Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti
Tarih: 29.10.2018 00:00:01
Yusuf Kaplan

Dünya, yaşanılamaz bir yere, cehenneme dönüştürüldü.
Bunun temel nedeni, insanın kendini tanrılaştırmaya kalkışması ve azmanlaşmasıdır.
Başka bir ifadeyle, çağdaş insanın mesafe fikrini yitirmesidir.
İnsan, tanrılaşmaya kalkışacak mutlak bir varlık değil, nisbî bir varlıktır. Yaratıcı değil yaratılmıştır. Yaratıcı ile yaratılan arasında ontolojik bir mesafe vardır.
İnsan, nisbî bir varlık olduğu bilinciyle hareket ettiği zaman, azmanlaşmaktan kurtulur ve yaşanabilir bir dünya ancak ondan sonra kurulur.
Bunun yolu mesafe fikrine sahip olmaktan geçer.
Mesafe fikrine sahip olan insanın meselesi hakikattir; mesafe fikrinden yoksun olan insanın meselesi ise kendisi, kendi hükümranlığıdır: Daha bu dünyadayken cehennemin yapıtaşları işte böyle döşenir...
İSLAM´IN MESELESİ
İslâm, Yaratıcı ile yaratılan arasına ontolojik mesafe koyarak Yaratıcı ile yaratılanı yaklaştırır.
İslâm medeniyeti, bu yakınlaşmanın usûllerini ve yollarını hayata geçirerek bu yakınlaşmayı gerçeğe dönüştürür. Bu yakınlaşma, Mekke ve Medine süreçlerinin toplamı olan Hz. Peygamber´in (sav) vahiy sonrası hayatında ete-kemiğe büründürülür.
Medeniyet, bizatihî Hz. Peygamber´in (sav) Sünnet-i Seniyye´sidir o yüzden.
Kur´ân, medeniyetin hem özü hem de sözüdür; Sünnet-i Seniyye ise, Kur´ân´ın özünün hayat hâline getirilmesi, sözünün hayatı şekillendirmesidir.
BATI´NIN MESAFESİZLİĞİ
Batı uygarlığı, mesafe fikrinden yoksundur. Yaratıcı ile yaratılan ayırımını ortadan kaldırmış, insanı tanrılaştırarak mesafe fikrini yok etmiştir.
Batı uygarlığının Yaratıcı ile yaratılan arasındaki mesafeyi yok etmesi, insanlar arasında mesafeyi ortadan kaldırmamış, aksine, makro ölçekte, Batı uygarlığı ile diğer medeniyetler arasında, Batı uygarlığına mensup toplumlarla diğer toplumlar arasında normatif mesafeler ihdas etmiştir.
Mesafe fikri, bütün medeniyetlerin geliştirdikleri hayat tasavvurlarında da, düşünce, bilim ve sanat tasavvurlarında da konuşlanma ve konuşma biçimlerini belirler.
RİBAT, İRTİBAT, RABITA
İslâm tarihi boyunca geliştirilen medeniyet yolculuğu sürecinde teşekkül eden bütün ilimler, sanatlar ve müslüman hayatı işte bu mesafe fikri üzerinden şekillenmiştir. Mesafe fikri, bu biliş, buluş ve oluş yolculuklarının yörüngesini tayin etmiştir.
İlim´le fikir hayatı arasında, ilim´le sanat hayatı arasında geçişkenlikler, birbirlerine açılan kapılar sözkonusudur.
İslâm´da da, İslâm´ın hayat bulma, hayat olma ve hayat sunma yolculuğu, usûlü olan İslâm medeniyetinde de her şey birbirine bağlıdır.
İslâm düşüncesinin diliyle ifade etmek gerekirse, müslümanın yoluculuğu ribat´tır. Bu yolculuk irtibatlarla ilerler ve rabıtayla meyve verir. Bütün yolculuk biçimleriyle ve bütün yolculuk süreçleriyle kopmaz bağlar kurulur. Kopmaz ve koparılamaz irtibatlar.
O yüzden şiir, ilimdir İslâm medeniyetinde meselâ. Fizik de ilimdir. Fıkıh da.
O yüzden Müslüman fiziği de, fıkhı da “şiirsel”dir. Şiir, bir şeyin özünün özüdür.
İlim de, sanat da, hayat da hakikatin özüne nüfûz etme cehdleridir. Her birinin hakikatin özüne ulaşma biçimleri, usûlleri ve tecrübeleri farklıdır. Her biri kendilerine özgü tadlar sunar insanlara yolculukları sürecinde.
SABİTELER VE
DEĞİŞKENLER
O yüzden sâbiteler değişkenler tarafından yutulmaz; aksine sâbiteler değişkenleri aydınlatır; değişkenlerin sâbitelerin ruhuna bürünerek ışık saçmalarına zemin hazırlar.
Değişken yine değişkendir ama değişken üzerinden gerçekleştirilen yolculuk hem her dâim yenidir hem de yenileyici.
Değişkenler sâbitelerin üflediği ruhun izlerini taşır; o yüzden bütün değişkenlerde sâbitelerin tecellî etmesi, tezahür etmesi, dolayısıyla aleladenin fevkalade bir iş ve işlev görmesi sözkonusu olur.
ALELADENİN FEVKALADEYE
DÖNÜŞMESİ...
Bu, muazzam bir şeydir: Fevkalade fevkaladeliğini yitirmeden aleladeye değer katar, alelade fevkaladeyle buluşur, irtibat kurar, mesafeler ortadan kalkar: İnsan, aleladenin derekesine düşmemiş, aksine alelade fevkalade derecesine ve seviyesine yükselmiş olur.
Batı uygarlığı Yaratıcı ile yaratılan arasındaki mesafeyi ortadan kaldırdığı için ağlar belirleyicidir. Fevkalade de aleladeleşir o yüzden.
Özetle... İslâm medeniyetinde ontolojik hiyerarşi hükümfermâdır. İlimden sanata, teknikten hayata geçiş yapar insan kolaylıkla ve her şey birbirini besler, birbirinin önünü açar; böylelikle hakikate nüfûz etme gerçeğe dönüşür, insan hangi alandan bakarsa baksın, hakikatin farklı izdüşümlerini temâşâ eyler...
Batı uygarlığındaysa ontolojik anarşi hükümrandır.
Bilimlerle sanatlar arasında bir irtibat kurmak zordur. Daha da vahimi, bizzat bilim dalları arasında irtibat kurulamaz. Labirent, dolayısıyla anarşi, bilimlerin birbirlerinden yararlanmalarını da, bilimlerle sanatların birbirilerinin önlerini açmalarını da engeller.
Farklı bilim dalları arasında ya da bilimlerle sanatlar arasında, elbette ki, ilişki kurulur ama bu ilişki plastiktir, yapaydır, mekaniktir; diriltici, ruh üfleyici olmaktan uzaktır.
Gelecek, hayatla sanat, sanatla bilim arasındaki irtibatları sahici, besleyici ve kanatlandırıcı şekillerde kurmasını başaran, dolayısıyla farklı medeniyetlere hem saygı duyan hem de beslenme imkânlarını, yollarını bulan hakikat medeniyetinin eseri olacaktır.
Görebiliyor muyuz bunu?
Ve bunun için gerekli hazırlıkları yapabiliyor ve uykularımızı kaçırıyor muyuz?

