Merkel´in beynindeki demokratik sürecin azizliği!
Tarih: 22.3.2017 12:17:46 / 357okunma / 0yorum
Yusuf Ziya Cömert

Hafızam eskisi gibi değil. Eskiden her okuduğumu anlardım ve anladıklarım kafamda kalırdı. Şimdi daha iyi anlıyorum.
Yazarın sadece yazdıklarını değil, yazmadıklarını da anlıyorum.
Fakat, bir sonraki sayfaya geçtiğimde, bir önceki sayfada okuduklarımı unutuyorum.
Bazen de, belki 40 yıldır hatırıma gelmemiş bir bilgi, bir ayrıntı, bir vesileyle, kafamın taa derinlerindeki kilitli çekmecelerden fırlıyor, pat, burnuma dayanıyor.
Yakın zamanlarda okuduğum iki kitaptan şunu anladım. İnsan beyni işleri rölantiye alıyor.
Okuyorsunuz. Anlıyorsunuz. Ama düz yoldasınız ne viraj var ne iniş çıkış.
Yolu tecrübe ediyorsunuz. Yol bittikten sonra tecrübenizi unutuyorsunuz.
Unutmamak için eski masallarda olduğu gibi güzergahınıza makul aralıklarla çakıl serpmeniz gerekiyor. Nasıl?
Okuduğunuzu birine anlatmak fayda ediyor, tavsiye ederim.
Kitaplar, David Eagleman´ın İncognito ve Beyin adlı kitapları.
Doğrusu insanın kendisini ve başka insanların hallerini anlamasında kolaylıklar sağlayacak kitaplar.
‘Men arafa nefsehu fekad arafa Rabbehu´ Hadis-i Şerif´ini işitmişsinizdir.
‘Kendini bilen Rabbini bilir.´
Buna da faydası var.
Kitapların içine girecek değilim. Önceki akşam televizyon haberlerinde bir görüntüye takıldım. Basit bir şey. Alelade.
Alelade nitelemesini kendi açımdan söylemiyorum. Şu dünyada alelade hiçbir şey görmedim. Hiçbir şeyin alelade olmadığına dair kanaatim yaşım kemale erdikçe pekişiyor.
Beynimizde, katılımcısı tahayyül edemeyeceğimiz kadar çok olan bir demokratik süreç var.
Bir sürü mekanizma fikirleri birbirine çarpıştırıyor ve sonunda siz bir sonuca varıyorsunuz.
Bu sürece fazla dahlimiz yok. Kafa, kendi kendine hallediyor.
Bilinç, hiçbir şeyden haberi olmayan bir müdür gibi sandalyesinde oturuyor. Sadece istisnai durumlarda devreye giriyor.
Yahu kitaba daldım gittim! Sadede gelelim.
1960´lı yıllarda Benjamin Libet adında bir bilim adamı bir deney yapmış. İnsanların kafalarına elektrotlar yerleştirerek, kendi belirledikleri bir zamanda parmaklarını kaldırmalarını istemiş.
Katılımcıların, hareketten çeyrek saniye önce hareket etme dürtüsünü fark ettikleri tespit edilmiş. Ancak, beyindeki etkinlikte hareket etme isteğini duymadan 60-70 saniye bir artış gözleniyor.
Yani beyin biz harekete niyetlenmeden çok önce ‘sahne gerisinde´ nöronlar arası koalisyonlar kurmaya, eylemi planlamaya, eylemi oylamaya sunmaya başlıyor.
Hareket bundan sonra vuku buluyor.
Bana kitapta okuduklarımı hatırlatan görüntü şu:
Merkel´le Trump karşıdaki koltuklarda oturuyor.
Gazeteciler el sıkışma fotoğrafı almak istiyor. Bunu iki liderin işitebileceği şekilde dile de getiriyorlar.
Hatta Merkel bu talebi dillendiriyor.
Merkel´in eli harekete geçiyor. Harika!
El, durduğu yerden kalkıyor, tokalaşmak için hamle yapıyor.
Demek ki, Merkel´in beynindeki demokrasi tokalaşma kararı veriyor ve Merkel´in elini harekete geçiriyor.
Merkel´in beyninin verdiği kararda ‘tokalaşma isteği´nin payı var şüphesiz.
Karşı koltukta ise Trump´ın beyninde başka bir demokratik süreç işliyor.
Trump´ın nöronları tokalaşma fikrini reddediyor. Hareketsiz.
Sanki Trump´ın ‘bilinç´i, Trump´ın beynindeki süreci kontrol altına almış.
Trump hareket etmeyince Merkel´in teşebbüsü neticeye ulaşmıyor.
Merkel´in eli eski yerine, Merkel´in kucağına geri dönüyor.
Böylece biz, iki beynin içinde gelişen süreçler sonunda bilhassa Merkel açısından skandal sayılacak bir manzarayı canlı olarak seyretmiş oluyoruz.
‘İlmel yakin´ muttali olduğum bir gerçekliği, ekranda ‘aynel yakin´ görmek benim için ilginçti.
Doğrusu seyrederken heyecanlandım.
Ecevit´in Bush´un karşısında ezik durduğu fotoğrafı hala hatırlarız.
Fakat, Merkel´in elinin yükselip tekrar kucağına düşmesi daha dramatik.
Ayrıca, görüyorsunuz, daha ilmi bir hikaye.
