‘Millet kıraathaneleri´ tartışmasının düşündürdükleri
Tarih: 18.6.2018 17:03:32 / 208okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Son günlerde tartışılan konulardan biri de Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan´ın “Millet Kıraathaneleri” projesidir. Halkı, özellikle gençliği Mehmed Akif´in “Mahalle Kahvesi” manzumesinde hicvettiği, pislik ve tembellik yuvası kahvehanelerden kurtarma amacı taşıdığını zannettiğim bu projeyi benimsiyor, muhalefetin bu projeye karşı çıkmasına da bir anlam veremiyorum.
İsmi ne olursa olsun, insanların bir araya gelebilecekleri, gençlerin ders çalışabilecekleri, okuma imkânları da sunan, özellikle ansiklopedi ve sözlük gibi başvuru kitaplarının yanı sıra gazete ve dergi bulunduran mekânlara ihtiyaç var. Böyle mekânlar, son zamanlarda ders çalışma mekânları olarak kullanılan kütüphanelerin yüklerini de hafifletecektir. Başarılı örneklerden birinin, Üsküdar Belediyesi tarafından Bağlarbaşı Kültür Merkezi´nin hemen yanında, eski tramvay hangarında açılan Nevmekân olduğunu söyleyebilirim. Ne zaman yolum düşse, kapalı ve açık mekânlarını gençlerle dolu bulduğum bu güzel mekân, hatırı sayılır bir kütüphaneye de sahip. Bazı dostlar, Zeytinburnu´ndaki Seyyidnizam ve Merkezefendi isimli “millet kıraathaneleri”nin de Nevmekân´a benzediğini söylediler.
***
Esasen bizde kahvehaneler, 16. yüzyıl ortalarında bir çeşit kıraathane olarak açılmış, çok geçmeden keyiflerine düşkün okuryazar takımının uğrak yerleri haline gelmişti. Buralarda kimi kitaplarla meşgul olur, kimi tavla, satranç yahut mangala oynar, şairler birbirine yeni yazdıkları gazelleri okur, kısacası “iki akçe” kahve parası vererek hoşça vakit geçirirlerdi. Azledilmiş kadılar ve müderrislerle açıkta kalmış devlet adamlarının çok rağbet ettikleri kahvehanelere zamanla mevki ve makam sahipleri de gelip gitmeye başlayınca ihtiyacı karşılamak için yeni kahveler açılmaya başlanmıştı.
Cami ve tekkeler dışında, sivil “sosyalleşme” mekânları olarak önemli bir fonksiyon icra eden kahvehaneler, aynı zamanda “devlet sohbeti” yapılarak muhalefet üreten mekânlar olduğu için otoriteyi hep rahatsız etmiştir. Ne var ki kahve ve kahvehaneler -her devirde muhalifleri olmakla beraber- 18. yüzyılda zaferini ilan etti. Artık her yerde kahvehanelere rastlamak mümkündü; çoğu güzel manzaralı yerlere köşk tarzında inşa edilmişti. Melling, Thomas Allom, Bartlett gibi ressamların gravürlerinde tasvir edilen muhteşem kahvelerin, bu gravürlerdeki ayrıntılara dikkat edildiği takdirde, birer kültür mekânı oldukları hemen fark edilecektir. İsteyenlerin musiki veya meddah hikâyeleri dinleyebilecekleri, hokkabaz ve Karagöz seyredebilecekleri kahvehaneler de vardı. Yolu İstanbul´a düşüp de bu kahvelere uğramayan Avrupalı gezgin yok gibidir.
Mehmed Akif´in tasvir ettiği cinsten kahveler, ekonomik çöküntünün yaşandığı, fakirliğin ve işsizliğin yaygınlaştığı dönemlerde -yine ihtiyaca binaen- açılmış salaş yerlerdir. Hüseyin Rahmi, Ahmet Midhat Efendi ve Ahmed Rasim´de böyle kahvelerle ilgili iç karartıcı tasvirlere sık sık rastlanır.
