adamları, idareciler; tekmil rical için, mülayemet bir görevdir. Ricale de ziyadesiyle yakışır.

Tecrübemi söyleyeyim. Bir ayağı çukura daha yakın yaşa erdim; bir göreve getirilince yönettiklerine, halka mülayemetle muamele eden çok az insan tanıdım. Çoğunluğu, alçak dağların kreatörü kesildi; hoşlanmadığı, hasım gördüğü kim var ise bir tekme atmadığı kalmıştır. Alttakine böyle davrananın, kendinden ileri ricale mülayemetine(!) ise sınır çizemezsiniz. Tabii bu mülayemet değil, en hafif ifadesiyle yalakalıktır. Mülayemet, tekmil insanlık için bir üstün değerdir ama her fırsatta yüzünüze Yunus Emre şiiri okuyanların daha üstün tutması icap eder. Bu mürailik, yaygın bir idare-i maslahat tekniği olarak masa ve kasaların mütemmimi olmuştur.

Mülayemet; üstünüzde olana, çıkar birliği içinde olduklarınıza hoş davranmak, onlara en çelebi sima ile teveccüh değil; ağyara, düşük olana, hasıma karşı yumuşak davranmaktır. Adalet mülkün temeli ise; mülayemet de adaletin temelidir. Yönetmekle yükümlü olduklarına bilaistisna mülayemetle davranmayanın, adaleti olmaz.

 

 

 



YAZARLAR