İşin siyasetini yazan çizen çok olur. Bırakalım benimki eksik olsun.
Kaldı ki, bu hikayeden sonra, siyasi tarafını yorumlamak çocuk oyuncağı.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İnci Baba´nın tarihçileri (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Follu´nun Kahvesi´nde ‘pürüzlük´ler (18 Haziran 2018 - Pazartesi)
Tarihi abur cubur yiyoruz midemiz bozulacak (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Erol´un eksikliği hissediliyor (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Zaman zemine uygun din siparişi (01 Haziran 2018 - Cuma)
Demek ki, ‘olmaz´ olmazmış (11 Mayıs 2018 - Cuma)
Yeni sistemin muhalefet halleri (04 Mayıs 2018 - Cuma)
Seçim sath-ı maili normal (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Siyasetin voltajı yükseliyor (26 Nisan 2018 - Perşembe)
Siyasette ‘olmaz´ olmaz (23 Nisan 2018 - Pazartesi)
Herkes geç kaldı (20 Nisan 2018 - Cuma)
Bir büyüğün öğütleri (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Hasan Abi´nin en güzel mirası (23 Mart 2018 - Cuma)
‘Karar´ günü (08 Mart 2018 - Perşembe)
‘Trol´ün lügatteki sergüzeşti (02 Mart 2018 - Cuma)
Bu sene seçim olacak mı? (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
Siyasetçiler ‘Adana´daki Kahve´ye uğrasın (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Şimdi Rusya ne yapacak? (20 Şubat 2018 - Salı)
Kimle savaşıyoruz? (13 Şubat 2018 - Salı)
Dünyada neler oluyor Nezire yenge! (08 Şubat 2018 - Perşembe)
Silivri´deki gevşekliğimiz (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Sert bir ‘Zeytin Dalı´ (24 Ocak 2018 - Çarşamba)
İblis galip gelmeyecek (10 Ocak 2018 - Çarşamba)
İran´daki gaileye sevinen var mıdır? (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Hayal edeceksin hayalini anlatmayacaksın (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Avrasya´da ütülen ombudsmana gitsin (26 Kasım 2017 - Pazar)
Doların başımıza açtığı işler (21 Kasım 2017 - Salı)
Mimariyi dikeyleştiren ‘istisnai´ elemanlar (15 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Arap Baharı´ yoksa bu muydu? (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Keramet şehrin betonunda değil (11 Ekim 2017 - Çarşamba)
Bir şiir velisiydi Cahit Zarifoğlu (04 Ekim 2017 - Çarşamba)
Müzelik hassasiyetler! (28 Eylül 2017 - Perşembe)
Bir şiir velisiydi Cahit Zarifoğlu (26 Eylül 2017 - Salı)
Celal Hoca´dan 80 sene gerideyiz (24 Eylül 2017 - Pazar)
Kim bu ‘Şehirli Müslüman´lar? (19 Eylül 2017 - Salı)
Köylülük o kadar da kötü değil (15 Eylül 2017 - Cuma)
Yeni müfredata göre trollerin durumu (09 Eylül 2017 - Cumartesi)
‘Dava-yı bi-mana´mız (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
‘Bana İmam-Hatiplilerin listesini getirin!´ (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Bu da Tomris Uyar´ın Metal Yorgunluğu (22 Ağustos 2017 - Salı)
‘Varyag´ gibi bir eğitim sistemi (15 Ağustos 2017 - Salı)
Maddiyat ve maneviyat: İki kanatla uçan kuşlar! (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
Meğer her şey tap-tazeymiş (17 Temmuz 2017 - Pazartesi)
İmtihanın adı Yusuf Akdeniz (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
Topraksız bir devlet gibi... (29 Haziran 2017 - Perşembe)
Yer yatağıyla Kur´an´ın alakası? (10 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ofsayta düşersem ibret alırım (19 Mayıs 2017 - Cuma)
Yeni sistemde debriyaj yok (14 Mayıs 2017 - Pazar)
Fetö´nün ihaleleri! (02 Mayıs 2017 - Salı)
Artık diyebilirim, hayırlı olsun (18 Nisan 2017 - Salı)
New York savcısının YouTube delilleri (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Dünyayı kurtarmak bizi aşar (31 Mart 2017 - Cuma)
Oylar ne tarafa gidiyor? (28 Mart 2017 - Salı)
Biz 28 Şubat´ta rahatsızdık (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Ankete inanma anketsiz de kalma (16 Şubat 2017 - Perşembe)
En merak ettiğim görüşme (12 Şubat 2017 - Pazar)
‘Tarihin sonu´ ne zaman? (07 Şubat 2017 - Salı)
‘Bize gelmeyin, kendinize gelin´ (03 Şubat 2017 - Cuma)
May´in yüzü ne kadar da İngiliz (31 Ocak 2017 - Salı)
Dolar artsın mı düşsün mü? (18 Ocak 2017 - Çarşamba)
‘Mükemmel´ yerine ‘mümkün´ (12 Ocak 2017 - Perşembe)
Katil yaralı yere vurdu ama… (22 Aralık 2016 - Perşembe)
Ne yedik de bozulduk? (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
Hüzün günlerinin tesellisi (15 Aralık 2016 - Perşembe)
Kelimeleri bozdular… İnsanları da! (13 Aralık 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İnsanlara akılları ölçüsünde söz söyleyiniz.

Hz. Muhammed