***
“Millet Kıraathaneleri” projesindeki kıraathane tasavvuruna en yakın ilk kıraathane, 19. yüzyıl sonlarında Sarafim adında bir Ermeni vatandaşımızın açtığı kıraathanedir. Koca Reşit Paşa Türbesi´nin hemen karşısında, salı günleri çıkan Cerîde-i Havâdis ile perşembe günleri çıkan Takvîm-i Vekayi gazetelerini müşterilerinin hizmetine sunmakla işe başlayan Sarafim Efendi, zamanla bütün gazete ve dergileri alarak kahvesini bir okuma salonu, dolayısıyla devrin aydınlarının devam ettiği bir kültür merkezi hâline getirmişti. Bu gazete ve dergiler okunduktan sonra atılmadığı için zaman içinde Osman Nuri Ergin ve Adnan Adıvar gibi araştırmacıların faydalandıkları değerli koleksiyonlar oluşmuştu. Yeni çıkan kitapların satış ve dağıtım yeri olarak özel bir statü ve bir aydınlar kulübü hüviyeti kazanan Sarafim´in Kıraathanesi´nde, özellikle Ramazan geceleri zaman zaman Namık Kemal gibi tanınmış isimlerin katıldığı şiir ve edebiyat sohbetleri de yapılırdı. Uzun Kahve diye de anılan bu kıraathanede, Ahmet Rasim´in anlattığına göre, oturup kalkmanın, gazete ve kitap okumanın bir âdâbı vardı; kavuğu pencere kenarına koyup bacakları çekerek yayılmak, masaya çat çat vurarak “Bana bir kahve getir!” diye bağırmak, yüksek sesle konuşmak gibi görgüsüzlüklere rastlanmazdı.
Sultanahmet´te, Beyazıt civarında, Şehzadebaşı´nda Sarafim´inkine benzemese de, kültür ve sanat adamlarını devam ettikleri birçok kıraathane ve çayhane vardı. Mesela Şehzadebaşı´ndaki Feyziye Kıraathanesi, II. Meşrutiyet yıllarında aynı zamanda konferans salonu olarak kullanılmıştı. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Letafet Apartmanı´nın altındaki Darüttalim Kıraathanesi, Fahri Kopuz ve arkadaşları tarafından 1916 yılında kurulan Darüttalim-i Musiki adlı musiki cemiyeti tarafından kullanıldığı için bu adı almıştı.
Mahalle kahvelerinin şedid bir muhalifi olan Mehmed Akif´in de devam ettiği çayhane ve kıraathaneler vardı. Mesela Üsküdar´da oturduğu yıllarda Selimiye´deki Çiçekçi Kahvesi´ne zaman zaman uğradığı biliniyor. İstanbul kahvehanelerini çok iyi bilen, hatta belki de çocuk yaşlardan itibaren birçok kahvehanede vakit geçirmiş bir şair olan Mehmed Akif´in Direklerarası´nda hemen her gün uğradığı bir çayhane vardı. İkinci Meşrutiyet´ten önce, akşamları çalıştığı daireden çıkınca, Hacı Mustafa adında birinin işlettiği bu çayhanede yakın dostlarıyla, özellikle Babanzade Ahmed Naim Bey´le buluşup görüşürdü. Hacı Mustafa bir Melamî dervişiydi ve Ahmed Naim Bey ne zaman Akif´in şiirlerini methetse, şahadet parmağını öpüp avucunu göğsüne dayayarak “Hu, imanım erenler!” uğultusuyla çay ikram ederdi. Eşref Edip, Akif´le tanışmak isteyenlerin yollarını mutlaka bu çayhaneye düşürdüklerini söylüyor.
Öyle anlaşılıyor ki, Akif´in istediği, ilmî, edebî ve samimi sohbetlerin yapıldığı, gürültülü oyunlar oynanmayan, temiz, aydınlık, insanların bir araya gelip kaynaşabilecekleri, yiyip içecekleri –yani Tayyip Bey´in hayalindeki kıraathanelere benzeyen- mekânlardı. Adına ister kıraathane denilsin, ister kahvehane… Şunu unutmamak gerekir: İnsanlar mekânları, mekânlar da insanları şekillendirir.
Bu yazıyı, millet kıraathanelerinde, satranç, dama ve mangala gibi zekâ oyunlarının oynandığı özel bölümlerin bulunması gerektiğini, yani oyunun da bir ihtiyaç olduğunu ifade ederek noktalıyor, bütün okuyucularımın Ramazan Bayramı´nı tebrik ediyorum.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İman iki eşit parçadır. Yarısı sabır,yarısı şükürdür.

Hz. Muhammed