Millet dersine çalışmalıyız
Tarih: 12.10.2017 10:40:24 / 98okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

Şehit Enver Paşa´yla ilgili geniş kapsamlı okumalar yaparken, birçok kaynakta aynı bilgiyle karşılaştım: Enver Paşa, Birinci Cihan Harbi´nin mutlaka ikinci bir raundu olacağına inanıyor. Birincisi için artık yapacak fazla bir şey yoktu. Türkiye, bütün gücüyle ikincisine hazırlanmalıydı.
İkinci Cihan Harbi´nin dışında kaldık. Batı dünyası için ikinci raund gerçekleşti. Paylaşım tamamlandı. Bu durumu korumaya yönelik teşkilatlar da kuruldu.
Birleşmiş Milletler gibi.
Bizim ikinci raundumuz birkaç yıl önce başladı ve bütün hızıyla devam ediyor. Yazdığımız hep budur. İşte bunun için ısrarla şu iki şeyi söylüyoruz: Millet dersine çalışmalıyız. Daha kuvvetli olmalıyız.
Şeyhülislâm Musa Kâzım Efendi´nin önemli tespitini günümüze getirelim: “Kuvvetten mahrum olan bir milletin hayat hakkı yoktur. Kuvvet ise birlikten çıkar ve ancak birlikle kalıcı hale gelir.”
‘Kuvvetli olmak´ bahsi ekonomi sahasını ve yerli silah üretimini kapsamıyor sadece. Gönlü kuvvetli insanlar da yetiştirmeliyiz. Bir aile dramının, trafik faciasının, hatta şehit haberinin altına bile ‘bedelli´ etiketi yapıştıran bireylerimiz var. Türkiye beka sorunu yaşarken böyle bir kampanya düzenleyenlerin çokluğu ve rahatlığı bize ne söylüyor? Risk aldığımın farkındayım.
UNUTMA, UNUTTURMA
Cumhuriyet, unutmak ve unutturmak üzerine kurulmuştur. Peki, sadece bizim unutmamız yetiyor mu? Yetmediğini görüyoruz. Bugünlerde Batı dünyasıyla yaşadığımız kriz bunun en açık ispatıdır.
Dönemin aklı, milletimize destek olanlarla değil, memleketimizi parçalamak isteyenlerle beraber yürümeyi tercih etmiştir. Yanlış yol, insana ayak bağı olur. Yorucu hale gelir.
Yazıya başlamadan evvel pul koleksiyonumdaki damgalara baktım. Bab, Halep, Hama, Hit, Humus, İdlib, Kerkük, Musul, Şam damgalı Osmanlı pulları. Buraları acı bir şekilde unutmuş olabiliriz. Fakat kaderimizden kaçabiliyor muyuz?
Kaderden kaçmaya çalışmak da kadere dâhildir.
Birinci Cihan Harbi´nin yüzüncü yılına geldik. Tam bir asır sonra ülkemizin kuşatma altına alınması tesadüf olabilir mi? ‘Olamaz´ diyenlerle devam edelim.
Kuzey Irak´ta kurulmak istenen yeni devlete karşı durduğumuzda, İran ve Irak rejimiyle aynı safta buluşmuş olmuyoruz. Evvela yayınlanan haritalara itiraz etmiş oluyoruz. Biz bu toprakları oy kullanarak almadık. Muş, Van gibi illerimizi düşman işgalinden oy vererek kurtarmadık.
Suriye´nin kuzeyinde oluşturulan terör koridoruna itiraz ettiğimizde, herhangi bir etnik gruba düşmanlık yapmış olmuyoruz. Böyle uzun ve sorunlu bir sınır hattı, her ülke için yıkıcı sonuçlar doğurur.
Ahmet Kekeç´ten gayet basit bir soru: Sınırları kaldırmaya ve ülkeleri birleştirmeye azmetmiş Batı, neden uzak coğrafyalarda yeni sınırlar ihdas etmeye, ülkeleri bölmeye çalışıyor? (Star, 4 Ekim 2017.)
DUYMASINI BİLENLER İÇİN
Tarih, duymasını bilenler için iyi bir uyarıcıdır.
Mesela Napolyon´un hayatını anlatan film ve belgeselleri hayranlıkla izliyoruz. Rus ve İngilizlerle mücadelesini vs. Ne güzel.
Napolyon´un Suriye seferi sırasında, dört binden fazla Osmanlı savaş esirini katlettiğini biliyor muyuz?
Kaynaklara göre, Napolyon, barut ve mermisini harcamak istemez. Savaş esirlerinin deniz kıyısına götürülüp süngüyle öldürülmesi emrini verir. Şehrin (Yafa) teslim edilmesi halinde esirlere bir şey yapılmayacağı sözüne rağmen böyle bir vahşete imza atılır.
Aynı kişinin kısa bir süre önce “ben Osmanlı padişahının sadık dostuyum” dediğini de biliyoruz.
Amerika´nın bize karşı tutumu da farklı değildir, budur.

Anahtar Kelimeler: Millet, dersine, çalışmalıyız
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:54 07:38 12:38 15:02 17:20 18:51
Bela insanın diline bağlıdır. Bir kimse bir şeyi ?yapmam? dedi mi, şeytan her işini bırakıp onu yaptırana kadar uğraşır.

Hz. Muhammed