Yusuf Ziya Cömert


Muhalefetin hizmet kalitesi

Muhalefetin hizmet kalitesi


Amerikan doları Ekim ayında 9 lira civarındaydı ve bu yüksek bir fiyattı. Kasım ayının ortalarına kadar 10 liranın altında durdu. 10 lira da yüksek bir seviyeydi.

Dolar bugünlerde 12 liranın biraz altında veya biraz üstünde.

Bu da çok yüksek bir seviye. Fakat alçak görünüyor.

Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dövize endeksli mevduat açıklamasından önce 18 lirayı gördü.

Birkaç saat içinde 18 liradan 11-12 civarına düşünce düşmüş oldu.

Ekonomi yönetimi rahat dursaydı, piyasanın ayarlarıyla oynamasaydı muhtemelen 11-12 lirayı bile görmeyecekti. 7-8 lira civarında kalacaktı.

Ekonomideki başka göstergeler; dış borç, Merkez Bankası rezervlerinin negatife dönmesi, 128 milyar doların tüketilmesi, işsizlik gibi yanlış yönetimin ürünü arızalarımız olmasaydı belki 6 lira civarında kalırdık.

Bu cümlelerin hepsi ya doğru ya da doğruya çok yakın.

Mamafih Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen hafta yaptığı tarihi müdahale bu doğruları önemsiz hale getirdi.

Müdahalenin zamanlaması harikaydı.

Dolar en yüksekteyken. Boyuna da yükseliyorken. İktisatçılar “Bu gidişle çok yakında 20’yi bulur” demeye başlamışken.

Bir gecede 6 lira aşağı indi dolar.

Doların aşırı yükselmesinde ve hızlı düşüşünde iktidarın devreye sokma imkanına sahip olduğu bazı vesaitin etkisi olabilir.

Belki ‘iyi saatte olsunlar’ da işe karışmıştır.

Sanki Cumhurbaşkanı Erdoğan doları makul hudutların dışına doğru sürükledi, sürükledi…

Muhalefet doların peşine takıldı.

Erdoğan doları geri çekince muhalefet boş arazide kaldı.

Doların fiyatı hala yüksek olmasına rağmen…

Ekonomideki enflasyon ve işsizlik başta olmak üzere bütün sorunlar yerli yerinde duruyor olmasına rağmen…

‘Dövize endeksli mevduat’ hamlesi -Bakan Nebati’nin de işaret ettiği gibi- cebindeki üç beş kuruşun değerini muhafaza için ihtiyaten dolar veya euro alan görece yoksul insanları zarara sokmuş olmasına rağmen…

Ve bu operasyon sayesinde bazı zenginler daha zengin olmasına rağmen…

Doların yükselişini merkeze alan muhalif söylemler muallakta kaldı.

Bu durum, söyledikleri doğru bile olsa, muhalif siyasetin hatta idarenin tasarruflarını isabetli bulmayan iktisatçıların eleştirilerinin etki katsayısını düşürdü.

ABD doları rekor üstüne rekor kırarak muhalefete öncülük ederken bir söyleyip üç etkiliyor idiyseler, müdahaleden sonra etkinin çarpanı ya 1 oldu ya da 1’in de altına indi.

Ekonomik kriz aslında yerli yerinde duruyor.

Yerli yerinde… Yani iki ay önce neredeyse orada. Turp gibi.

Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devreye soktuğu operasyon ekonomik krizle ilgili algıyı değiştirdi.

Bu değişen algı bir muhalefet krizi doğurdu.

Muhalefet sanki bütün kapasitesini dolara yatırmıştı.

Muhalefeti dolar yapacak sen seyredeceksin.

Bu, orucu uykuya tutturmanın bir başka çeşidi.

Dolara endeksli mevduat gibi, dolara endeksli muhalefet!

Dolar düşünce muhalefet de düştü.

Zaman zaman iktidarın “Nerede yanlış yaptık” diye düşünmesi tavsiye edilir.

Gerçi bu tavsiye tutulmaz, genlerimize işlemiş ‘muktedir olandan yanlış sadır olmaz’ şeklinde bir ‘itikat’ maddemiz var.

Şu anda da muhalefetin kendi kendisine “Neyi eksik yaptık” diye sorması faydalı olur.

Nasıl iktidarın yanlış yapması, eksik yapması bütün toplumun zararınaysa…

Vaktiyle yapılmamış yatırımların, düzeltilmemiş eğitim sisteminin, yargının gitgide daha bağımlı hale gelmesinin, devletin medyada kartelleşmesinin, torpillerin, liyakatsizliğin, dövize endeksli inşaatların faturasını nasıl hep birlikte ödüyorsak…

Muhalefetin eksik ve yanlış yapması da bütün toplumun zararınadır.

Eleştiri eksikliği sebebiyle, alacağımız yönetim hizmetinin kalitesi düşer.

İktidarın verdiği hizmetin kalitesini sorgulamak nasıl gerekliyse muhalefetin verdiği muhalefet hizmetinin kalitesini sorgulamak da gereklidir.

Siyasetin doğru bir zeminde yürüyebilmesi için sağlıklı olan durum, iktidarın yerini alma ihtimali olan bir muhalefetin bir seçenek olarak mevcudiyetini korumasıdır.

Hizmet kalitesi demişken… Mesela vatandaşlar olarak biz muhalefeti oluşturan bütün unsurların birlikte ülkeyi nasıl yöneteceklerini, hangi konularda mutabık olduklarını, hangi konularda uzlaştıklarını, henüz bilmiyoruz.

Belki söylemişlerdir. Ama duymamamız bizim sorunumuz değil, muhalefetin sorunu.

KARAR GAZETESİ 27 ARALIK 2021 TARİHLİ YAZISININ İKTİBSIDIR.



YAZARLAR