Gülşah Akkaş Yaman


MİSAFİRİN GELİŞİ RAHMET ,GİDİŞİ DUADIR

MİSAFİRİN GELİŞİ RAHMET ,GİDİŞİ DUADIR


Dini vecibelerimiz gereğince ve kültürel olarak evimizde misafir ağırlamak  bizde çok önem arz etmek de. “Bu hayata her şeyin bir sadakası vardır. Evlerimizin ise sadakası misafirlerdir.” Evlerimiz ne kadar geniş ne kadar çok eşyamız var artık, değil odalarımız, balkonlarımız bile dayalı döşeli. Lakin eskiden olduğu gibi sadece evlerin kapısını değil gönüllerimizin de kapısını açabiliyor muyuz misafire.

İki somyası olurdu her evin, büyükler otururdu. Çocuklara sunulabilecek çocuk odaları oyuncaklar yoktu belki ama çocuklar da o kalabalığın içinde kendilerine bir köşe bulur oyun oynarlardı doya doya,alan verilmezdi ama alanı kendileri açardı. O kuşak belki de bu yüzden aza kanaat etmeyi öğrendi.

Ev sahibinin de çok kırılacak dökülecek eşyası olmadığı için endişe etmezdi çocuklar oynarken. Sonra bir köşe de soba üzerinde demlik fokur fokur kaynardı hele o demlikten arada sobanın üzerine su damlar onun sesi bile tüm yorgunluklara iyi gelirdi. Misafirlerle yemek zamanı, sofra örtüsü yere serilir tepsi üzerine konulur herkese ayrı ayrı servisler açılmaz, sunumlar yapılmazdı, lakin o vakitler  bundan habersiz olsada insan , ileriki zamanda anlayacaktı ki o zamanlar    içilen çayın tadını hayat boyunca unutmayacaktı. İkramlıklar azdı, porselenler sadece misafir için çıkardı, normal günde krom emaye kullanılırdı. Böylece mutfak da daha az zaman harcanırdı. Evler küçük yürekler kocamadı!

Sonra yıllar geçti, her şey değişime dönüşüme mahkumdu değişim sende ki değerlerden alıp götürmüyorsa zarar vermiyorsa sıkıntıda değildi. Lakin evleri büyüdüğü halde yürekleri daraldı ise insanoğlunun o zaman acıydı, eşyaya hizmetin mükafatı yoktu ama insana hizmet Hakk’a hizmetti. Misafir her asır da kadimdir, gelişine bereket, gidişine dua gözüyle bakılmalıdır. Herkes kendi rızkı ile gelecek rızkı nispetinde ağırlanacaktır.

Modern insanın yoğunlukları yön değiştirmiş,  gündemi farklılaşmış ,misafire alan açamıyordu. Çocuklar ders çalışıyor, sınava girecek bahaneleri ile kapılar misafire açılmadı. Şimdinin bilim adamları belki soba kenarında ders yaparak sınavlar kazandı. Şundan bahsetmiyorum tabi ki her evin bir düzeni var, buna uygun olarak davranılması lazım lakin misafir yüzü görmeyecekti o evler zaten de çekirdek aile olarak da yaşanılıyordu, yıllarca kredi borcu ödemek neden?

Misafir eve öyle bir rahmet getirir ki hiç fark etmezsiniz. Gelişi tatlı bir telaştır, hem ev halkı nasiplenir hazırlıklardan hem de misafir, gidişi hoş bir sedadır arkasında bıraktığı. Evler büyüsün, imkanlar güzelleşsin lakin bize huzur veren insanlarla karşılıklı bir bardak çay içme zevkinden kendimizi mahrum etmeyelim. Evimize gelen misafiri öyle karşılamalıyız ki kendini özel hissetmeli, güler yüzle tatlı sözle. Nihayetinde dünya bize de bir misafir hane, bu hane de ne kadar çok Allah’ın kulu ile ilişkiyi güzel tutarsak o kadar mühim bizim için. Bu gün misafir olarak hayatımıza girer, yarın iş arkadaşımız olarak girer. Tüm mesele iyi insan olabilmek karşımızdakine. Evlerimizin büyüdüğü gibi, gönüllerimiz de büyüsün umman olsun.

Bir daha ki yazı da buluşmak duası ile.

 



YAZARLAR