Anahtar Kelimeler: Mesafe, fikri, hakikat, medeniyeti
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ulus devletlerin çöküşünü yaşıyoruz... (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
Türkiye, kendi yolunu kendisi belirleyecek... (20 Temmuz 2019 - Cumartesi)
Türkiye´nin siyasetle yorucu imtihanı (25 Haziran 2019 - Salı)
Fetih ruhu ve rüyası (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
Ramazan´ın atları ve okları (28 Mayıs 2019 - Salı)
Oruç, niçin benzersiz´dir? (21 Mayıs 2019 - Salı)
Ruhköklerimize, anayurdumuza yolculuk-1 (27 Nisan 2019 - Cumartesi)
Sudan´da neler oluyor? (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
Seçimlerin vebali ve toplumun basireti (01 Nisan 2019 - Pazartesi)
Ölüm fikri ve duanın sınırsız gücü (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Hatırladıkça özgürleşir insan... (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
Bugün Venezuela, yarın Türkiye! (28 Ocak 2019 - Pazartesi)
Türkiye´nin “cinsiyet”le imtihanı (26 Ocak 2019 - Cumartesi)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Türkiye´nin cinayetlerle imtihanı (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7690
EURO
6.4202
booked.net
Zengin, çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir.

Hz. Muhammed
1930 yılında keşfedilmesinden 2006 yılında gezegenlikten çıkarıldığı süre zarfında Plüton Güneş´in yörüngesinde turunu henüz tamamlamamıştı. Plüton´un yörüngesini tamamlaması 248 yılı buluyor.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59